Yaşamak zorunda olduğumuz bu ortamda, bu şartlar altında nasıl rahat edebiliriz ki? Ortamın bu halinden mutlaka zarar görüyoruz. En az yangının ya sıcağından, ya dumanından, ya da görüntüsünden rahatsızlık duyuyoruz
Bulunduğumuz ortamın yangın yeri yerine, bir gülistan olmasını kim istemez?
Güllük gülistanlık bir ortam dururken, kim yangını tercih eder ki?
Evet, ama güllük gülistanlık bir ortam da öyle kolay elde edilmeyeceği herkesçe malumdur. Emek gerek, gayret gerek, güzel niyet gerek; yangını güle, Gülizara çevirmek için
İşte bu emeğin kutsiyetini, önemini belirtmek için Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) Efendimiz, kötülüklerin ortadan kaldırılması için ortaya konacak gayreti imanla mukayese etmiş ve çok ciddi bir ikazla uyarmaya çalışmıştır:
Kim bir münkâratla (Allah ve Resulünün hoşnut olmadığı, kötülük) karşılaştığında, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin; ki, bu imanın en zayıf derecesidir. (Müslim, İman 78- Riyazüs Salihin 186)
Hemen arkasından gelen bir hadisi şerifte (a.g.e.187) de kalbiyle değiştirme ciheti bulunmayanların çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya oldukları haber verilir. bu kadarcığı da bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile iman yoktur buyrulmuştur.
Rüyazüs Salihin tercümesinde (Erkam yayınları) dinin kötülük, haram, günah, yasak kabul ettiğini, kalben böyle kabul etmeyenin imanının gideceği haber verilmiştir.
Hemen herkes yaşadığı ortamdan, yaşadığı olaylardan rahatsızlığını farklı şekillerde dile getirmektedir. Ama maalesef iş çabaya gelince bu konuda gayret ortaya koyanlar azınlıkta kalmaktadırlar. Evet, bu konuda rahatsızlık duyanların, yaşadığımız dünyanın, barış ve huzur ortamı olmasını isteyenlerin, mutlaka bir çaba ortaya koyması gerekmektedir Eliyle, diliyle, kalbiyle
Bazıları da var ki bırakın çaba ortaya koymayı, kalben rahatsızlık bile duymayıp kötülüğe destek olmaktadır. Ne yapalım onlar da kendi elleriyle dünyada hüsran, ahirette cehennemi tercih etmişlerdir... Ne demişler atlarımız; ne ekersen onu biçersin.
UĞUR KEPEKÇİ









