Benlik duygusu ağır basan insanlar, hemen her konuda bildiklerini en doğru kabul eder, bir işin gereğini yerine getirmeden de o işi kendince tamam zanneder. Hele bu konu dinle diyanetle alakalı ise o zaman en büyük lafları O eder, en fazla ahkâmı O keser. Bununla kalsa iyi, cennetliklerin amellerini yerine getirmeden kendini cennetin en baş köşesinde görür.
Halbuki kişinin kendini bir yerde görmesinden çok, o konuda ölçüye vurmaktan başka çaresi yoktur. Özellikle iman öyle bir iştir ki; temel ölçüleri, değişmez kuralları içerir.
Geçtiğimiz hafta kutlu doğum etkinlikleri yaşandı. Bu münasebetle çeşitli programlar tertiplendi. Herkes kendince, nasibince Alemlere Rahmet Hazreti Muhammed(sav) Efendimizin feyzinden nasiplendi
Yaşamakta olduğumuz zaman diliminde, geçmişe göre biraz daha kıyamete yaklaştığımızı düşünürsek; ölçülerin ve değerlerin daha belirgin olarak çiğnendiği, iman-küfür saflarının daha karmakarışık hale dönüştüğünü görürüz.
O zaman da Efendimizin Fırka-i Naciye hakkında zikrettiği hadisi şerif üzerinde çok ciddi olarak durmak zorunluluğu hissetmeliyiz...
Hz. Peygamber (sav) Ebû Hureyre'den rivayet edilen bir hadis-i şeriflerinde: " Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, kurtuluşa eren fırka (Fırka-ı Naciye) dışında kalan yetmiş iki fırka Cehenneme gidecektir", buyurmuştur. Ayrıca bu türden olan hadislerin devamında sahabelerin, Fırka-ı Naciye'den sormaları üzerine Hz. Peygamber, Fırka-ı Naciye'yi: "Benim yürüdüğüm yola ve bu yolda beni takip eden ashabımın yoluna uyanlardır." diye tarif etmiştir.(Sünen-i İbn-i Mace- İst: 1401 C:2 Sh: 1322 Had. N0: 3993, Ayrıca Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebu Davud ve Sünen-i Darimi)
Bakınız değerli dostlar bu hadisi şerif üzerinde çok ama çok kafa yormak, düşünmek ve gereğini yerine getirmek zorundayız. Aksi taktirde, kendimizi cennette umarken, müflislerden oluruz da cehennemi boylarız, iş işte çoktan geçmiş olur.
Burada bahsedilen, dinsizler yada ehli kitap değildir. Bizzat Muhammed ümmeti içerisinden olacak (yani kendini öyle zannedecek) ve fakat cehennemlik olacak kişilerden bahsedilmektedir..
Şöyle bir kendi etrafınıza bakınız, ahlak ve fazilet olarak Allahın ve Resulünün hoşnut olmayacağı fiilleri işleyen ve kendince takva sayılan nicelerini görürsünüz
Yaptığı işin ne Ayetle ne Hadisle alakası yoktur ama O kendini en mümin kişilerden saymak cüretini gösterir...
Kişinin davranışları ve inanışları, Resulullahın ve güzide ashabının yolunda değil ise, kurtuluş beklemek, beyhude bir inanış olacaktır.
Bu konuda gerekli uyarıyı Resulullah veda hutbesinde asırlar önceden yapmıştı;
Benden sonra yolunuzu sapıtıp dalalete düşmemeniz için size iki emanet bırakıyorum. Onlar Allahın kitabı ve Resulünün sünneti.buyurmuştur.(Malik,Muvatta,Kader3 ,Buhari,Fedailül Kuran,20 )
Biz burada başkalarını yargılamanız için değil, kendinizi ölçüye vurmanız için çaba sarf ediyoruz. Eğer ki Fırka-i Naciye kapsamında yer alamıyorsak, tez elden kendimize çeki düzen verip, Yüce Resulün ve ashabının kutlu yolundan gitmeye gayret göstermeliyiz
.
Her an kendimize şu soruyu sormalıyız; acaba kurtuluşa erenlerden miyiz?
UĞUR KEPEKÇİ









