İstanbulun Çatalca ilçesinde düzenlenen Kuva-yi Milliye gençlik kampından bahsetmeye devam etmek istiyorum. Kamp süresinde birkaç gün ziyaretlerde bulunduğum için, genelde kamp öncesi faaliyetlerden ve tertip edilen seminerlerden bahsetmiştik. Kampın sonunda düzenlenen gençlik kurultayının şeref konuğu Prof. Dr. Haydar Baş Beyin yaptığı konuşmadan bahsetmeden geçemeyeceğim. Onun yaptığı konuşmaların, toplumun her kesimi tarafından ilgi ve alaka ile izlendiğinden, dinledikten sonra da herkes kendi nasibince istifade ettiğinden bahsetmiştik. Sayın Başın yaptığı her konuşmada gerçekten Millet adına Devlet adına insanlık adına faydalı çözümler sunduğunu görmekteyiz. Prof. Dr. Haydar Baş Bey yaptığı konuşmalarında; Ülke gündemini ilgilendiren hemen her konuda tespitlerde bulunmuştur. Ben bu yazımda sadece Din eğitimi hakkında yaptığı tespit ve çözüm önerilerini sunacağım. Sayın Baş, Milli eğitim müfredatı çerçevesinde Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi derslerinde, okutulan kitaplar içerisinde yapılan tahribata dikkat çekmiştir. Sözlerine devamla; Sözlerim sakın yanlış anlaşılmasın, Ben kimsenin kendi dinini öğrenmesine karşı çıkan biri değilim. İsteyen başka din mensuplarına kendi dinlerinin eğitimi yapılabilir. Fakat Müslüman Türk milletinin evlatlarına, benim evlatlarıma İslam dininden başka, inançlarımıza göre tahrip olmuş batıl dinleri öğretemezsiniz. Dinini öğretiyorum diye, sapık inançları onların körpe dimağlarına yerleştiremezsiniz. Buna ben müsaade etmiyorum. Kendim, ilköğretim ve lisede ders kitapları olarak okutulan; Din bilgisi ve Ahlak Bilgisi kitapları üzerinde yaptığım araştırmam, Sayın Başın bu konudaki kaygılarında fazlasıyla haklı olduğunu ortaya koymaktadır. Örneklemek istersek; Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi 7. Sınıf / Sayfa 106; Niçin birden çok din vardır başlığı altında dinlerin çokluğu ve varlığı doğal gösterilmiş; Yahudilik, Hıristiyanlık, Hinduizim ve Budizm inançları güzel yönleriyle anlatılarak, adeta propagandaları yapılmaktadır. UĞUR KEPEKÇİ
Müslüman Türk milletinin evlatlarının maalesef kendi kültürünün yanında batıl dinlerin de öğretilmeğe çalışıldığını, böyle bir din eğitiminin ne kendi kültürümüzde ne de dünyanın hiçbir yerine yer almadığından bahsetmiştir.
Örnek almağa çalıştığınız batıda bu uygulama kesinlikle yoktur. Size bir örnek vereyim; mesela batıda Hıristiyanlığın Katolik mezhebine mensup bir ailenin çocuğu, çok küçük denecek yaşta alınır ve kendi mezhebinin papazı tarafından eğitilir. Katolik olan bu ailenin çocuğuna yine Hıristiyan olmasına rağmen, Protestan mezhebine göre eğitim yaptıramazsınız
Kitaplarda verilen mantık; yaşanılan dinlerin hemen hepsinin hak olduğu şeklindedir
Başka din mensupları, kendi içlerindeki başka bir mezhebin bile eğitimine müsaade etmezken, bizim dinimiz İslamı asla ve asla kendi çocuklarına öğretmezler. Dünyada uygulama böyle iken bizde yapılan uygulamalar; evlatlarımızın ve geleceğimizin tehlikeye atılması yönündedir.
AB dayatmalarıyla İmam hatiplerin, Kuran kurslarının ne hale getirildiğini, kendi çocuklarımıza kendi ülkemizde, kendi kültürümüzü öğretmekte bile sıkıntı yaşadığımızı düşünürsek, yapılan bu uygulamaların maksadını anlamış oluruz.
Maksat, Aziz Vatan topaklarının parçalanması için, milli ve dini bütünlüğümüzü ortadan kaldırmaktır.
Lütfen kendi çocuklarınızın kitaplarını inceleme zahmetinde bulunun ve onlara Dinlerini ve Milli benliklerini kendi çabalarınızla, sağlam kaynaklardan öğretmeye çalışın.
Yarın geç olmadan!









