Ferdi ilişkilerde istenilen hedefe varılıp varılmamasının kâr yada zararlarının telafisi belli bir yere kadar mümkündür. Ancak devletlerarası ilişkilerde gereken ve arzulanan hedeflere varılamadığı taktirde zararlarının telafisi mümkün değildir.
Onun içindir ki vatanın bütünlüğü milletin refahı için her ferde her kuruma düşen görevler vardır. Bu görevlerde bulunan kişilerin ilk ve tek hedefleri devletin bekası olmalıdır. Devletin bekasını milletin refahını sağlayamayan toplumların dünya sahnesinde uzun süre hür ve bağımsız kalamadıkları herkesçe malumdur.
Türk Milleti dünya sahnesinde yer aldıktan sonra irili ufaklı devletler, imparatorluklar kurmuş ve güçlerini koruyamadıkları zaman da yıkılmıştır. Tarihimizde kurduğumuz on yedi büyük devlet olduğu gibi on altısına da sahip çıkamayarak yıkılmasına sebep olduğumuz unutulmamalıdır. Dengelerin ve güçlerin her an değiştiği, küresel güçlerin iş birlik halinde olduğu şu zaman diliminde son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de yıkılmayacağına kimsenin garantisi olamaz.
Yaşanan olaylar, dışta ve içte diplomatik yanlışlıklar maalesef ülkemiz ve milletimiz hakkında ciddi kaygılar duymamıza sebebiyet vermektedir.
Obamaın ABD başkanı olmasıyla başlatılan iyimser hava, 24 Nisan sözde ermeni soykırımını anma günü etkinlikleri nedeniyle yapılan konuşmayla yerini buz gibi bir havaya terk etti. Hükümet ve Cumhurbaşkanı yaşanan tehlikeli durumu yuvarlak ifadelerde geçiştirmekle yetindiler. (Vatandaş ise hak getire zaten kendini kaybetmiş, günü kurtarmak derdinde
)
Yetindiler diyorum, Çünkü Obamanın gerek NATO Genel Sekreteri Rasmussenin seçiminde garantörlük etmesine, gerekse de sözde Ermeni soykırımı hakkında Türkiyeyi oyuna getirmelerine rağmen hala gayet serin ve duyarsız davranılmaktadır.
Peki neler oluyor? Batılı sözde müttefiklerimiz bizimle hemen her konuda alay etmekte, kendi çıkarları doğrultusunda kararlar aldırmakta, biz hala omurgasız duruşumuza devam etmekteyiz. Kaybolan bunca kırmızı çizgiler, verilen büyük tavizler, Ermeniler yüzünden Azeri kardeşlerimizle yaşadığımız sıkıntılar, bir şeylerin yolunda gitmediğinin göstergesi değil midir? Bu güne kadar harcanan bunca emek boşa gitmemiş midir?
Hala birileri çıkıp durun bu sokaklar çıkmaz sokak diyemeyecek mi?
Biz kullar genellikle menfaatimiz söz konusu olduğu zaman gerçekleri görmekten uzak oluruz. Ve hep de yanılırız
Halbuki Yüce Allah bizi bu konuda da gayet açık bir şekilde uyarmıştır.
Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez
İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar.
(O zaman) iman edenler derler ki: Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allaha yemin edenler şunlar mı? Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allahı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allahın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Sizin dostunuz ancak Allahtır, Resûlüdür ve Allahın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren müminlerdir.
Kim Allahı, onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.
Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer müminler iseniz Allaha karşı gelmekten sakının.(MAİDE;51- 57)
Fazla söze gerek var mı? İdrak edip ders almak isteyenlere bu kadar söz yeter sanırım.
O söz ki Yüce Allahın sözüdür
UĞUR KEPEKÇİ









