Dünkü yazımızda topla tüfekle geçilemeyen Çanakkale, maalesef teslimiyetçi ve yanlış politikalar sayesinde; siyasi ve ekonomik yollarla geçilmiştir. diye bir ifade kullanmıştık. Bu ifademizden (belli ki dini ve milli duyguları hamasetle yüklü) birkaç okurumuz rahatsız olmuşlar. Vatan topraklarının kimseye peşkeş çekilemeyeceğinden, gerekirse bu uğruda mücadele verileceklerinden bahisle; vatan toprakları salim ellerdedir ve bir karışına zeval gelmemiştir
diye yazmışlar
Bakınız değerli dostlar. Vatan topraklarına öyle hamasi duygularla değil, gerçekçi plan ve projelerle, milli bir duruş ve bağımsız fikirlerle sahip çıkılır. Ve bu uğurda, geçmişte ecdadın verdiği mücadele ve taşıdığı ruh ile ayakta kalınır.
Bende o değerli okurlarım gibi düşünmek, vatanın bir karış toprağına zeval gelemeden korunmasını sağlamak, Türk Milletinin ebediyete kadar ayakta kalmasını, dün olduğu gibi bugün de dünyaya insan haklarını ve medeniyetini doya yaşatacak seviyede olmamızı isterdim ama bu düşünceyi taşımak başka, gelinen durum başkadır.
Eğer gelinen noktayı görmez, mızrağı bir çuvalda gizlemeye kalkarsak, görünen köye hala kılavuz istersek, gördüğümüz rüya, uykudan uyanınca sona erer ve meydanda kalırız
Ama gerek içte, gerek dışta yaşadığımız; ferdi ve toplumsal olayları
Ülkenin yönetimini, devlet erkinin işleyişini
Alçım bahaneleriyle bir milletin ayrışmasını
Devlet-millet, asker-sivil ilişkilerini
Azınlıkların, topraklarımız üzerinde elde ettikler hak ve güçlerini
İç ve dış borçlarımızın miktarını
AB ve ABD dayatmalarıyla gelinen noktaları
Haçlı batının bölgedeki hesapları çerçevesinde, gerek askeri gerek sivil kurumlarla onların yanında yer alışımızı, göz ardı edersek; hiçbir olumsuzluk göremeyiz ve kendimizi(bazı dostlarımız gibi) hayal âleminde görürüz...
Şimdi soralım; Çanakkaleyi geçmek isteyen güçlerin emelleri bu vatan toprakları üzerinde kendi fikir ve inançlarını hâkim kılmak, yeraltı ve yer üstü kaynaklarımızı elde etmek, menfaatleri doğrultusunda yönetimde hak sahibi olmak, Türk Milletini sefil, aç, işsiz ve sahipsiz koymak değil miydi?
Madenlerimize, petrolümüze, enerjimize, haberleşmemize, işletmelerimize, alışveriş merkezlerimize sahip olmak değil miydi?
Ecdadımızın yedi düvele karşı verdiği mücadele bunlara engel olmak için değil miydi?
Yüz binlerce şehit, düşmanın bu emellerine engel olmak için can vermediler mi?
Neticede; topla tüfekle elde edemediklerini, milli politikalardan uzak ve teslimiyetçi kadrolar vesilesiyle yerine getirmediler mi? İşte bu sebeplerden dolayı; Çanakkale geçildi demek istedik.
Bütün olumsuzluklara rağmen, her şey bitmiş değildir. Eğer Milletimiz, tekrar kendi benliğine döner, bağımsızlığın ve milli duruşun simgesi olan; Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Başla birlikte olur, bağımsızlık kervanında tez elden yerini alırsa, eski günlerimize de tez elden kavuşuruz. Yoksa da Çanakkale geçilmez rüyasını görürken, daha çok vatan topraklarımız ve kalelerimiz geçilir, haberimiz bile olmaz. Bizden hatırlatması..!
UĞUR KEPEKÇİ









