ŞAKA
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

ŞAKA

28 Ekim 2020 - 03:00

Güneydoğu Bölgelerinin bitkisi zeytinlikler, yaz kış yeşil kalan yapraklarıyla ilimizin hem doğa güzelliğidir hem de yağının sarı altın rengi ve berrak görünümleriyle mutfaklarımızın vazgeçilmez gıda deposudur. Hele simsiyah ve henüz kararmadan önce toplanan yeşil taneleri kahvaltı masalarımızda en baş köşede yerlerini alırlar.

Bu kadar değerli gıda ve doğa güzelliği değerleri olan zeytinlerimizin aralık ayı tam hasat toplama zamanıdır. Biz çocukken ailemiz bizi de zeytin toplamaya götürürlerdi.

Sabahın kör karanlığında soğukta ailece at arabasına biner, ayaklarımızı arabadan sarkıtarak sallaya sallaya, Kilis türküleri söyleye söyleye zeytinliğimize giderdik. Dedemin çok değer verdiği, onu gözü gibi koruduğu bir eşşeği vardı.

O, bizimle at arabasına binmez, eşeği ile bağlarımıza, zeytinliklerimize giderdi. Büyük zeytinliklerimizden zeytin toplanacağı zaman bizimle birlikte kadınlı erkekli işçiler tutulur, hasat öyle yapılırdı. Zoppun mevkisinde yirmi ağaç kadar küçük bir zeytinliğimiz daha vardı.  O zeytinliğimiz pek tutkun değildi.  Hasat işine dedemle abim gitmişlerdi.

Rahmetli Cemal abim çok şen, hayat dolu bir gençti. Yaptığı şakalarla akraba, eş dost çevremizde çok sevilirdi. Dedem se ciddi, az konuşan ama çok kültürlü bir ihtiyardı. Atatürk'ün okuduğu Askeri Rüştiye Ortaokulundan mezun olmuş, Arapça, Farsça ve Fransızcayı ana dili gibi konuşur ve yazardı.

 Onun "eski yazı" ile yazdığı sararmış kağıtlardaki kasideleri ninemin sandığında en kıymetli çeyiz gibi dururdu. Bembeyaz pamuk sakalı, nurlu yüzü, başından hiç çıkartmadığı kasketi ile hep hayalimde canlanır.

 Abim bazen Ona sulu şakalar yaparak kızdırırdı. Dedem kızıp bağırınca elini eline vurup katıla katıla gülerdi.

Bir gün   dedem, eşşeğinin heybelerine kalburunu, azıklarını (yemek) koyup, sırıklarını (zeytin silkelemek için kullanılan uzun sopa), şalları (zeytin ağacının altına açılan dokuma bez) eşşeğin sırtına yükleyerek abimle zeytine gitmişler. 

O yıl Dedem zeytin az tuttuğu için bizi zeytin toplamaya götürmemişti. Buna en çok sevinen de ben olmuştum. Çünkü sabahın kör karanlığında soğukta sıcak yatağımdan kalkıp zeytine gitmek bana çok zor gelirdi.   işçi tutmamışlar İkisi bir günde toplar  geliriz demişler .

Abime “CEMO” derdi. Kuşluk vakti dede torun zeytinliğin yoluna düşmüşler. Dedem eşşeğin sırtında, abim yular elinde önde Zoppun’un (mesire yeri) bitişiğindeki zeytinliğimize gelmişler. 

Abim zeytini silkelerken, dedem de zeytinleri kalbura doldurup ellefliyormuş. (kalburda zeytin tanelerini yaprağından ayırma işlemi). Bir yandan da zeytinleri heybeye dolduruyormuş.  Öğlen vakti ateş yakıp ısınmışlar, yemeklerini yemişler.

Çıkan zeytin çok azmış. Ancak heybenin iki gözü dolmuş. İkindi ezanından sonra işleri bitince eve gelmek üzere yola düşmüşler… 

Tam Yatılı Bölge Okuluna yaklaşmışlar ki, önlerine jandarmalar çıkmış. (O sıralarda Kilis'te kaçakçılık olayları çok fazlaydı.  Yolda giden otobüsü, minibüsü, özel arabaları durdurup ararlardı sınıra çok yakın olduğu için Halep kapısı da kapalıydı. Yoldaki motosikletlerin heybelerine ve eşşeğin kürtünün heybelerine kadar ararlardı. Dedeme durması için işaret etmişler.  Dedem eşekten inmiş...

 -Dur bakalım! demiş.   Eşşeğin heybesinde ne var?

 - Ne olacak zeytin var Bey’im demiş dedem.

Komutan dedemin temiz yüzüne, aksakalına ve bükük beline bakarak, yaşına hürmeten:

 -Hadi geçin bakalım. Demiş. Tam o sırada abim:

 -Komutanım bu ihtiyar yalan söylüyor. Zeytinlerin içinde tabancalar var, demiş.

 - Neeeeee!  Demiş komutan çabuk dökün şu heybeleri yere. 

   Dedem şaşkınlıktan şokta!

 -Yalan Komutanım yalan! Ne tabancası?

- Ak sakalına bakmadan yalan söylüyorsun demek!  Söyle o tabancaları nereden getirip nereye götürürsünüz?

Hadi asker hadi çabuk ol, dök şu heybeleri yere...

 - Beyim yapmayın etmeyin ... Ben o zeytinleri yerden toplayacağım diye ağrıyan dizlerimle ne halde topladım! 

Komutan askere başı ile işaret ederek heybeleri yere dökmeleri istemiş...

Heybeleri asker yere dökmüş, zeytinlerin arsında tabanca olmadığını görünce çekip gitmişler. Abim elini eline vurarak gülmeye başlamış. Sinirden iyice deliren dedem:

 -Lan Cemo! Allah‘ından bul! Ulan Eşşek  o … u … Eşşek! Lan niye öyle dedin lan?  Cemo hala katıla katıla gülüyormuş. Otur şu zeytinleri eşşek gibi toplayacaksın!

İkisi de eğilmiş dökülen zeytinleri toplarken, bu arada başı boş kalan eşşek başını almış oradan uzaklaşmış. Dede ve torun farkına varmamışlar. Bir süre sonra geriye baktıklarında eşşeğin yanlarında olmadığını fark etmişler. Sağı solu aramışlar görünürlerde eşşek yok! Dedem abime ağzına geleni vermiş veriştirmiş. Meğer bizim eşşek çoktan Kilis ‘i bulmuş bile...

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar

Bu yazı 269 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar