BİR SALKIM KORUK
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

BİR SALKIM KORUK

26 Haziran 2021 - 00:23

Taş yapılı eski Kilis evleri sağlamlığı, yazın sıcağını, kışın soğuğunu pek fazla iletmeyen kalın taş duvarlarla örülü  şehrin içinde kale gibi gökyüzüne bir eda ile  yükselirler. Havış dediğimiz kocaman bahçesinde envay türlü çiçekleri ve meyva ağaçları, ya bir fıskiyeli süs havuzunun ya da havışın orta yerindeki kuyunun etrafını süslerdi. Bir de bu güzellikleri zümrüt yeşili yapraklarıyla gökyüzünün maviliyine kucak açan bir asmamız vardı. Bahar aylarında kundak gibi koruk, yazın sonlarına doğru üzümleşen bu salkımlardan hem biz, hem de kuşlar nasibimizi alırdık. Ben se bu manzarayı seyretmeye bayılırdım... İkindi çayının yanı sıra komşu kızları ile asmanın korkularının suyundan kısır yapardık. Bazen de derin bir kabın içine yıkanmış koruk tanelerini tuz, pul biber ve kuru nane boca ederek ve üzerini temiz bir tülbent parçasıyla kapatır hızlıca sallar korukların ezilmesinden oluşmuş teleme dediğimiz koruk aromalı o enfes koruk tanelerini  ağzımızı gözümüzü buruşturarak atıştırırdık.

Babamın Hicaz' da vefatından sonra evin bir bölümünün üstünü  yaptırdım. annemle üst kata taşındık. Alt katı da kiraya verdik.  Kiracımız köyden Kilis' e göçmüş yeni evli bir çiftti. Köyde tarla ve bostanla uğraşmaktan bıkmış olmalılar ki bahçedeki ağaçları ve çiçekleri düzenli olarak sulamıyorlardı. Her gün menekşelerin, güllerin, hanım ellerinin, ortancaların boyunlarını büküp solup sararmaya yüz tuttuklarını esefle görüyor ve çok üzülüyordum . Oysa gerek annem, gerekse ben onlara gözümüz gibi bakardık. Onlar evimizin güzellikleri ve neşesiydi. Sonunda kiracıdan izin alarak onları suluyor, sararan yapraklarını ayıklıyor, okşayıp seviyordum. 

Sonbahar'da okullar açılınca öğretmenlik yaptığım köye gidiyordum. Köye annem de benimle beraber gelip yanımda kalıyordu. Sömestr tatilinde eve geldiğimde mutfak penceresinden asmamızın kökünden biçildiğini görünce sanki benim de kolumun omzumdan kopartılmış gibi acıyla sarsıldım.. . Aşağıya inip zile bastım. Kiracı kadın kapıyı açınca izin isteyerek bahçeye daldım. O güzelim asmanın yerinde yeller esiyordu. Çok sinirlenmeme rağmen sakin olmaya çalışarak:

-Neden bu asmayı biçtiniz, size ne zararı vardı? 

"Amaaaan... kökü kurusun! her gün dökülen yapraklarını süpürmeden belim kırılıydı. Kestik kurtulduk işte! 

-Peki sen o asmanın kaç yılda yetiştiğini biliyor musun? Benim ona verdiğim emeklerimi? haaa!!!

 " Midam ağacıng, çiçeying beeyyle gıymatlımış ne'dim gele sen süpüreyding! 

-Bu evin bahçeli bir ev olduğunu bile bile kiraladınız ama, madem öyle bu evi tutmayacaktınız! Bakıp büyüteceğinize kesip atmak kolay geliyor size tabii.. 

Gözyaşlarım akmak üzereydi. Yavrusunu yitirmiş bir ananın yüreği kadar içim acıyordu. Ne desem ne söylesem  sözlerim bu kadının cehaleti karşısında kifayetsiz kalıyordu.

Allah' tan asmanın köküne  yakın bir yerinden  bileğim kalınlığında bir dal kalmıştı. Yukarıdan bir kalın sicim indirerek gövdesine sardım yukarıdaki su borusuna bağladım. Annem benim kadar sakin olamadı. Pencereden kiracıya biteviye  " Allah sizin de kökünüz kömeciniz kurusun" diye beddualar saydırmaya başladı. O' nu zor susturdum, sakinleştirdim. Halen :  "Defolun çıkın gidin evimden" diye bağırıyordu. Çıkmadılar tabiii... Şehrin göbeğinde böyle bir ev bulmak imkansızdı.

Aradan iki yıl geçti... Asmanın kolundan fışkıran filizler üst kattaki çardağı sarmaya başladılar. Bu arada iki günde bir inip ağaçları, çiçekleri sulayıp bakımını yapıyordum. Çalıştığım köyden gübre getirip köküne doğru yayıyordum. Koruk salkımları çiçeklenince keyfime diyecek yoktu!  Salkımlar büyümeye başlamıştı. İri salkımlı korukların  suyunu çıkarıyor bir iki şişe komşulara da veriyordum . Tabi kiracımıza da... 

Bir gece vakti kapımız çaldı. Açtım. Gelen kiracımız Hüseyin idi. Yüzünde gizlemeye çalıştığı utanç ve iki elinin avuçlarını ovmasından söylemeye çekindiği bir şeylerin olduğunu hissederek :

-Buyurun Hüseyin Bey, bir şey mi diyeceksiniz? 

Hocam dedi sıkılarak... "Bizim arvat bir salkım koruk istey. Gecenin bu vaktında Koruk da koruk deyi dutturdu. Habar anlamey bir türlü..." 

Şaşkın şaşkın yüzüne baktım. 

- Koruk mu istiyor? 

" Heeee ... Ellaam ( galiba) aş eriymiş!!! "

 Söylenecek çok şey vardı. Lakin sözün bittiği yer o an olsa gerek!!! 

 ("YAŞANMIŞLIKLAR" öykü kitabımdan yaşanmış gerçek bir öykü).


 AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU 

Eğitimci şair ve yazar 

  23 Haziran 2021

Bu yazı 774 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar