***
Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
"Ben Kıyamet şöyle yakın olduğu halde gönderildim!" buyurdular ve şahadet parmağıyla orta parmağını yan yana gösterdiler." (Buhari, Rikâk 39, Tefsir, Nâzi'at 1, Talâk 25; Müslim, Fiten 132, (2950).
İnsanlara, Kıyametin kopacağı bu kadar yakın olduğu haber verilmesine rağmen; yarın kıyamet kopacak gibi ahirete, hiç kıyamet kopmayacak gibi dünyaya çalışın buyruğunu tek taraflı ele almış, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bir hayat sürmektedirler. Bunun neticesinde de sosyal hayatta dengeler bozulmakta, insanlar günübirlik ve hesapsız bir hayatı tercih etmektedirler. Dünyadaki düzensizliklerin ve zalimliklerin altında yatan en önemli unsur da bu olsa gerektir. Kıyamet kopacak, insanlar yaptıklarından mutlaka hesaba çekilecektir.
1. Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı,
2. Toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı,
3. Ve insan "Ne oluyor buna!" dediği vakit,
4. İşte o gün (yer) haberlerini anlatır,
5. Rabbinin ona bildirmesiyle.
6. O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler.
7. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür.
8. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. (Sure-i Zilzal)
***
Bu inanç, insanların düşüncelerine yerleşmeyince dünya hayatının da dengesi asla düzelmeyecektir. İnsanlar genel olarak hesap vermek zorunda oldukları zaman daha dengeli ve hesaplı, hesap vermek zorunda olmadıkları zaman daha ilgisiz ve hesapsız davranmaktadırlar. Mesela insanlar; ödeme günü belli olan, senetli faturalı bir borcu olduğu zaman ödeme derdine düşerken, sadece söz ile kaim olan, ya da sonunda ceza olamayan borçlarını ödemede pek de hassas davranmazlar. Demek ki; hesap korkusu insanın hayatını daha düzenli bir hale sokmaktadır. Madem ölüm var ve yaşadığımız hayattan hesaba çekileceğiz, o zaman; ölüm gelmeden ayıkmalıyız.
UĞUR KEPEKÇİ









