Hz. Ali(ra) efendimizin Hakikatin hatırı, dostun hatırından üstündür sözünden yola çıkarak bir kaç gündür Hak ve Hakikat kavramı üzerinde durmakta bu konuda etraflıca görüşlerimizi aktarmaya çalışmaktayız. Hak kavramı da diğer istismar konusu yapılanlar gibi istismar edilebilmektedir.
Bu ifadelerle haktan vaz geçmeyi değil, hak meselesinin gerçek mecrasına oturtulmasını murat ettik. Hak denince Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Başın Makalat adlı eserindeki Gençlere Hitabesinde kullandığı; Hakkınız olmayan hiçbir şeyi istemeyin. Hakkınız olan her şeye de sahip çıkın. Hakkınızı aramaz, ona sahip çıkmazsanız, hakkınıza karşı en büyük haksızlığı yapmış olursunuz ifadeleri, anlatmak istediğimizi en güzel manada anlatmaktadır.
Son asrın en büyük fitnesi, Deccal fitnesi olduğu ve Deccalin de en büyük özelliği; suret-i haktan görünerek insanları aldatmak olduğu için hak gibi çok önemli bir kavram da Deccal fitnesine kurban gitmiştir.
Deccal kelime olarak cilalayıcı demektir. (Yani allayıp pullayıp gerçek görüntüsünden uzaklaştırarak kandırmak). Deccal cilalayıcı demek olduğuna, en önemli özelliğinin de sureti haktan görünmek olduğuna göre; en büyük haksızlıkların ve yanlışlıkların doğruluk ve haklılık görüntüsü altında sahneleneceği anlaşılmaktadır.
Dünyada cereyan eden en büyük zulüm ve işgallerin altında hak kavramı yattığını hemen herkes bilmektedir. ABD Iraka ve Afganistana insan hakları ve demokrasi adı altında gelerek her türlü haksızlığı işlemektedir. İsrailin Filistin vahşeti bile hak kavramının arkasına sığınılarak yapılmaktadır. Haktan bahseden batılı ülkelerin yaptıkları her şey haksızlıktır ve meydandadır.
AB ve ABD dayatmalarının arkasında demokrasi ve insan hakları aldatmacası vardır.
Ülkemizi bölünme noktasına getirirken alınan bütün kararların arkasında hak aldatmacaları vardır.
Yabancılara toprak satışından, yabancı vakıflara verilen geniş imtiyazlara varıncaya kadar yapılan uygulamalar hak kavramının arkasına sığınılarak yapılmaktadır.
Dağdakinden düz ovadakine, sokaktakinden meclistekine varıncaya kadar yüce Türk Devletine yapılanlar bile hak kavramının arkasına sığınılarak yapılmaktadır.
Çıkarılan kanunlar ve yapılan uygulamalarla ilerde yabancıların toprak ve tazminat talepleri bile hak kavramı arkasına sığınılarak yapılacaktır. Bu, asla unutulmamalıdır..!
Hak kavram olarak haklılık gerekçesini ortaya koyar. Hakkın sahibine verilmesi için neyin hak, neyin haksızlık olduğunun da gerçek ölçülere dayandırılması gerekmektedir. Eğer kanunları haksızlık üzerine bina eder de hakkı o çerçevede anlamaya çalışırsanız hakka karşı en büyük haksızlığı yapmış olursunuz. Hak ölçüsü şahıslara göre değil, Hakka göre olmalıdır. Yazımızı Sayın Başın gençler hitabesini bitirirken yaptığı çağrıyla bitirelim; Hakka koşun, Hakkla olun, haklı ile olun, haklı olun, hepiniz Hakka emanet olun.
UĞUR KEPEKÇİ









