FATTUM KERİ İLE KIZI 2. Bölüm
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

FATTUM KERİ İLE KIZI 2. Bölüm

18 Şubat 2021 - 06:26

-Demek Tekye camısındaki Abdullah Hoca' ya Jet Abdullah derlerdi aney!  Namazı hızlı kıldıror deği mi eyle söylerlerdi ecebem?

-He ya...yeyin hızlı kıldırırdı . Cemeet ( cemat) perişan olurdu .Cemeetin kimisi rükuda, kimi secdede  motoru bozulmuş teksi( taksi) kimi olurdu.

-Eeee... Namazdan sonra nereye giderdingiz?

-Terebühten sonra  camının önüne şerbetçiler düzülüllerdi.  Buz kimi boyam (meyan ) şerbetini alır içerdik. Kimi heyir ( hayır) sehepleri sebil ettirirlerdi.

-Sebil ne demek ane?

-Yeğni, zengin ya da bir dileği olanlar şerbetçinig arkasında bağlı olan o böyük güyümdeki şerbetin alayınıg parasını veridi. Gelen, geçen birer bardak buz kimi şerbeti beleş içerdi. Kimisi de elinde satıl getirirdi. Satılı beleş doldurur evine eletirdi.

-Be' kele eyip değil mi, hemin genni içor, hemin uşağına, devşeğine mi eletordu? Eybuşşum!!! ( ayıp)

-Kele kızım ne'tsing fıkara... Parası pulu yoksa!

-Eskiden ramazan ayı yaza denk gelirdi. Dilimiz damağımız ağzımızda kururdu.

O zamanlar daha buzdolapları kimsenig evinde yoktu. Baban işten çıktığından, doğru buzhanaya gider, iki böyük kelip buz alırdı. Herbiri eynen(tıpkı) kalas kimidi. Genni(kendisini) matmahtaki ( mutfaktaki)küllüyün içine( topraktan yapılmış, yuvarlak, derin büyük  küp) kor, üstüne iki keddüs (kova) su döker, devlisi güne keder  buz kimi (gibi) soğuk su içerdik, öteki buz kelibinden de testereden birez keser, evde yaptığımız boyam (meyan) şerbetining içine atardık. Orucu açtığından tas tas içerdik hereretimizi    alırdı. Akşam ezanı Allah'ü ekber der demez evvel su, sonra da şerbete dayanırdık. İç, iç, karnımız davıl kimi olurdu. Karnımız şiştiğinden  bu sefer göynümüz   yimek yimeği istemezdi.

_ Heneğingi  (laf) unutma da, camıdan çıktığından nere giderdingiz?

Bayram yerine mi?

-Yok kele ne bayram yerinesi! Karanlıkta bayram yerinde ne işimiz var anam !  Bayram yeri ramazanın sonuna doğru kurulurdu. Nearbalar (dönme dolaplar), atlı karınçalar, tahta salangaçlar (salıncak) kurulurdu. Haytalyacılar... Dürümcüler,  arı balı datlıcılar. arabada kebap yapan kebapçılar... embarbuzcular (buz dondurma) Hele o embarbuzlar küççük küççük tenekke kutuların içinde satılırdı. Leymunlusu(limonlusu), darçınlısı ( tarçınlı) olurdu. Bir lezzetil olurdu kine bes görücüng. Yanesüpcüler olurdu.( Kısmetçiler) ( şans kağıdı) On kuruş verirdik. Kağıtların içinden bir kağıt çekerdik. Kağıdın içinde hanı(hangi) hediye yazılısa yanesüpcü emmi bize o hediyeyi verirdi.

-Senge heç hediye çıktımı ane?

-Heee... Çıktı ya!

-Ne çıkmıştı

-Bir top don lastiği!

-Be' kele Allah heyrini vere! Don lastiği ne biçim hediyemiş?

-İkisi de bir eyyi hehha ( kahkaha) attılar.

-Neyseeee.. Terebühten sonra bayram yerine getmedingseniz nere giderdingiz?

 -Ya nenengilin, ya da dayzalarınıg ( teyzelerinin) evine gerebiç yapmıya giderdik. Sonra başka gece de onlar bize gelir, bizde gerebiç ve mayanalı kehke yapardık.

-Heee... Gerebici bilorum. Taman geçenlerde halamın getirdiğinden o pasta değil mi?

-Be' kele ne pastası onug adı gerebiç. Türküsü bile var. " Ağa gerebiç, paşa gerebiç ...hıldır hıldır paşa gerebiç" Kimisini fıstıklı, kimini de cevizli ederdik. Zengini, fıkarası ille ramazan bayramında o gerebici ve mayanalı kehkeyi yapardı.  Bayramda çayın yanında musafırlara (misafir) ikram ederlerdi.

 (Devam edecek...)

Eğitimci  Şair ve yazar ;

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Bu yazı 1250 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar