ZEYTİN ZAMANI ( 1 )
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

ZEYTİN ZAMANI ( 1 )

18 Kasım 2020 - 16:54

Sabaha karşı, daha güneş doğmadan, sıcacık yatağımda , uykunun en şirin vaktinde annem  beni dürterek sarsıyor. Uykumdan deli gibi uyanıyorum.

- Ne oluyor anne ya... ne  istiyorsun ?

“ - Kızım kaksene ! Daha ne yaton ?

Herkes  hazırlandı kak !  Zeytine gidoruk .

- Ya anne ne zeytini yaaa ? Bir tek bir Pazar günü tatilimiz var . Birazcık uyuyacağım , dürtüp duruyorsun bir saattir !

- Ürüme de kak !

Tabakadaki odamızın penceresinden tülü çekerek camdan dışarı bakıyorum . Her yer kapkaranlık .

Havışta yengemin ve  ve amcamın sesi geliyor. Yengem :

“- Nazifff ! Sırıkları  aldın mı ? Mağarada  direkte ipte  sallıydı. 

- Aldım aldım.. sen de  mehmilden şalları  destesinden al , arabaya koy.

- Kez Ayteeenn .. . Sen de  haznadaki zembilleri al !

Havışta bir koşuşturmaca başlamıştı.

Annem hâlâ bana bağırıyordu.

- Ayseeerr.. daha kakmadın mı kırtçalasıca ...

Öğretmen  Okulu ‘ nun  orta birinci sınıfındayım.. Benim yaşımdaki bir çocuk ne yapacak zeytinde ? 

Ama biliyorum ... bana ağacın altına dökülen  ettunları toplatacaklar. Soğuktan morarmış  titreyen incecik parmaklarımla tek tek zeytin ağaçlarının altına düşen buruşuk ama kendiliğinden tatlanmış zeytin tanelerini  şapşağa   doldurup , zembile boşaltacaktım.

   Bir yığın ödevim vardı. Kütüphaneden aldığım bir öykü kitabının özetini çıkartacaktım. Anneme söyledim , umursamadı... Türkçe öğretmenimiz rahatsızdı. Rapor almıştı . İnşallah Pazartesi günü de gelmez diye düşündüm. Çaresiz üstümü giyindim havuşa indim. Yengemle annem  zeytinde yiyeceğimiz akşamdan hazırladıkları yemekleri   Kaplara yerleştiriyorlardı. Yengem kahvaltılıkları bir çıkına yerleştirdi.

Annem de koca bir tencere lahana sarmasını sofraya  çıkınladı. Ananemin tandırda pişirdiği al kızıl tandır ekmeklerini de ayrı bir temiz  beze çıkınladı.

- Orada bön bön bakacağına sen de   musluktan şu mataraya , aha şordaki debbeye de su doldur barilem ! Dedi nenem.  Dedem de gömleğinin kollarını sıvamış  havıştaki  musluğun altında ayağında kapkap abdest alıyordu...

Nenem :

- De ... de..  şıhlğın tuttu gene ! Acık ebdezini orda al ! Gün ağardı daha biz zeytine gidicik !

- Lan yeri  get  şu başımdan ! Beni dinden imandan  çıkarma şimdi ! Leğnet ...

 Töbe istafurullah töbeee !

Şu bastonu kafana  yimeden get  şu karşımdan !

Babam elinde zeytin çuvalları nenemle dedemin her zamanki  döğüşüne kıs kıs bıyık altından gülüyor,

- la hevlevela , illa billa aleyyil  ezim !

Acık  birgün de döyüşmeden bir iş yapın yahu !

Nenem :

- Moroz gele şu kocanın sözünden , heneğinden osandım !

Yeri Hesan ,  yeri  sallanma sen de o çuvalları  arabaya koy !

Oğlanlar kaktı mı ? Hele  sen de şu zoytarıları uyandır, geç kaloruk !

O sırada kapı çaldı  Çirtiğin Fattumu  geldi.  Neneme  :

“ - Kele  hafıza bacı , acık ben de sizden gelim. Hemin size yardım edim , hemin de bir pençe evlik yeşil zeytin topluyum acık ne var.

-  Eeee , yeri gel anam ! Allah kökü kömeci  kuruya... Ne bağı biter , ne zeytini !  Şu soğuklarda  hergün zeytine get ! 

 - Çok mu zeytinlikleriniz ?

- Çok ya  Üç  parça Göydeniz ‘ de, iki parça Beşenli ‘ de, iki parça  Oylum ‘ da  bir parça da aha bu Zoppun ‘ daki Anca on beş günde biter . Daha bağların üzümünden , şiresinden yeni kurtulduk ! Şimdi de zeytin toplama !

- Hös anam hös ! Şikayet etme ! Bunu bulamayan da var taman !

Acık iki , üç tene feel tutadıngız !

- Be ‘ kele niye bilmong mu !  Keri hiç  feel mi tutar.  Para deği   ölücü ! Sankilem öte dünyaya bile eletici  !

- Aman  neblim !  Çokluğu ayrı dert , yokluğu  ayrı dert ! Yeri gidicisen, sallanma!

- He bacım heee ! Ben de sittisimidi, bir topak da sarı yağ koyum evden , orda bir eyyi bir küfte edek !

Amcam da  Fattum Teyze  ‘ yi  hiç sevmezdi. Dedikoducu, mahallenin ayaklı kazatası ( Gazetesi ) derdi !

Heee.... !  Bir küftegiz eksikti ! Zeytin  mi devşiricingiz ( toplayacaksınız ) , yoksa seybana mı edicingiz ?

Kadıncağız bozulmuş , başını önüne eğdi, yeri size kolay gelsin !

- Kele Fattum , sen  O ‘ nun heneğine bakma, O kimkine ? Zeytinlerini alayı benim !  Teeegg ‘ ülüm almıya geniiii !

Buralıkta benim sözüm geçer !

Yeri bacım yeri ,  üstügü, başınıgı tertiple de tez gel... Lan Cemall ...Celallll... kağınn  lan, kağıınğ... !!!

Öteki tabaka nın başında gözlerini uğuşturan  abilerim  birbirini iteleyerek

 “ Sen git !  “  havası  ile bakıp duruyorlardı.  Cemal abim lise   İkiye Celâl abim de İstanbul Ünv. Fen Fak. Jeofizik Müh.  yeni başlamıştı.. .

- Nene yaaaa.. bizim maçımız var bugün. Etme, tutma !

- Yeri , yeri  ne maçımış !  Zeytinini yirmiye gelinci eyle demoesunguz amma  ! Sekkeli ağarasıcalar... !

Abilerim nenemin sözlerinin evde bir emir ve kanun  gibi geçerli olduğunu bildikleri için karşı koyamadılar .   Paltolarını giyerek , atkılarını da boyunlarına sararak sokak kapısına yöneldiler... Nenem  tütününü kendi elleriyle sardığı cigarasını tüttüre tüttüre havışta dolanıyor, gelinlerin ve torunlerına o sert  Osmanlı kadının ardında  gizli olan , sıcacık sevgi dolu bakışlarıyla onların son hazırlıklarını izliyor ve  kontrol ediyordu . Beni koltuğunun altına çekerek ve bastonuymuş gibi  bana dayanarak birlikte  kapının önüne çıktık.

 - Koluma gir Sarı kız !  Ona sarılarak at arabasına doğru yürüdük. On dakika sonra at arabasındaydık .

Evimizin dar sokağıdan geçerken  Hame teyze  bize Masmana ‘ nın  önünde elini beline koymuş ,  tülbentini Adile  Naşit gibi başına bağlarken meraklı  gözlerle at arabasında ayaklarımızı sallayarak  yeldire yeldire gidişimizi seyrediyordu. (Devam edecek)

AYSER   MASMANACI

Eğitimci şair ve yazar

GAZİANTEP

Bu yazı 632 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar