ZEYTİN ZAMANI (4. Bölüm)
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

ZEYTİN ZAMANI (4. Bölüm)

01 Aralık 2020 - 14:02

Arkadaşlar, Zeytin Zamanı’nın bu bölümünü Kilisli arkadaşlarım tamamını Kilis şivesi ile yazmamı rica ettiler.

Arkadaşlarımın istekleri her zaman baş tacımdır. Hepinize selamlarımla birlikte saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.

Dedem Fattum Deyza ‘ nın öccelerini iştahla yirken nenem de singirinden sarmaları ağzına mı dürtordu, burnuna mı bilmorum . Anca dedeme hayın hayın bakıp söylenmeye başladı .

- Kele  herif yeter.. yeter karnıng cırcırcırın olucu öcce yimeden ! O yağlı taman ! Başıma bela  mı olucung !

Vallah tumanıgı ben Yuman haaaa !

Hırttlağınga  kuşkuyruğu çıka bes !

Kaldır kez Vecihe   önünden şu öcce sehenini !!! Anam fıkara netsing . Aşşağı tükürseng sekkel , yokarı  bıyyık ! 

- Ben karışmam anam ! Daha nedorsangız eding !

- Demek eyle...Nenem öcce sehebini tuttuğundan Fattum  Deyza ‘ nıng önüne kaldırıp kodu . Arvadıng yüzü alı al ! Moru mor ! Eksikcağaz birşey demeden kaldırdı yimek  çıkınına   Kodu. Bu durum karşısında alayımızın da nutku kurudu .

- Sekkeli sabınlanasıca  yetmiş yaşadı daha gözü hovardalıkta   ! Kağın yeter yidiğingiz ! Herkes işinin başına ...

Dedemi bıraksalar orda keriyi bastondan kovalar, bir eyyii  bastonu endirirdi kerining başına. Amma Emmim ve babam ellerini ellerine vurup hehha çalmadan ikisine de bir henek söylüyemollardı... Nenem singirinden elini  göğsüne attı koynundan tabakasını çıkarttı , buruşmuş  titriyen elleriyle Osmanlı çakmağından cigarasını yaktı zeytin harmanına doğru dumanını havaya doğru savurarak yeridi getti. Giderken de genni genne :

- Kepeği  kesilesice !!! Deği söylenordu . Abelerim  : - vay beee.. Bu nasıl bi sevda ... deği leh leh gülollardı .

Ablamla emim kızı da bir eyyii  iç geçirdiler . Celal abim :

- Kağıng kez işingize ! Şu sufrayı toplayıng  işingizin başına yallah !

- Lan Cemo  acık şu babamdan emmimi oyala da şu zoppunug çeminde bir cigara yakın  lan. Şunlar görmesing  beni. Yoksa babam eşşek sudan gelenece döğer vallahilezim!

Sorallarsa abem su dökmüye etti de içeceying zaman ben de seni kollarım. Ağacın arkasından yengemin sesi geldi.

- Eşşeğin b... u içinde acık ! Ne var şu zukkumda içorsuguz ecebem ?

Herkes işini yapmaya başlamıştı.

Abem elinde uzun  sırığı ağacın dallarının arasından geçirerek zeytinleri silkelerken ben de abilerimin konuşmalarını dinlemordum da ... tesadüfen duyordum !  Cemal abim :

- Yav abi nettin , Şo kızdan konuşabilding mi ? Mektup yazordung verebilding mi ? Güzel kız Allah için yengem !

- Lan oğlum ne mektubu, ne konuşması ?  Ben aha iki gün sonra İstanbul ‘ a gidicim. Okulum açılor. Elin Kızı beni dört , beş sene bekler mi heç ? Kız güzel, Öğretmen , belli bir ailenig  kızı benim yolumu mu bekleyici ?

- Niye beklemesin ! Sevorsa bekler !

- Oğlum kız beklese de anası bekletmez !  Arvat :

- “ Benim kızumı tokturlar , mehendizler istor . “ Deyi kasıla kasıla gezormuş !  Benim kimi talabaya kız mı verirler heç...

- Yav , anamı gönderek hele bir kelle !  Sen de mehendiz çıkıcıng taman !

- Yok oğlum yok ! Kız da beni  sevor ama bu iş olmaz ! Zatı  ben mektupta yazdım beni unut deği...

- Ay abi yazık Kıza yaaaa... demişim çalkandığımdan ! Yazzık Kıza !!! Ne vijdansızsıng sen de !

- O kız nerde lan ?  Kez !!!!  Şam Şeytanı... nerdesin sen kez ! Sarı  ... ! Bizi mi dinnog sen ?  Hiiiii.. Aha geldim senge demeye kalmadı elindeki sırığı zeytin ağacınıng  dalına vurmasından bile  elindeki sırık  çaaatttt !  deği çattanadak ortadan ikiye kırıldı. İki parçası da şalın üstüne  düştü... Ben de yan ağacın dibinde Eşe ‘ den bile ettun toplorduk ! Ben ağacın arkasında  eğilip topladığım için beni görmollardı. Ama ben konuştukları  heneklerin alayını duymuştum !

- Yaktım şimdi çırangı sarı kızzz...

Ben daha orda durur muyum. ?

Zoppunun  çemine doğru kaçmıya başladım... elini  örgülü uzun saçımın bölüğüne uzattı ama ben bir atmaca kimi elinig altından kaçtımmmm....Anam :

- No kele nolor size kudurorsungunuz ? Sarmayı çok yidingiz elleem ?

- hah... hah... haaa !!!! Deği gülordu Cemal abim . Yaşaaa sarı kız ... sayengde bu iş  burda biter..yeri maçaaa...

Öteden Emim geldi.

- Nolor gençler ? Ne bu taşkala ?  Cemal bu sırığa nettiniz oğlum ?

- Emmi sırık ağacın kalın dalına değdi kırıldı. Dedi .

Derken babam  geldi. Noldu ?  deği sordu.

Eminim de :

- Sening haytalar uzun sırığı kırmışlar. Aha başka uzun sırık da yok ! Nedicik şimdi ?

- Nettigiz  lan ? Lağnet sizing tuttuğunuz işe !  Hep şu babamı görong mu? İki tene feel tutak dedik ,  paraya kıymadı!  Keşke ben tutadım da çoluk çocuğun elinde maskara olmuyaydık.

- O nasıl henek babe ?

- işte eyle henek !   Demir kimi sırığı NetIng de ortadan ikiye pöldüng ?  Abim beni  döğer deyi babamın koltuğunun altına sinmiştim . Ama abim benge    hayın hayın bakordu . Cemal abim de  bege  “ Eyyi  etting , eyyi i ki bizi zeytin silkelemeden  kurtardıng bacım . “ Der kimi gülümseyerek bakordu .  Dedem  harman yerinden ağır ağır eli belinde bize doğru yanaştı. Yerdeki kırık  sırığı görüncü :

- Hele gel Heci  gel ! Oğlanlar sening uzun  sırığı  kırmışlar ! dedi.

- Bin ciza vere başşıngıza

 zoyytarılar ! Eklıngız nerde ecep ! Beyle babanıg beyle de uşakları olur işte !  Kırtçalasıcalar !  Aha işimiz sebehe kaldı ! Bir günlük işi  iki güne koduguz ...

Anamın ve yengemin ellef işi bitmişti. Yeri toplanıg da gidek bari dedi babam ! Dedemin sözlerine içerlenmişti besbelli.

Allah’ım dedim içimden ne olur, bir uzun sırık bulsak böyün bu iş biterdi. Hep benim yüzünden oldu diye gendi gendimi suuçlor çalkım  çalkım çalkalanordum. Nedim , mehsim kızdan ayrılıcı deği   yüreğim yandı benim de .

- Selamün eleykim  Heci Mıstafa vahtıngız heyirli ola . Deği yaşlı bir adam geldi yan zeytinlikten .

- Ve eleyküm selam Reşit Ağa. Hoşgelding

- Eyivallah   ! Komşum Bereketli ola !

- Nettingiz  ? Kaç ağaç kaldı ?

- Daha var yorum ! Uşaklar Sırığı kırmasalardı  aha şimdiye biterdi.

- Aha bizimkini verek size. Bizim işimiz bitti. Biz iki günden belli geloruk buralığa Sonna geçerken bize bırakır geçersiniz. Biz de sebehe Keferrehim ‘ deki zeytine gidicik  erciden .

- Allah senden razı olsung komşum.

- Yeri lan ! Cemo get  te şu  sırığı  al  da gel  komşugilden. 

Kez Fatma acı konşumuza çay getiring  !

- Yok kardaş  . Arvat ta tansiyon var. Hebini evde unutmuş ! Başım fırlanor değip duror. Tez evvelden gidek biz . Bizim  arvat evden pürçüklü  kavırması getirmişti. Biz nasıl olsa eve gidoruk. Acıkan varsa getirim ha ! Ya da aha şu oğlan getsing getirsin. Torunlar mı bunlar da?

- Sağol kardaş ! Allah razı olsung ! Heee  torunlar elingi öperler.

- Senden de komşum . Onca yıl zeytin komşusuyduk sizden birgün ağrınıp incinmedik Allah var !

- Ben sizden aslında bir cugara almıya gelmiştim. Hefo ( Hafize )  Bacı'nıg içdiği cügarasından  bir tene  alım dedim .

- Verim aha  Ezzettin kardaş ! İstediğing  cugara  olsun !

O arada  abim komşunug uzun sırığını   getirmişti . Yüzünde mutsuz bir hal vardı. Herhalda maça  getme heyalı suya düştü deği zahar Neblim ... Mehsim yeğin mehzundu !

- Bu  sırığı  da kırmayıng  haytalar !

Komşunung amanatı !

O arada nenem göğsünden cigara tablasını  çıkartmak uçun gene elini göysüne sokup koynundan tabakayı çıkarırken dedem dik dik nenemin gözüne baktı. Nenem o bakışı görmemişti ama ben görmüştüm !

Tabakayı Ezzet  Emmi ‘ ye uzattı. O ‘ da uzandı bir tene  cigara aldı. Cigarayı elinde evirdi çevirrdi :

- Hefo hanım ! Teşekkür ederim ! Ne  keder gözel sarılmış bir cügara.  Kuş barmağın  kimi eynen !

- Ben gendi tütünümü gemdim sararım.

- Bravo yeğni ! Helal senge ! Bizim arvada açık benge cügara sar dorum beceremor. Her cügara saror palta kimi  morozgele ! Hele bak sen ne narin sarmışsıng kuş barmağın kimi.

Abooooo.... bu sefer de dedem    huylanmaya başladı ! Nenem cügarasını yaktı, Ezzet emmi  de  tabi...

- Karşılıklı tüttürürlerken dedemin de sinirinden kafasından dumanlar çıkordu....

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar 

Bu yazı 436 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar