Yüce Allah(cc) bir Ayeti Kerimesinde Peygamberine itaati, kendisine itaat gibi kabul etmiş, kulluğun gereği olarak da Peygambere itaati emretmiştir.
Kim Peygambere itaat ederse, Allaha itaat etmiş olur(Nisa Suresi/Ayet:80)
Dünyevi ve uhrevi kurtuluşun reçetesi ve rehberi olarak gönderdiği Alemlere Rahmet Muhammed (sav) efendimizi bizim üzerimizde sürekli ikaz edici kılmış, Onu, yaşayan Kuran olarak dünya aleminde yaşatmıştır. Onun hayat ölçüleri, kıyamete kadar da ölçü ve rehber olarak kalacaktır.
Peygamberimiz(sav) Veda hutbesinde;
Benden sonra yolunuzu sapıtıp dalalete düşmemeniz için size iki emanet bırakıyorum. Onlar Allahın kitabı ve Resulünün sünneti.buyurmuştur.(Malik,Muvatta,Kader3,Buhari,Fedailül Kuran,20)
Emanet kavramındaki sünnet ifadesinin içini de Veda Haccı dönüşünde, Mekke Medine arasında irat ettiği, Gadr-i Hum hutbesinde doldurmuştur.
Gadr-i Hum Hutbesinde şu ifadelere rastlıyoruz;
Ben sizin aranızda iki değerli emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece benden sonra asla sapıklığa düşmezsiniz. Onlar Allahın Kitabı ve benim Ehl-i Beytimdir. (Sahih-i Müslim, Kitab-u Fezail-i Ali ibn-i Ebi Talib, c.7, s.122)
Bu uyarıdan da anlaşılan şudur ki; Hz. Muhammedin (sav) sünnetlerini gerçek manada anlayan ve yaşayanların Ehl-i Beyt olduğu haber verilmiştir.
Ehl-i Beytin kimleri kapsadığı, şu hadisi şerifte haber verilmiştir:
Hazreti Ayşe rivayet ediyor; Bir gün Allah Resulü (sav) dışarı çıktı ve sırtında siyah keçi kılından örülme, desenli bir aba vardı. Önce Hasan geldi, onu abasının altına aldılar, ondan sonra da Hüseyin geldi, onu da abasının altına aldı; daha sonra Fatımâ geldi ve abanın altına girdi ve daha sonra Ali geldi, onu da diğerleriyle birlikte abanın altına aldı ve şöyle buyurdu Ey Ehlibeyt, gerçekten Allah, sizden kiri (her türlü günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister (Ahzap suresi; 33. Ayet) buyurdu (Sahih-i Müslimde, Ehlibeytin Faziletleri babında, c;7 s:130)
Bir başka hadisi şerifte Ehl-i Beyte tabi olmanın gereği işaret edilmiştir:
Benim Ehl-i Beytimin sizin içinizdeki misali, Hz. Nuhun kavmi içerisindeki Hz. Nuhun gemisi gibidir. Kim gemiye binerse necat bulur, kim binmezse helak olur. Buyurmuştur. (Suyuti, Tefsir-i Hulafa, s.573; Taberani, Mucemül Kebir, s. 78)
Gerçek kurtuluş, Ehl-i Beytle olmak ve Ehl-i Beyti sevmekle olduğuna göre; Ehl-i Beyti sevmek ve tabi olmak imanın gereğidir.
UĞUR KEPEKÇİ









