Hâlbuki bu konuda Allah (cc) kullarını çok açık bir vaziyette uyarmıştır. Diliniz yalana alışmış olduğu için her şeye, şu helaldir, şu haramdır demeyin; aksi halde Allaha iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allaha yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.
Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır. (Nahl suresi: 116 117).
Sonra da yüce Peygamberimiz (sav) gerekli uyarıyı yapmıştır:
Kim Kuran hakkında kendi reyiyle konuşursa, cehennemdeki yerine hazırlansın. (Tirmizi).
Onlar Allah Tealanın ayetlerini az bir bedel karşılığında sattılar. Sonra da Onun yolundan çevirdiler. Şüphesiz ki onların yapar oldukları şey ne kadar kötüdür. (Tevbe: 9).
Hem dini konuda hüküm mercileri belirlenmiştir. Resulullah Aleyhisselam Hz. Muazı Yemene vali olarak gönderirken kendisine;
Sana bir dava geldiği zaman nasıl hükmedeceksin? Diye sorar.
Allahın kitabıyla hükmedeceğim, der Muaz.
Meseleyi Kitabullahta bulamazsan?
Resulullahın sünnetiyle hükmedeceğim.
Kitabullahta ve Resulullahın sünnetinde bulamazsan?
Kitabullaha ve sünnete ters düşmeyen kendi reyimle içtihat edeceğim.
Bunun üzerine Resulullah (sav), Muazın göğsüne eliyle vurarak memnuniyetini dile getirir". (Ebu DavutTirmizi).
İşte bu hadisi şerif İslam dininin temel ölçülerini ve hüküm mercilerini belirlemiştir. Zaman içerisinde bu kavramlar şöylece adlandırılmıştır:
KitapSünnetİcmai Ümmet Kıyası Fukaha.
Bu konuda mezhep imamlarımız her şeyin en ince ayrıntısına girerek, bize sadece yaşamak kalmışken, boşuna zaman kaybetmemek ve bu sapıklıklara pirim vermemek lazımdır. Gerisi lafı güzaftır.
Haram ve helal konusunda söylenecek her söz söylenmiş. Ve hatta şüpheli olanlardan bile kaçınmamız emredilmiştir. Şüphesiz haram da bellidir, helal de bellidir; siz şüphelilerden kaçının (Kütübi Sitte: 5127).
Bir büyüğümüzden bu hadisi şerifte geçen şüphelilerden kaçının ifadesinin açıklamasını dinlemiştim. Şöyle izah ediyordu: Komşunuzun tarlasının sınırı ile sizin tarlanızın sınırı arasında takım denen bir ara alan vardır. Koyunlarınızı otlatırken kendi tarlanızda otlatmanız helaldir. Komşunuzun tarlasında otlatmanız haramdır. Ara takımda otlatmanız tehlikelidir, şüphelidir. Çünkü koyunlarınız her an komşunuzun tarlasına girebilir. İşte o ara bölge bundan dolayı şüpheli ve tehlikeli alan olarak kabul edilmiştir. İşte dinde şüpheli olan davranışlardan kaçınılmasının önemi bundan kaynaklanmaktadır. Şüpheli şeyler yüzünden insanlar her an harama düşebilir. O halde; şüphelilerden kaçınmak akıl kârıdır.
Ey müminler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), şans okları, şeytan işi bir pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz (elMâide, 5/90).
Mesela halkımızın çoğu bu ayetin yoruma bile gerek kalmadan ne manaya geldiğini bilmektedir. Bu ve benzeri cürümü işleyenler bile cürümlerinin farkındadırlar. Zaten insanlar çoğunlukla bilmediklerinden değil de, nefislerinde söz geçirememekten hataya düşmektedirler. O zaman insana düşman olarak kendi nefsi yeter de artar bile
.
Bu ve benzeri nefsi hastalık sahibi kişiler; nefisle mücadelenin yolunu bilen kâmil insanlarla arkadaşlık kurup bu hastalıklarını tedavi ettirmelidirler. Allah uyanık gönüller versin deyip, başta kendi nefsimiz, sonra da cürüm sahiplerinin, cürümlerinden vazgeçmeleri için dua ve nasihat etmek lazımdır.
UĞUR KEPEKÇİ









