Haydar Baş ile Birlikte Olmak
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi

Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi

Haydar Baş ile Birlikte Olmak

21 Nisan 2020 - 13:38

Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın irtihali hepimizi derinden yaralamıştır. Başta ailesi ve sevenleri olmak üzere hepimizin başı sağolsun.

Ben 1985 yılından beri hocamızın yanındayım, 35 yıllık bir beraberliğimiz var. Benim gibi birçok arkadaşımız da uzun yıllardan beri hocamız ile birlikte oldular. Onun hayatı çok şeffaf idi. En mahrem kabul ettiğimiz toplantılarda ne konuşmuşsa, bakarsınız akabinde TV’ye çıkar bunları anlatırdı. Yani hiç gizlisi saklısı yoktu.

O’nun hayatı Kuran'dı, O’nun hayatı sünnetti. O’nun hayatı, hukukun içindeydi. O’nun hayatında sürekli bayrak vardı, sancak vardı, vatan vardı, devlet vardı, millet vardı, Atatürk vardı. Vefa vardı hayatında, doğruluk, dürüstlük, mertlik, cömertlik vardı.  Güzellik adına hangi sıfat varsa o vardı hayatında.

O ilmini ve irfanını her fırsatta paylaştı. Siyasi çalışmalarıyla, akademik çalışmalarıyla, bizzat hayatın içindeki sosyal münasebetleri ile paylaştı. Verdiği konferanslarla, kaleme aldığı eserlerle paylaştı. Bizzat kadrosunu yetiştirerek; ilmini, erdemini müşahhas hale getirmenin gayretini ortaya koydu.

Yüzyıllardan beri süregelen sorunların çözümünü ortaya koydu. Toplumsal birliğimizi temin edecek tezler vaaz etti. O kadar çok eser bıraktı ki, diyebiliriz ki ortada karanlık bir nokta bırakmadı.

Bakın "Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün, milli bütünlüğümüz dini bütünlüğümüzün teminatıdır" tezini ortaya koydu. Bunun içinde dini değerlerimiz var, milli değerlerimiz var. Bunlar tek başına değil, birbirini besleme ile bir bütünlük arz ediyor. Tek başına millet ve devlet olunamıyor; güç ortaya çıkmıyor. Biri güçlü olunca, diğeri de güçlü oluyor.

Hocamızın ömrü tevhid mücadelesi ile, birlik mücadelesi ile geçti. Müslümanların içine düştüğü durum ortadadır. Herkes bir tarafa çekiyor. Peygamber efendimizin rıhletinden sonra, Ehl-i Beyt efendilerimizin şahsı hedef alınarak dine karşı çok zulüm uyguladılar. İslam alemi bölük pörçük oldu. Haydar Baş hocamız, “Tevhidin merkezinin Ehl-i Beyt” olduğunu ortaya koydu. Bu konuda uluslararası etkinlikler düzenledi. Tevhid düşüncesini, millete mal etti. Alevi’si, Sünni’si, Şii’si, Caferi’si artık Ehl-i Beyt efendilerimizin yolunda sevdasında, gönül birliği fikir birliği oluşturdu.

Haydar Baş hocamızın Atatürk ile ilgili tespitleri, milli birliğimizi temin etmiştir, devlet millet bütünleşmesini sağlamıştır. "Hoş Geldin Atatürk" eseri ile halkın Atatürk’ü anlama ve ondan istifadesini zirve noktaya taşımıştır.

Milli Ekonomi Modeli ile Sosyal Devlet Milli Devlet kitabı ile bir çığır açmıştır. Ekonomide dünya çapındaki çözümleri, O hayattayken ülkeler tarafından uygulamaya kondu.

Devlete olan bakış açısıyla, devlete olması gereken yeri gösterdi.

İlmihal eserleri verdi. Haccı yazdı, namazı yazdı, zekatı yazdı. Daha nice eserler kaleme aldı.

Buraya kadar güzel; hocamız hayatının her anını, Allah rızası için devletine milletine adamıştı ve gereğini en güzel şekilde yerine getirdi. Devlet adına, millet adına, milli ve manevi değerlerimiz adına bu kadar değerli bu insanın kıymeti maalesef yaşıyorken tam anlamıyla bilinemedi, istifade edilemedi. Hocamızın rıhletinden sonra takip ediyorum herkes konuşuyor.Neymiş efendim, günümüzde ekonomik olarak çözümsüzlük varmış, sosyal olarak çözümsüzlük varmış. Bu sorunların çözümü için hocamızın fikirlerine ihtiyaç varmış diyerek, O’nun fikirlerine sahip çıkmaya çalışıyorlar. 

Sağlığında siyasi olarak ona %1 destek vermeyenler, onun ilminin zekatı, sadakası olmayanlara %52 oy verdiler. Şimdi kazanan kim, kaybeden kim, gün gibi ortadadır.

Ancak şu net olarak bilinmelidir ki, karanlıklardan kurtulmanın yegâne yolu, O’nun fikirleri doğrultusunda hareket etmektir. O hayatının her anında Allah adamıydı, hakkın doğrunun yanındaydı, ölçü insanıydı. İnandıklarını yaşadı, yaşadıklarını anlattı ve bunları eser haline getirdi. Hem de çok net bir şekilde, yoruma ihtiyaç duymayacak kadar açık ortaya koydu. Halkın anlayacağı dille konuştu.

Netice olarak, etrafta karanlık bir nokta bırakmadı. O’nun ismi kıyamete kadar baki kalacak, O’nun görüşleri, eserleri kıyamete kadar insanlığın yolunu aydınlatacak.  Bizim görevimiz ise, onu anlatmak olacak, onun eserlerine, onun emanetlerine sahip çıkmak olacak.

O’nunla aynı çağda yaşamış olmak, O’nu tanımak,ve O’na yoldaş olmanın bilincine ulaşmakla karanlıklar aydınlığa tebdil olacaktır.

Bu yazı 999 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar