Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir. Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnîdir. (Al-i İmran 3/96-97)
Kâbe, görüntüsünün yanında temsil ettiği mana bakımından da büyük bir öneme haizdir. Kâbenin temsil ettiği tevhit inancıdır.
Kâbenin duruşu, etrafındaki 24 saat durmayan faaliyetler; namaz ve tavaf, insanlara sürekli; tevhit sırrını, birlik ruhunu, telkin etmektedir.
Hıristiyan ve Yahudilik inancındaki teslis inancını ve sahte ilahları kökten silen, tevhit inancını sürekli haykıran bir görüntü arz etmektedir.
Dünyanın her tarafından İslam inancına evet diyen; her ırk ve milletten, kadın erkek, yaşlı genç, imkân bulan hemen herkes, bu manevi lezzetten nasiptar olmak üzere buralara gelerek, tevhidi tasdik etmeye çalışmakta tavaflarını ve diğer ibadetlerini topluca yerine getirmektedirler.
Kâbe deki tavaf; (Kâbe etrafında Hacerül Esvet tarafından başlayıp, yedi defa dönmek fiiline tavaf denir) günün 24 saatinde, sürekli bir dönüştür. Yörüngesi etrafında dönen cisimleri andıran bu görüntüyü görmek, en güzeli bu yörüngede dönenlerin içinde bulunmak; ayrı bir değer, ayrı bir zevki manevidir.
Kâbe insanlara, özelliklede Müslümanlara bu birliği lisanı haliyle haykırmaktadır. tevhide yönelin
Topluca Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Ve Allah'ın üzerindeki nimetini hatırlayın. Hani, siz; düşman idiniz de O, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz; bir ateş uçurumunun tam kenarında iken, sizi oradan doğru yola eresiniz diye kurtardı. Allah ayetlerini size işte böylece açıklar. (Al-i İmran: 103)
Kutsal topraklara ibadet kastıyla gelen dünya Müslümanlarının mutlaka birbirleriyle kültürel ve ekonomik bağları kuvvetlendirilmelidir. Bu birliktelik; yıllık istişare konumuna getirilmelidir.
Birbirleri arasında diyalog yapmaları halinde; dilleri, örfleri, farklı olan, fakat inançları bir olan Müslümanların, birbirleriyle olan münasebetlerinin gelişmesine, gerek ticari gerek kültürel birlikteliklerin sağlanmasına sebebiyet verir. Bu vesileyle, oluşacak güç sayesinde İslam âlemi zulüm ve işgallerden, gizli ve açık sömürüden, tehditlerden kurtulmuş olurlar.
UĞUR KEPEKÇİ









