Reklam
  • Reklam
REFERANDUM DA ‘HAYIR’ DEMEK VATANDAŞLIK GÖREVİDİR
Reklam
Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dr. Ahmet H. Kepekçi

REFERANDUM DA ‘HAYIR’ DEMEK VATANDAŞLIK GÖREVİDİR

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

Sömürü düzeninin en büyük sermayesi kaotik ortamlardır. Bulanık su hoşlarına gider. Çünkü bulanık suda balık avlamak kolaydır onlar için. Hele basın yayın ellerinde ise, devlet imkânlarını da devreye koyarak doğruyu yanlış yanlışı doğru gösterme cambazlığını ortaya koyuyorlar. 12 Eylül de oylanacak anayasa paketinin referanduma sunuluş tarzında da bir aldatma ve kandırma vardır.

 

Kadın, çocuk ve engelli hakları; kişisel verilerin korunması gibi muhalefetin de kabul ettiği maddelerin referandum paketine konulması dikkati dağıtmak içindir.

 

Memura hak vereceğiz, işçiye hak vereceğiz derken bizzat memur ve işçinin sendikal hakları kısıtlanmaktadır. Bu yapılırken mevzu laf kalabalığına getirilmektedir.

 

AKP hükümetinin dış güdümlü AB, ABD eksenli icraatlarının önünde engel olan hukuk kurumlarının yapıları bozulmaya çalışılmaktadır.

 

Anayasa mahkemesinin yapısı ile oynanarak güdümlü bir hukuk anlayışı hâkim kılınmaya çalışılmaktadır.

 

Özellikle Danıştay’ın yetkileri elinden alınıp iradesi olan kanunların ruhuna uygun yorum yetkisi olan bir hâkimlik sistemi yerine robot mantığı ile yasama tarafından oluşturulan kanunların lafızlarına göre hareket eden bir sistem kurulmaya çalışılmaktadır. Anayasa paketinin içeriği bu ve bunun gibi maddeler olmasına rağmen AKP referandum kampanyasını “12 Eylül askeri darbesi ” üzerine kurdu. Güya hak ve özgürlük düşkünü olduğunu ifade etmek istiyor. 12 Eylüle karşı olduğunu söylüyor.  Peki, şimdi soralım. Neredeyse herkesin şikâyetçi olduğu hatta kendisinin bile hâkimiyetini kurmadan evvel karşı çıktığı YÖK, 12 Eylül 1980 anayasasının bir ürünü değil mi? YÖK 12 Eylül 1980 anayasasının bir ürünüdür.  YÖK kim elindeyse onun düşüncesine göre ehliyet ve liyakate dikkate almayıp kayırma ve yandaşlık mantığı ile hareket edildiği cümle âlem tarafından bilinmektedir.

 

Millet iradesinin meclise yansımasına engel olan, hükümet kurma hakkını kısmi bir oyla sağlayan seçim yasası da 12 Eylülün 1980 anayasasının bir ürünüdür. Bu esaslar AKP’nin işine geldiği için hükümet bunlara dokunmamakta, bizzat arkasında durmaktadır. Sayın iktidarın bunlar işine geldiği için sesi çıkmıyor bunları görmüyor. Meclisteki konuşmasında tam 30 yıl önce 12 Eylül döneminde mağdur olan idama giden gencecik fidanların mektuplarını okurken timsah gözyaşları döken Sayın Başbakan, kendi iktidarları döneminde artan terörü ve mağdurlarını dikkate almamaktadır. Üstelik o gün şehit olan 7 tane fidan hatırına bile gelmemektedir. Sıfır terörle iktidarı devralan hükümetin sekizince yılında maalesef günlük ortalama şehit sayısı 5’ tir. Kurumlar arası çatışma, milleti etnik kamplara bölmeye teşvik etme, AB, ABD talimatlarıyla IMF, dünya bankası projeleriyle millet ve devlet bitirilme noktasına getirilmiştir. ‘Evet’ cephesi samimi değildir. Niçin ‘evet’ dediklerini millet önünde izah etmekten acizdir.

 

Milletimiz açtır, açıktır, biilaçtır. İşsizdir, güçsüzdür. İşini, aşını,  gücünü, sosyal haklarını bu hükümet döneminde kaybetmiştir. Ülkenin zenginlikleri peşkeş çekilmiştir. Terör ve bölücülük almış başını gitmiştir. Hükümet tarafından yapılan düzenlemeler millete bir fayda sağlamamış, yandaşlarının ve uluslar arası sermaye sahiplerinin işine yaramıştır. Artık hükümeti yönlendiren güçler daha fazla taviz istemektedir. Bunun yolu da önlerinde engel olan kurumları devre dışı koymaktır. İşte hükümetin anayasa değişikliği için yaptığı zamanlamanın sebeplerinden bir tanesi de budur. Kullandığı insan hakları, demokrasi, eşitlik, hak ve hukuk gibi kavramların içi boş, kulağa hoş gelen aldatıcı kelimeleridir. Bunlara karşı çok dikkatli olmak hükümetin dediklerine değil yaptıklarına bakmak gerekmektedir.

 

Şunun altını ısrarla çizmek gerekir ki 12 Eylül 1980 askeri anayasası ile referanduma sunulan 12 eylül 2010 AKP anayasasının ruhları aynıdır. Her ikisi de dış eksenlidir. Her ikisi de ABD’nin güdümünde hazırlanmıştır. İçlerindeki yanlışların ayıklanması gerekmektedir.

 

O halde ne yapılması gereken nedir.

 

Madde 1: Milletimizin birliği, devletimizin bekası dün de güç kaybetti bugünde kaybetmeye devam etmektedir. O halde her iki anayasaya ‘HAYIR’ diyoruz.

 

Madde 2: Anayasa, milli bir mutabakat ve hukuku sağlayan yasaların anası olduğuna göre bu beklentileri gerçekleştiren bir anayasaya ihtiyacımız vardır. Türk milleti kürdüyle, lazıyla, çerkeziyle; alevisiyle sünnisiyle; bütün siyasi partileri ile bir bütündür. Bütün bu unsurların mutlu geleceği için de ortak geçmişimiz olduğu gibi ortak geleceğe, ideal birliğine ihtiyacımız vardır. Bunun yolu da ne AB ne ABD diyen çözüm olarak tam bağımsız Türkiye’yi imar ve ihya edecek lider, kadro ve programa sahip olan Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.

 

Opr. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi

 

Bu yazı 185 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar