Şu bir gerçektir ki; musibetten kurtulmak, nasihatlere kulak vermekle doğru orantılıdır. Ancak, nasihatten nasibi olanların da nasiplerinden dolayı, Yüce Allaha şükür borcu vardır.
Yaklaşık yirmi küsur senedir Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Beyle beraber olmak şerefine varanlardan biriyim. Lise yıllarından bu yana fikir ve gönül adamı biriyle beraber olmak, nasihatten nasibi olanlar gibi az kişiye nasip olan bir şereftir. Bunun şükrünü, Yüce Allaha karşı mutlaka yerine getirmem gerektiğine de inanmaktayım.
Dilerseniz, şükür hakkında birkaç hatırlatma yaparak muhabbetimize devam edelim:
Verilen nimetleri yerli yerinde kullanmak. Allahın verdiği nimetlere isyan etmemek. Nimetleri kullanırken sahibini unutmamak. Görülen iyiliğe karşı teşekkür etmek. Allahın emir ve yasaklarına uymak. Şükür kapsamına giren davranışlardır.
Yüce Rabbimiz, İbrahim suresi 7. Ayette, şükrün gereğini yerine getirdiğimiz taktirde de verilen nimetlerin artacağını haber veriyor:
Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.
Ancak şunu da unutmamak lazım ki; Her nimetin şükrünü yerine getirmenin ayrı bir yolu vardır. Zenginliğin şükrü, sadaka ile; sağlığın şükrü, gayret ile; ilmin şükrü, öğretmek ile; imanın şükrü, ibadet ile yerine getirilebilir
Zengin olanın sadaka vermeden, sağlıklı olanın gayret etmeden, ilmi olanın öğretmeden; imanı olanın, ibadet etmeden; vatanı olanın, vatandaşlık etmeden, sadece kalbi ve dili ile şükür etmesi, eksik bir şükürdür. Asıl olan, her şükrün gereğinin yerine getirilmesidir.
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, gerek kulluk, gerek vatandaşlık görevlerini yerine getirmek için üzerine düşen bütün çabaları sergilemekte; ilminin, imanının gereği, musibet gelmeden, nasihatleri ile bizleri uyarmaya çalışmaktadır. Bize düşen görev de musibet gelmeden nasihatlere kulak vermektir.
UĞUR KEPEKÇİ









