Heba olan gençlik
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

Heba olan gençlik

23 Eylül 2021 - 10:41

Geleceğini düşünenler, gençliğine sahip çıkmak zorundadırlar. Aksi halde geleceklerini kaybederler. Bu genel bir kaidedir, istisnası bile yoktur.

Peki, Türk milleti olarak gençliğimize gereken önemi verebiliyor muyuz? Elbette hayır. Atalarımız ne güzel söylemiş: “Kişinin aynası iştir söze bakılmaz.” 

Gençlik sahipsizdir. Gereken ilgi gösterilmemiştir. Bunun bedelinin ağırlığı gelecekte daha belirgin hissedilecektir. Eğer yanlıştan dönülmezse iş işten geçmiş olacaktır. Şimdi gençliğin haline bir bakalım.  

Gençliğin öğrenim serüvenine geçmeden, mesleki eğitimden mahrumiyete değinelim:

On iki sene eğitimin zorunlu hale getirilmesiyle birlikte ülkede meslek sahibi tükeniyor. Meslek öğrenecek çocuklar erken çağlarda usta yanına konur, çıraklık, kalfalık ve ustalık aşamalarından geçerek mesleğini öğrenirdi. Zorunlu eğitim süresinde yaşı büyüyenler meslek öğrenmekten vazgeçmedirler.

Çıraklığa çok küçük yaşlarda başlaması gereken çocuklar, yaşları büyüdükçe meslek öğrenme kabiliyetini yitirmektedir.

Erken meslek öğrenimini kaçıranlar da sonraki yıllarda hem o mesleği öğrenmeleri zorlaşmakta hem de kendileri doğal olarak meslek öğrenmekten vazgeçmektedir. Meslekler sahipsiz kalınca da adım adım yok olmaya yüz tutmaktadır.

Gelelim eğitim serüvenine çıkan geçlerimize:

İlk-orta-lise şeklinde eğitime başlayan gençlik, ilk dört yılda bir yandan okuma yazma öğrenmekte, bir yandan orta öğretimde okuyacağı iyi bir okul için hazırlanmaktadır.

İkinci dört yıl olan Ortaokul hayatında da bir yandan normal ders eğitimi görmekte bir yandan da iyi bir lisede okumak için sınava hazırlanmaktadır.

Lise hayatı, iyi bir üniversite kazanmak isteyen genç için kâbus dolu yıllardır. Genç, hemen hemen hiçbir sosyal aktivite yapamayıp, kendine bile zaman ayıramayıp, gece gündüz ders çalışmak zorunda olduğundan, sağlığını kaybetme derecesine gelmektedir.

Çok az bir kesimin dışında zaten istediği okulu kazanamayan gençlik farklı bir bunalıma girmektedir. Elinde işi yok, kalifiye eleman hiç değil, bundan sonra genç için çile dönemi başlamıştır.

Zorlukla bir üniversite kazanan genç için başka bir çile başlamıştır. Gurbet hasreti, kalacak yurt ya da ev sorunu kapıdadır. Bu ülkede uzun yılladır öğrencinin barınma sorunu çözülememiştir.

Bir dönem sahipsiz bırakılan gençlik, FETÖ yurtlarında barınmak zorunda bırakıldı. Sonra da o yurtlarda kalanlar; işinden, evinden, barkından oldu. Şimdi de hayat pahalılığından ve yeterli yurt ve ev bulamamanın yüzünden gençlik sokaktadır.

Bu kadar engeli aşarak okulunu bir şekilde bitiren gençliği başka bir dert beklemektedir. Bunlar da sınavlar, atama ve iş bulma sorunlarıdır.

İstediği göreve ataması yapılamayan ve uygun iş bulamayan gençler bu sefer ya vasıfsız işlerde çalışmak zorunda kalmakta ya da yurt dışına gitmenin yollarına başvurmaktadır.

Ülkemizde gençliğin bu sorunlarına çözüm bulamayan birileri, gençliğe sahip çıkıldığını nasıl iddia edebilir.

Bir ülke ki en büyük potansiyeli ve geleceği olan gençlerini böylece heba ediyor. Dünyada başka örneğimiz olmadığına inanıyorum.

Gençlik bu kadar olumsuzluğa rağmen asla çözümsüz değildir. Çözüm; sınavsız üniversite imkânı sağlayacak ve istihdam sorununu çözecek olan, sürekli büyümeyi hedef alan, kendi kaynaklarıyla refah seviyesine ulaşabilecek yönetime talip olan; Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.

BTP Lideri Av. Hüseyin Baş “İktidarlarında gençliğe sahip çıkılacağını, gencin istediği okulda okuyabileceğini, iş imkânı sağlanacağını ve asla yurt dışına gitmek mecburiyetinde kalmayacağını” her platformda dile getirmektedir. Gençlik, kendine sahip çıkacak BTP liderini sahiplendiği takdirde, sorunlarından da kurtulacaktır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

Bu yazı 180 defa okunmuştur .

Son Yazılar