Kavramlar hiç bu kadar içi boşaltılmamıştı
Niyetler hiç bu kadar bozulmamıştı
Suçlar hiç bu kadar artmamıştı ve suçlular hiç bu kadar arsızlaşmamıştı
İnsanlar hiç bu kadar yoksullaşmamıştı
Zenginler hiç bu kadar duyarsız ve merhametsiz olmamıştı
Milli ve Dini bütünlüğümüz hiç bu kadar tarumar edilmemişti
Devlet ve millet olarak içte ve dışta hiç bu kadar itibar kaybına uğramamıştık
Eskiden et kokmasın diye tuz kullanılırdı. Şimdi tuz kokar oldu
Görünen tablo budur. Doğru olan neyimiz kaldı ki?
Sokaklarda dolaşan insanlara baktığımız zaman yüzlerinin gülmediğini, morallerinin sürekli bozuk olduğunu, ikili ilişkilerde olabildiğince öfkeli ve dengesiz davranışlar sergilediklerini görmekteyiz. Davranışlara yansıyan negatif enerjinin toplumsal yansıması ise mutsuz ve huzursuz bir görüntü sergilemektedir. Bu gidişe dur denilmediği ve yaşanan olumsuz sürecin değişmediği taktirde insanların geride akalan ömürlerini mutsuz bir şekilde geçireceğe benzemektedir.
Yaşanan bu kadar olumsuzluklara rağmen mutlaka çarenin varlığına inanmak meselenin çözümü için gerek şarttır. İnsanlar umutlarını kaybetmediği sürece her türlü olumsuzluğun ortadan kalkabileceği ve en azından gerekli gayretin ortaya konabileceği malumdur.
Bu konuda İslam itikadında korku ümit ölçüsünden bahsedilir. İnsanoğlu şartların olumsuzluğunda sürekli olumlu düşünceye sevk edilir ve Allahın merhametine sığınılması emir buyurur.
Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde; "Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Şüphesiz ki Allah bütün günahları affeder. Çünkü o çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir. " (ez-Zümer, 39/53).
Bu arada Hazreti Ömer Efendimizin korku ve ümit arası düşüncesini aktarmadan geçemeyeceğim. Hazreti Ömer buyurur;
Eğer dense ki, Cennete yalnız bir kişi girecek, o kişinin kendin olduğunu ümit etmelisin! Yine dense ki, Cehenneme yalnız bir kişi girecek, o kimsenin kendin olacağını zannedip korkmalısın.
Umutların tükenmediği taktirde, her türlü olumsuzluk; olumlu sona doğru bir kapı, bir yol hükmündedir. Başlama noktası da ferdin kendisidir. Yani sensin değerli dostum
UĞUR KEPEKÇİ









