ŞAŞI BAKAN “SOSYAL DEVLET”TEN NE ANLAR
Uğur Kepekçi

Uğur Kepekçi

ŞAŞI BAKAN “SOSYAL DEVLET”TEN NE ANLAR

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

Bir dostum, Türkiye Gazetesinde M. Ali Özbudun isimli bir zatın 12 Temmuz 2010 da kaleme aldığı bir makalede, sosyal devleti savunanlardan alaysı bir dille bahsettiğini haber verince, sayın yazarın makalesine bir bakayım dedim.

 

Sayın yazarın makalesinden “sosyal devlet” takıntısı olduğunu yada  bu konuda bilgi eksikliği olduğunu anlıyoruz. Bir mantık kurgusuyla Sosyal devlet söyleminin; “kağıt üzerinde kalan ve hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir proje, seçim nutuklarına malzeme olmaktan başka bir işe yaramayacağından” bahsetmişler…

 

Öncelikle Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Beyin yazdığı ve 7 uluslar arası kongrede tartışılan ve kabul gören bir model olan “Sosyal Devlet Milli Devlet” ve “Milli Ekonomi Modeli” projelerini okumadan anlamadan sosyal devleti savunanlara ütopik bir mana vermeye kalkışılması, bu konuda o kişinin ilim seviyesini ve bakıştaki isabet oranını gösterir(!)

 

Halbuki “Sosyal Devlet Milli Devlet” ve “Milli Ekonomi Modeli” eserlerinde takıntısı yada bilgi eksiği olanlara tatmin edici cevaplar vardır.

 

Sayın yazar ve “Sosyal Devlet Milli Devlet” projesine şaşı bakanlara Tezin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’ın Bursa da düzenlenen 4. Uluslararası “Sosyal Devlet Milli Devlet” Kongresindeki kapanış konuşmasıyla cevap verelim dilerseniz:

 

İnsanlık aradığını tezimizde bulmuştur!

 

Sosyalizm ve kapitalizmden umduğunu bulamayanlar, esaretten bıkan halklar çare olarak “Milli Ekonomi Modeli”ne sarılmıştır. Bağımsızlık için gerekli bu özellik dikkate alındığında, iktisat literatürüne girmiş olan milli ekonomi modelinin, uluslararası iktisat tezi olarak kabul görmesi tabiidir. Milli ekonomi modelinin bugün dünyanın bütün iktisat sitelerinde yer almış olmasının sebebi, insanlığın aradıklarını bu tezde bulmasıdır.

 

Vatandaşların sosyal devletten beklentileri devletin vatandaşının geçimini temin etmesi ve vatandaşlarına iş imkânlarını sağlaması, sağlık ve barınmasını garanti altına almasıdır. Bugün AB ülkeleri de dâhil bu imkânları vatandaşlarına hazırlayamamıştır. AB’nin işsizliğe bulduğu tek çare yarım gün çalışma yöntemidir. Sosyal devlet ise, Milli Ekonomi Modeli ile tam istihdamı garanti altına almaktadır.

 

Sosyal devlet alan el değil veren el’dir!

 

Milletinden vergi olarak toplanandan daha fazlasını millete veren devlete “Sosyal Devlet” denir. Sosyal devlet alan el değil, veren eldir. Sosyal devlette, vatandaşa verilecek sosyal yardımların başında “Vatandaşlık Maaşı” gelir. Sosyal devlet demek, işsizlik konusunu halleden devlet demektir.

 

Gerçek sosyal devlet hayata geçtiğinde tüketiciden vergi almayan bir devlet anlayışı ortaya çıkar. Her gelir grubundan aynı oranda vergi almanın yanlış olduğunu ifade ediyoruz. 100 milyarın altında geliri olandan vergi alınmaz. Bu tüketici grubuna devletin bir desteğidir.”

 

***

Milletimizin önüne, asırlık sorunların çözüm fırsatı çıkmışken ve Milletimiz doğru adrese doğru giderken sizin yaptığınız, kaynakları sağlam ve doğru bilgilere dayanan bir çözümü ütopik hale dönüştürüp alaysı bir dil kullanmakla, milletimize asla hayırlı bir iş yapmıyorsunuz.

 

“İhlas”lı veballerinizin üstüne bu vebali de ekleyerek Allah’a verecek hesabınızı zorlaştırmak istiyorsanız bir sözüm yok. Ama sizi vicdana ve aklı selime davet ediyorum. Olaylara şaşı bakmak yerine doğru bakmak, hem size, hem milletimize, hem de insanlığa hayır getirecektir. 

 

Hz. Mevlana’dan bir kıssa aktaralım: Arif bir zatın şaşı bir talebesi varmış. Ona; “evlat şu odada bir testi var onu al da getir” demiş. O da odaya girip tek testiyi çift görünce; “hangi testiyi getireyim” demiş. Arif zat; “evlat testinin birini yere vur kır, diğerini getir” demiş… Talebe de testiyi yere vurunca kırılmış ama elinde bir tane kulp kalmış. “Efendim birini kırınca ikisi de yok oldu.” Deyince. Arif zat; “evladım aslında testi tek idi. Ancak sen şaşı olduğun için teki çift gördün. Ben de anlaman için sana testiyi vur da kır dedim…” diyerek gereken dersi vermiştir…

Olaylara şaşı bakmak işte böyle bir şeydir.

 

Son söz: Eğer gerçekten bu millete bir şeyler vermek, hayır kazanmak istiyorsanız Allah Aşkına Prof. Dr. Haydar Baş’ın  bu iki temel eserini ve yerli yabancı ilim adamlarının tebliğlerini bir inceleyin.

İlim adamları şapka çıkarıyor, tazimle önünde eğiliyor,elini öpüyor, bizdeki sözde aydınlarda şaşı bakıyor…

Yazık çok yazık!

 

UĞUR KEPEKÇİ

www.ugurkepekci.com

 

 

 

 

Bu yazı 261 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar