GURBETTE BAYRAM / BÖLÜM : 1
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

GURBETTE BAYRAM / BÖLÜM : 1

23 Temmuz 2021 - 18:11

(" HAYAT ESİNTİLERİ" romanımdan. Hayatında ilk defa  bayramı gurbette geçiren genç bir öğretmenin yaşadığı Kurban Bayramı ile ilgili bölümler .) 

1974 yılında henüz On yedi yaşında çocuk denilecek yaşta, çiçeği burnunda bir öğretmenin Kurban Bayranında memleketine yoğun yağan kardan dolayı dokuz saat dağda mahsur kaldıktan sonra gidemeyen, donmuş halde köylüler tarafından kurtarılarak tekrar köye getirilen  ve ilk defa bayramı ailesinden uzak gurbette geçiren genç bir öğretmenin yaşadığı gerçek hayat hikayesidir.

Ağabeyim ile traktör römorku üzerinde baygın halde eve getirildikten sonra iki gün yataktan çıkamadım. Sanki üzerimden koca bir kamyon geçmişti. İki gün sonra Kurban Bayramıydı. Yollar halen kardan kapalıydı. Ayşe( Eşe ) Teyze bana kızı gibi bakmış, limonlu çorbalar, kekik çayları ve soğuk algınlığına iyi gelen otlar kaynatmış, başımdan hiç ayrılmamıştı. Annemi aratmayan yakın ve sıcak ilgisi samimi sıcak sarılışı , tesellisi, ailemden şimdiye kadar ilk defa  ayrı bir bayram  geçirmemin mutsuzluğunu biraz olsun hafifletmişti..

Bayram sabahı çocukları da uykudan erken uyanmışlardı. Ali Amca  Bayram namazından sonra oğlu Bekir'le kurbanı kesmişti. içeri et dolu tepsileri taşırken abim de ona yardım etti. Biz de Nuriye ile sofrayı hazırladık.  Kilis' e özgü salatalar, pivaz  yaptım ben de.. Bir ara camdan dışarıya baktığımda kar yağışı durmuştu.. Abim ve Bekir de kebapları hazırlamışlardı. Vakit öğle saatine yakın olduğu için kahvaltı ve öğlen yemeği karma bir şey olmuştu soframız.

Kilis ‘ te de öyle yapardık . Bayram’ın ilk günü babam bize kahvaltı yaptırmaz,  kurban yeni kesildiği için et sert olur diye , kurban kesilir kesilmez ,bayram sabahı kahvaltı yerine ciğer kebabı yaptırırdı. Yani o konuda da yabancılık çekmemiştim.

Tam  sofraya oturacağımız sırada dışarıda birtakım  bağlık , çığlık ve kovalamaca sesleri duyduk.. 

- “ Dur ulan dur..  kaçmasana durrr...!!! Neler  oluyor  diye dışarıya çıktık ki ! Manzara görülmeye değerdi.. bir dana  arkasında var gücü ile koşup danayı yakalamaya çalışan bir adam, dananın önünü kesip durdurmaya çalışan  Vahap , ve danayı kesip paylaşacak diyer 6 kişi, çoluk çocuk.. bir hengame .. bağlık , çığlık küfür .. Kurban edileceğini anlayan zavallı dana evimin bahçesindeki kayısı ağaçlarının arasından girip, diğer ağaçların arasından  çıkıyor ha bire sağa ,  sola  koşuyordu. Biz de kapıda gülme krizindeyiz. .. Vahap kuzeni Bekir’ den kalın bir sicim istedi ,  kıvırıp elinde sallayıp çevirerek dananın boynuna bir kement attı , danayı durdurmayı başardı...       

- Vay be Vahap kovboy  musun ? Helal olsun , yakaladı valla  ! dememize kalmadan  korkudan gözleri pörtlemiş  dana  kendini iple çekiştirmeye çalışan    Vahap ‘ ın karnına  aniden şiddetli bir tekme savurdu.. canı yanan  Vahap acıyan karnını eli ile tutayım derken  dananın ani bir hamlesi ile boşalan iple birlikte, elinden  jet hızıyla ağaçların arasından kaçarak gözden kayboldu. Komşular da tekrar dananın peşinden... Kalabalık dağılırken biz olduğumuz  yerde kala kalmıştık. Sanki  bir Texas filmi izlemiştik...

Abimle Bekir yarım kalan ciğer kebabını pişirdiler, bu arada mangalda unuttukları dört şiş kebap da  yanmıştı... Komşuların danayı kovalamalarına çok gülmüştük. Acaba danayı yakalayabilmişler miydi ?

Bu durum bizi hem endişelendirmişti hem de güldürmüştü.  

Yemekten sonra çayımızı içerken kapı çaldı . Kapıyı Bekir açtı.  Öğrencilerim, sanki Beden Eğitimi dersindeymiş gibi sıraya girmişler, bazılarının da ellerinde yapma çiçeklerle içeriye girdiler.  

-“Hocam öğrencileriniz sizinle bayramlaşmaya gelmişler . “ dedi.

Ne kadar heyecanlanmıştım anlatamam...Ayağa kalktım onları sevinç ile karşıladım.

-Hoş geldiniz çocuklar..  beni çok mutlu ettiniz...

Hep bir ağızdan  -“ Hoş bulduk Öğretmenim"  dediler.

Hadi gelin benim eve çıkalım.  Siz burada biraz oturun, ben sobamı yakıp geleyim, şu an benim evim çok soğuk üşümeyin dedim. Ayşe Teyze: - “ Olur mu hiç gızım senin evin ancak bir saatte ısınır, burada otursunlar, onlar da bizim çocuklarımız ne olacak ! “   Dedi. -“Peki o zaman öğretmenim burada oturalım .” Dediler.  Canlarım benim...  Birkaç tane 1. Sınıf minicik öğrencilerim, 2. ve 3. Sınıftan gelebilenlerden birkaç kişi, 4. Ve 5. Sınıf öğrencilerimin hepsi tek sıra halinde içeri girerek  :

-“ Bayramınız kutlu olsun Öğretmenim "diyerek elimi öpüyor, bende onların teker teker yanaklarını öperek, başlarını okşuyor,

-Teşekkür ederim, çok bayramlar görün hoş geldiniz, oturun çocuklar diye yer minderlerini gösterdim.

Hayatımda duyduğum en büyük mutluluktu bu.. Bir bayram günü öğrencilerimin yanıma gelip benimle bayramlaşmaları bir öğretmen için ne büyük bir mutluluk ve onurdu.

Hepsi de her zaman gördüğüm kıyafetlerinden çok farklı giyinmişlerdi. Kızlar bayramlıklarını giymiş, saçlarını özenle taramış, saçlarına renkli  tokalar takmışlardı. Erkek çocuklarda yeni işliklerini( gömlek ) bazıları boğazlı kazaklarını kumaş veya kot pantolonlarını giymiş, 4 ve 5. Sınıftaki oğlanlar da saçlarını geriye doğru taramış , çoğu da saçlarına briyantin sürerek , delikanlı imajı yaratmışlardı kendilerince.. Onlara gülümseyerek bakıyordum.. 

 -Eee.. çocuklar nasılsınız bakalım ? 

Hep bir ağızdan koro halinde  -“ iyiyiz Öğretmenim.” Dediler.. içlerinden  şu an Darende ‘ de Veteriner olan Rasim :

 - “ Öğretmenim , iyi ki memleketinize gidemediniz, ben çok seviniyorum gidemediğiniz için, arkadaşlarım da çok seviniyorlar “  dedi.

Şaşırarak - Neden ? diye sordum. 

- “ Çünkü siz  Ramazan  Bayramı ‘n da  gitmiştiniz, bayramın tadını alamadık, şimdi buradasınız biz çok mutluyuz. “

- Teşekkür ederim Rasim, geldiğiniz için ben de çok mutluyum.

4. Sınıf Öğrencim Zeliha: 

- “ Öğretmenim geçen gün gitmek istediğinizde dağda kalıp  geri döndüğünüzde biz sizi öldünüz zannettik, başınızda çok ağladık.. iyi ki ölmemişsiniz ! Siz ölseydiniz biz ne yapardık ? Dedi. 

Çocuğun bu safça ve samimi sözlerine nasıl tepki vereceğimi bilememiş şaşırıp kalmıştım. 

-Bak işte ölmedim Zeliha! Ben sizi bırakır gider miyim hiç ? 

Mehmet : “ Öğretmenim ölmemeniz için biz Allah' a çok yalvardık, arkadaşlarımız da, anne , babalarımız da size çok dua ettik.

Hepsi bir ağızdan : - Biz sizi çok seviyoruz" diye bağrıştılar.

- Çok teşekkür ederim çocuklar... ben de sizleri çok seviyorum. Siz oturun , ben geliyorum. Dedim ve yukarı kattaki evime çıktım.  Bir gün önce bir öğrencimin getirdiği kömbeleri ve  öğrencilerim için aldığım bir koli hikaye kitaplarını aldım aşağıya indirdim. Ev gerçekten buz dağı gibi çok soğuktu. 

Bu arada evin kızı Nuriye  onlara çay ikram ediyordu.  Kömbeleri tabaklara koyup ikram ettim. Çay ile birlikte yediler. Sonra hikaye kitaplarından birer tane dağıttım.Sevinçle yeni hikaye kitaplarına bakıyor merakla sayfalarını çeviriyorlardı.

 “ Çok teşekkür ederiz Öğretmenim bu kitaplar bizim en güzel bayram hediyemiz" dedi Emine. Diğerleri de teşekkür ederek kalktılar. Elimi öperek ayakkabılarını giyip giderlerken,

- Anne ve babalarınıza selam söyleyin çocuklar dedim.

“ Öğretmenim annelerimiz de yarın yanınıza gelecekler, şimdi kurbanla uğraşıyorlar size selamları var. “ dedi  Hatice . - Buyursun  gelsinler memnun olurum dedim.  

Mustafa: " Öğretmenim anam size okuntu ( mendil. Yani davetiye ) getirmiş. Bayramın 3. günü düğünümüze geleceksiniz değil mi? 

-Evet Mustafa ,  gelirim. Memlekete gitseydim gelemeyecektim. Gelirim tabii.. Allah mutlu etsin dedim .

-“ Bak işte iyi ki gidermemişsiniz köyümüzün düğününü de ilk defa göreceksiniz  Öğretmenim.. iyi ki gidememişsiniz “ dedi ve muzipçe güldü..

Çocukların öyle safça, samimi olarak duygu ve düşüncelerini içlerinden geldiği gibi sözlerle ifade etmelerine bayılıyorum ben.. sevinir miyim, kızar mıyım hiç düşünmeden konuşmaları çok hoş.. .

Ev sahiplerim diğer odada kurban etleri ile uğraşıyorlardı. Abim de onlara yardım ediyordu. Ben de elime bıçağı alarak kavurmalık  etleri doğramaya başladım. 

-“Yaaa... hoca.. bak seni öğrencilerin ne kadar çok seviyorlarmış , seninle bayramlaşmaya geldiler ne güzel" dedi Ali Amca.

-Evet , sağ olsunlar... Ben de onları çok seviyorum . Dedim. ( 2. 11. 2017)

ARKASI YARIN

Bu yazı 518 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar