MAHİR İLE MAHİRE
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

MAHİR İLE MAHİRE

28 Temmuz 2021 - 23:51

(Yaşanmışlıklar Öykü kitabımdan) 

 

Beklemek   Kimi zaman sancılı bir dönemdir. Bazen bıkkınlık verir, bazen zaman geçtikçe daha bir anlam kazanır. 

Hepimiz bekleriz hayatta. İstisnasız hepimizin bekledikleri ve hepimizi bekleyenler vardır. Bazen beklemekten yoruluruz, bazen de bekledikçe daha da bir anlam kazanır hayatımız.  Gün gelir hayatımıza anlam katan bir renk olur. 

İkisi de aynı ilkokulda, aynı sınıfta okuyan komşu çocuklarıydılar. Kimler mi ?

Mahir ile Mahire!

Bazen, istanbul' da bir zamanlar suların sık kesildiği  dönemlerde annelerinin sözünü dinleyen, ellerine kovalar alarak mahalle çeşmesinden evlerine su taşıyan, fırından sıcak ekmek almaya giden, ev işlerinde annelerine yardım eden iki uslu çocuk, bazen de derslerde öğretmenlerine birbirlerini gamazlayarak  şikayet eden, her fırsatta didişen, okul çıkışlarında komşunun erik ağacından erikleri aşıran yaramaz iki çocuk! Mahir uzun boylu, uzun kollu olduğundan erik dallarını daha rahat yakalar, topladığı sarı erikleri ağzını şapırdatarak yerken,  Mahire'ye nisbet yapar, bazen de iyiliği tutup birkaç eriği boyu kendinden kısa olan Mahire' nin eteğine atarken bir de caka satardı ki, edası görülmeye değerdi. 

 Yine aynı liseyi bitirdiklerinde  artık eskisi gibi didişmiyor, birbirine vurmak için uzanan elleri sinemada, vapurda, ara sokaklarda yürürken gizliden birleşiyordu. Kavga ettiklerinde birbirine kızgın bakan gözleri artık sevgi dolu bakıyordu.

Mahire İstanbul Ünv. Edebiyat  Fakültesinde, Mahir, Haccettepe Tıp Fak. okumak üzere yolları ayrıldı. Ancak sömestr ve yaz tatillerinde görüşebiliyorlardı. Bu ayrılıklar aralarındaki sevda bağını giderek daha da güçlendirmişti. 

Yüksek öğrenimleri de bitmişti. 

 Mahir İtalya' ya mastırını yapmak için gideceği gün son kez buluştukları pastanede ceketinin iç cebinden çıkardığı zarif bir yüzüğü Mahire' nin narin parmağına takarken : 

"Sevgilim, bu yüzüğü ben iki yıl sonra geldiğim gün de parmağında görmek istiyorum.  Ben yokken bu yüzüğü katiyyen parmağından çıkarmayacaksın. Kavuştuğumuz gün parmağındaysa, beni sevdiğini ve beklediğini anlayacağım!" 

Aradan iki yıl geçmişti... Mahire Mahir'ini iskelede beklerken Yaklaşmakta olan geminin güvertesinde Mahir'i gördüğü an, kalbi yuvasından uçmak üzere bir kuş gibi çarpıyordu. O' nun yokluğunda zayıflamış ve  yüzük parmağına bol gelmeye başlamıştı.iskelede elini havaya kaldırmış, var gücü ile Mahir' e el sallarken yüzük aniden parmağından fırlayarak denize düşmüştü galiba! Mahire' nin gözlerinden boşalan yaşlar deniz sularına karıştı... Denizin dibine saplanan gözleri Mahirinkilerlerle buluştuğunda mahsundu.

 Mahir' in gözleriyse Mahire' nin boş parmağına takılmıştı. O' nun da yüzüne  bir hüzün gölgesi düştü. 

Tam o sırada  Mahire' nin arkasında duran bir genç kadın:

-Hanımefendi bu yüzük sizin galiba. Demin siz el sallarken fırlayıp ayağımın dibine düşmüş demek ki! Yerde duruyordu! Mahir ile Mahire şaşkın, bir o kadar da sevinçli... Neredeyse kadını kucaklayacaklar! 

Ama onlar birbirine öyle bir sarıldılar ki,  hem de ömür boyu hiç ayrılmadan ...


AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

 Eğitimci şair ve yazar.

Bu yazı 866 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar