KiLİS'TE CEHİZ SERME -6-
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

KiLİS'TE CEHİZ SERME -6-

22 Ekim 2020 - 06:41

Gülay çantasını kaptığı gibi koluma dürttü.

-Hadi gidiyoruz kız.

-Gülaycım iyi misin canım?

-Değilim canım, değilim!

-Sakin ol nolursun.

Kayınbaba bizden birkaç adım önde yürüyordu. Akcurun ' dan yukarı doğru çıkmaya başladık. Adam bir dar sokakta durdu. Apartman tipi bir ev. Kapının önünde büyük bir kazanda yemek pişiyordu.  Et kokuları sokağı sarmıştı. Birkaç kadın kapıdan girip çıkıyorlar.

 Açık kapıdan eve çıkmak için ilk merdivene ayağımı attığımda Kadir ' i merdivene oturmuş , başını iki elinin arasına almış kukuma  kuşu gibi düşünür durumda gördük. Bizi  görünce ayağa kalktı ve şaşkın bakışlarıyla Gülay' ın yüzüne baktı.

-Ooo... Hoşgeldiniz Gülay hanım, Aysel hanım. Bu ne sürpriz.

-Hiç de hoş bulmadık Kadir Bey! Sizinle konuşmaya geldim. Buna siz beni mecbur ettiniz.

-Ne yapmışım acaba Gülay hanım?

-Sabahtan beri peş peşe kardeşlerinizi ve yaşlı babanızı kapıma gönderiyorsunuz. Ne oluyor, yangından mal mı kaçırıyorsunuz?

-O işi siz yapıyorsunuz Gülay hanım. Çeyizleri neden saklayıp da göndermediniz?

-Bakın kadir Bey! Bana ait olan bir şeyi gönderip göndermemem sadece bana kalmış bir şey! Sizi tanımıyordum.  Bu tutumunuz sizi çok iyi tanımamı sağladı. Sizin için maddiyat her şeyden daha ön planda. Ben se sevgi ve saygıyı ön planda   tutarım.

-Çok film seyrediyorsun ve kitap okuyorsun belli!  Bu dünyada paranın açamadığı kapı yok!

-İyi o zaman siz de gidin zengin bir kızla evlenin!

Ani bir kararla parmağındaki nişan yüzüğünü çıkartarak nişanlısının avucuna koyarken de :

-Bu nişanı burada bozuyorum. Tayin için yapılan nikah işlemini de bir an önce halledelim. Ben boşanma işlemini de yarı dan itibaren başlatıyorum. Siz de dilekçenizi yarın yazın verin lütfen! Tek celsede bitsin bu saçma evlilik!

Gülay daire kapısına doğru hızla merdivenleri çıkmaya başladı.  Kadir hiç beklemediği bu duruma bozulmuş, yüzü sapsarı kesilmişti. Adeta nutku kurumuştu. Bende merdivenlerde kalakalmıştım. Birden Gülay' ın arkasından koşmaya başladı.

-Ya bu ne şimdi ? Ne dedim ki sana... dursana...

Gülay eve çıkmıştı bile. Ben de arkalarından çıktım. Salona girdiğimde kadınlar vitrini içinin  örtüleri açmışlar, çini çanakları yerleştiriyorlardı. Orta yere birkaç masayı birleştirmiş ve yemekleri masaya dizmişlerdi (çeyiz yemekleri: Lahmacun, taze fasulye, pirinç pilavı, marul cacığı ve kadayıf) ama kız tarafından hiç kimse masaya oturmamışlardı. Herkesin yüzü asıktı. Gülay ' ın annesi Fadime Teyze' nin gözleri kızatmıştı. Sanırım ağlamıştı…

Galiba kız evi ile oğlan evi kavga etmişlerdi.

Gülay öfke ve şaşkınlıkla annesinin yüzüne bakıp:

-Neler oluyor burada ?

Kayınvalidesi geldi hemen.

-Aman... benim güzel gelinim gelmiş! Hoşgeldin kızım... Öpmesi için elini Gülaya  uzattı. Gülay yüzünü çevirdi ve elini öpmedi. Yengesi vitrine takımları yerleştirirken, yanına doğru gitti.

-Yenge, bırak onu! Hadi toparlanın gidiyoruz. Anne kalk! Giy mantonu. Siz de hadi kalkın. Kayınvalidesi:

- Kele kızım nolor? Nere gidorsunguz? Kim ne dedi size?  Dünyanıg yimeğini bişirdik! Şey kimi koç kestik !

Allahisen oturug şu sufraya biyeherif (Allah aşkına)

Gülay’ın ablası:

-Doyduk bacım. Söze heneye doyduk. Ziyada olsung !

-Be' Kele anam size ne deyen oldu da bunca zambırlanorsunguz ? (sinireniyorsunuz.) Elleem ( galiba) benge ( bize)  elli günlü (doğru dürüst) cehiz etmişsingiz !  Su içecek bir tene bile bardak yok!

-Yeriii. Ülümsitir ede seni ! Bizim kızımız bir kamyon cehiz getirdi. Hanı siz nettiniz? Daha nedek Anam. Şo vitrinig  içindeki kristal bardaklar ne ?

Ya şu gümüş  vazolar neyin nesi ? 

Siz matmağa ( mutfak) bir masa , kürsü almadıgız. Mehsimler  ( masum yavrucaklar ) neyde oturup yimek  yiyciler. Bunlar Öğretmenler ikisi de. Aha öğretmen arkadaşları yimeğe  geldiler, yer sufrasında mı oturup yimek yiyciler ?

Ne  mıhrızsıgız ( cimri) ! Adı zenginsinsigiz deyi verdik size gül kimi kızımızı !  Hele şu salon dakımına bak! Köylü mobilyası. Biz sizden Ankara mobilyası istedik. Bu kötü koltukları almışsıgız.

-Teheeeg.. Elleem Neşat Efendi ' nig  kızı kızıgız !

-Nolmuş yaaa ? Sizinki kimi... soyu değilik heç bari... Bize adından sanından...gil derler...

Tam o sırada bir gümbürtü duyduk.

"­Oyyyy anam Oyyyy... Hiii... Hiiii... diye bir ses duyduk. Kuzenim, yatak odasındaki gardırobun üstüne yorganları koyarken merdiven kaymış yere yuvarlanmış ! 

Herkes yatak odasına koştu kuzenim Leyla yerlerde inliyor! Bir duvara yaslanmış olanı biteni seyreden damat kadınların yardımı ile Leyla'yı aşağıya indirip Kadir' in  arabasına oturttular. Kadıncağız ayağının üstüne basamıyordu.  Yengem ve diyer kuzenim de birlikte gittiler. Arkalarından oradaki kadınlar:

-Çıkıkçı Hatçe ' ye ulaştırın ha... diye bağırdılar.

-Hayırrr... Ne Hatcesi... Hastaneye, Ortopedi bölümüne! Ben de taksiye atlayıp geliyorum...

Hadi toparlanın gidiyoruz. Gülay  annesini ve akrabalarını önüne katarak cehiz evinden ayrılırken  :

-Bu şartlarda   oğlunuzla evlenmiyorum. Nişan yüzüğünüzü oğlunuza iade ettim. Gerisi vijdanınıza kalmış. İster çeyizlerimi yollarsınız ister yollamazsınız. Yollamasanız da canınız sağolsun. Biz ayrıldık!

Arkamızdan kagınvalide:

-Kele etmeyig, tutmayıng !

Dünyanıg masrafını ettik taman...!!!

(Devam edecek)

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar

Bu yazı 333 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar