ZEYTİN ZAMANI (5. Bölüm)
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

ZEYTİN ZAMANI (5. Bölüm)

02 Aralık 2020 - 21:11

Gün ortası olmuştu. Komşudan aldığımız  srıkla  herkes yeniden çalışmaya başladı.

“ - Deying ... deying tez olung, elingizi oynatın !   Akşam oldu ! dordu dedem.

Abilerim artık  heç konuşmadan , ciddi bir şekilde zeytinleri silkelor , Annem de yengemden bile  zeytinleri  elleflemeye  devam edollardı .  Biz de Güllü ‘ den bile  topladığımız ettunları  küçük bir torbada toplamıştık. Yengem :

“ Kele yavrım dilimiz damağımız kurudu. ..  çay ocakta kaynaya kaynaya zukkum kimi acıdı kaldı . Getiring  birer bardak İçek  barilem ! Bi'  heç kimse Allah uçun  bir bardak  çay vermor ,  bu ne kele ! Kez Ayseerrr..  kak doldur bakım çayları, sebehten belli ettunlardan gülle kimi oynuyup oturong kırtçalasıca ! "

- Ne gülleden oynaması yenge ? Sebehten belli eğilip doğrulmadan ettun toplamadan belimiz kırıldı, değil mi kez Güllü !

- Yoook  dedi ,  ben zatı ettun toplamayı yeğin sevorum !   İki  Ettun  topladık deği ... kak  kız  kak! Eylenip durmaaaaa...

- Abooo.. ne keder de  yağcısıng  !

Yağlı süttt!! Deği  sütçü muherrenming oğlu kimi bağırasım  geldi !

Kak  kak! şimdi nenem bastonu eline almadan doldurak şu çayları... Nenemin gene çay cügara krizi tuttu !

Ben çayları bardaklara korken  O ‘ da çaylara  birer datlı  kaşığı şekerlerini koyordu.. .

- Bu nasıl çay kez ! Eynen eşşeğin südüğü kimi ! Ülümsitir ede sizi de , bişirdiğingiz çayı da ! Tiskit alasıcalar !

-  Emmi ya ! Ben mi bişirdim sanki çayı ? Senig arvadın komadımı çaydanlığı üç daşa ? Gökden daş düşse herkes Ayser‘ den  bilici bu ne yaaaa !

- Hös kez, ürüme acık !  Gel şu bardağımı doldur ! Dedi abim .

Neyse çaylarını da içtikten kelli, sıra gelmişti  zeytini  çağıldan arıtmıya! 

- Veciheee , Fatma hemen toplanıg  zoppun'un suyunda şu çağıllı zeytinleri yuyak da iş tükensing ! Sırıkları bir naylon çoraptan bir eyyi  bağladı  babam ! Emim de halburları aldı erabıya kodu , yengem yimek çıkınlarını aldı. Nenem bastona dayanarak  belinin ağrısından inleye inleye  de yeri yeriii  ! Deyi emirleri yağdırmaya başlamıştı gene. Yeri Kara yeri... binig  erabıya !

-  Nene  iki  adımlık yer ! Biz Cemal ‘ dan   yeriyip gelirik . 

- Istıfıl olung dedi nenem .

- Hee.. ben bilorum  dedim usullanadag !

- Hös de gene kötek yime dedi ablam !

Neyi bilong  ?

- Yolda Cigara  içe içe geliciler. Onug için   erebaya  binmollar !

- Gene kaşınog  haaaa..  dedi Müzehher abla  !  Acık şu dilingi  dibine çek ! 

Erabıya bindik... Ablamgil gene ayaklarını erabadan sallaya sallaya bir Kilis türküsü tutturdular .

 “ Yoğurt koydum dolaba ellere vayyy

Böyün başım kalaba , böyün başım kalaba ellere vay !

Ellere cicom..  cicom ...ellere vay !

Aha ben gidorum ellere vay !

Kilis kalsıng haraba ...Kilis kalsıng haraba ellere vayyyy.... "

Dedem de he  ! He ... deyi mıkımı çibik çalordu  eynen uşak kimi.. .

- Kellening kefi  geldi... kocanıg keyfi geldi... deyi  hehha  attı nenem. Biz de hehhayı bastık erabada. Daha türkü bitmeden  zoppuna gelmiştik.

Fazla ve işimize yaramayan eşyaları  erabada bıraktık. Emmim den babam zeytin çuvallarını ablamgilden annem ve yengem halburları ellerine akarak suyunun çimenli  bir   Kıyısına koydular.

Mevsim Sonbahar olmasına rağmen

yerde çimenler hâlâ yeşil kalmış, aralarında sarı papatyalar, ve o zoppunun suyu kenarındaki yaprakları nane yapraklarına benzeyen beyaz çiçekli  su bitkisinin o otsu kokusu heryanı sarmıştı. Suyun üstüne gövdeleri eğilmiş söyüt ağaçlarının sararan yaprakları birer küçük kayık gibi suyun akış yönüne doğru sürüklenip durorlardı. (Devam edecek)

KİLİS KÜLTÜR DEĞERLERİMİZ KİTABIMDAN

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar

Bu yazı 566 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar