Milli Ekonomi Modeli ekseninde Bursa Ovaakça da beşincisi düzenlenen Uluslararası Sempozyumda terör ve ekonomik krizlere çözüm yolları hakkında tebliğler sunulmuş, kapanış konuşmasını Prof. Dr Haydar Baş yapmıştı. Bir önceki yazımızda Sayın Başın yaptığı tarihi konuşmadan bölümler aktaracağımızı söylemiştik. Arz edelim;
Bazı aktörlerin Türkiyede devlet ile milletin çatışmasını istediğinin altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Terörün çıkmasında misyonerlerin yeri büyük olduğunu söyleyerek, 1980li yılların başında bölgeye yaptığı bir ziyarette tanıklık ettiği bir olayı şöyle dile getirdi:
O yıllarda Şanlıurfaya gitmiştim. Hz. İbrahimin doğduğu mağara mukaddes bir yerdi, ziyarete açıktı. Biz de ziyaret ettik. Orada saçı, tipi vesaire bize benzemeyen bir insan gördüm. Oradakilere sordum, bana dediler ki, Hocam, bunlar bize İslamı öğretiyorlar. Meğer bunlar burada misyonerlik yapmak için teşkilatlanmışlar. Bir çok defa bunları gördük orada. Siyasileri uyardık ama nafile. Sonuç bugün bölgede yaşadıklarımızdır. Atılan bu tohumlar; milleti bölme, parçalama ve birbirine düşürme tohumlarıdır.
BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Başın Şanlıurfa örneğininde dikkat çekmeye çalıştığı, misyonerlik faaliyetlerinin milleti bölme parçalama projesi olduğunu teyit etmek için şöyle bir hatırlamaya çalışalım;
Sayın Baş; AB sevdasıyla başlayan hoşgörü çığırtkanlığının sıradan bir olay olmadığını, yapılan faaliyetlerin misyonerlik olduğunu, bunun ise bir güvenlik sorunu olduğunu defalarca dile getirirken, devletin güvenliği ile alakalı kurumlar faaliyete geçip engel olmadılar. Hafızalarımızı zorlayarak birkaç soru soralım şimdi kendi kendimize;
Misyonerlik faaliyetleri, bu ve benzeri hadiseler ülkemiz topraklarının hemen her yerinde, her memleketinde cereyan etmedi mi?
Demokrasi, özgürlük, insan hakları, hoşgörü, Dinlerarası Diyalog adları altında yabancılar ve onlara taşeronluk yapanlar; ayrılık tohumları ekmediler mi?
Müslümanların paralarıyla, onların himmet ve gayretleriyle oluşan nice organizasyonlarla samimi gayretler, deniz feneri misali farklı yerlere kanalize edilip, böylece Vatikanın ve diğer ayrılıkçı güçlerin ekmeğine yağ sürülmedi mi?
Dırar mescidi hükmünde sözüm ona ibadet meclislerinde, Müslüman Türkün değerleri ile oynanmasına zemin hazırlanmadı mı?
Misyonerlerin faaliyetlerine hoşgörü ile bakılması sağlanarak, milletimiz arasına ayrılık tohumlarının ekilmesine fırsat tanınmadı mı?
Ülke toprakları üzerinde açılan kilise evlerinde vatan evlatlarımızın din değiştirmeye varan davranışları sayesinde; milli ve dini bütünlüğümüz tehlikeye atılmadı mı?
Bazılarına göre sıradan olaylar gibi gelen misyonerlik faaliyetleriyle, milletimizin arasına ekilen ayrılık tohumları sayesinde gelinen durum meydandadır.
Şimdi ahu vah etme zamanı değil; yanlıştan dönme zamanıdır. Teröre zemin hazırlayan misyonerler ve onlara yataklık edenler, mutlaka kanunlar karşısında hesap vermelidir.
Sayın Başın Bursa konuşmasından notlar aktarmaya devam edeceğiz.
UĞUR KEPEKÇİ









