Bu kural fertten topluma, en küçükten en büyüğe her şeyi kapsar.
Madem ki toplumsal yaşantı içerisinde bulunuyor ve bu toplumun bir parçası olarak yaşamak zorundayız, o zaman toplumsal güzelliklere erişmenin yolu da fertlerin güzellikleri artırmasına bağlıdır
Büyükler, Herkes evinin önünü temizlerse sokaklar temiz kalır buyurmakla toplumsal olayların temelinde ferdin davranışlarının etkisini anlatmak istemişlerdir.
Yaşanabilir bir dünya için karanlıklardan şikayet etmektense bir mum yakarak ortamı aydınlatmalısın diyerek yine ferdin çabasının önemine dikkat çekmek istemişlerdir.
Ne var ki insanın tembelliği daha ağır bastığından mıdır bilinmez, kendisi katkı sağlamadan güzelliklere erişmek ister. Ama bu beklenti beyhude bir bekleyiştir
Toplumun halini dokuma halısına benzeterek konumuza derinlik kazandırmaya çalışalım;
Güzel desenli bir halı düşünün, değişik renklerin uyumu içerisinde dokunurken, planlanan renk ve desenlerin dışına çıkıldığı zaman istenen güzellik oluşmayacak, yanlış renk yada desen halının defolu olmasını sağlayarak göz zevkini bozacaktır. İstenilen renk ve desen istenilen toplum yapısının güzel hâline benzetilirse; bozulan görüntüde, bir renk ve desen hatasının payı ne kadarsa, toplumun bozulmasında ferdin payı da o kadardır. Hele uyumsuzluk çok renk ve desen şeklinde cereyan edince, halının halılıktan çıkarak bir paçavra halini aldığını görürsünüz. Toplumda yanlışlıkların sayısı arttıkça oluşacak tablo, halıdan daha beter olacaktır. Halıdaki hatalar durağandır, etrafına zarar vermez, zarar sadece görüntüdedir. Ancak toplumdaki insanın hataları öyle değildir. Onun hataları durağan değil çoğalandır, hem kendine hem çevresine sürekli zarar verecektir.
Ferdin davranışlarının önemi asla küçümsenmemelidir. Dünyayı yakan da yıkan da yapan da insandır. Madde insanın elinde şekillendiğine göre, maddeye şekil vereni şekillendirmek gerekir
Dünyayı yaşanabilir kılmak için maddeyi kullanan kafayı eğitmek, yetiştirmek, ıslah etmek gerekir
Bıçak; katilin elinde can alan, doktorun elinde can kurtarandır
Demek ki; bıçağa değer kazandıran yada değersiz kılan bıçağı kullanan insandır.
O zaman yapılacak iş meydana çıkmaktadır. Fertten topluma yeniden ihya, yeniden bir diriliş lazımdır. Dirilişin merkezi insan, insanın merkezi kalptir.
Yüce peygamberimiz Hazreti Muhammed(sav) bu gerçeği dile getirmek için;
"İnsan vücudunda bir et parçası vardır o düzelirse bütün vücut düzelir, o bozuk olduğunda bütün vücut ifsat olur. İyi bilin ki, işte o et parçası kalptir" buyurmuştur.(Buhârî, İmân, 39; Müslim,Musâkât, 107)
İyi olan kalpler, iyi insanı; iyi insanlar, iyi toplumu oluşturacak, böylelikle yaşanabilir toplum oluşacaktır. Bu işin de merkezi ve başlangıcı fertten toplumadır
UĞUR KEPEKÇİ









