ZEYTİN ZAMANI (BÖLÜM: 3 )
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

ZEYTİN ZAMANI (BÖLÜM: 3 )

26 Kasım 2020 - 01:43

Ablam ve Müzehher Abla yere açtıkları şal üstüne büyük muşamba sofranın üzerine kahvaltılıkları dizmiş , çay bardaklarına çayları doldurmuşlardı. Fattum Teyze  bir gün önce  yaptığı Öcceden bir koca tabak  sofraya  koyarken,  dedem namaz sonrası tesbih çekerken,

-  Fattum  öcceye behteniz de koydun mu ? Diye sordu.

- Koydum ya  heci !  Behtenizsiz öcce olur mu heç !  Hepimiz büyük bir halka halinde oturduk.  Ateşte pişen patates, soğan ve patlıcanların kabuklarını soyup sehenlere koyup  sofraya yerleştirdiler. .  Fattum Teyze   yufka ekmeği ortaya koydu.  Pişmiş soğanla rın üzerine tuz,kimisi  summak ekşisi kimisi de  nar pekmezi döküp ,  yerlerken ben de patlıcanları yufka ekmeğin arasına koyup iştahla yemeğe başlamıştık. Yan tarafta zeytin komşularımız da ateş yakmışlardı. Belli ki onlar da zeytin toplamaya gelmişlerdi.

Kahvaltıdan sonra  herkes kendini daha iyi hissetmişti   eminim ! Hem karınları doymuş, hem de ısınmışlardı.

“ - Dee  yeriying sallanmayın !  Sırıkları, şalları getirin bakalım !

Hesan sen en baş ağaca geç yanıga Cemo'yu ( Cemal )  al. Nazif  sen de dibindeki ağaca geç.  sen de yanıga da

Kara' yı ( Celal ) al. Kez Eşe sende anayıng  yanına geç !

Vecooo ( Vecihe : Annem ) sen de Fatma’ dan bile ellefleying  . 

Nenem bir komutan gibi Emirler yağdırıyordu. Gel bakım  sarı kız sen de  elinge şu şapşağı al  , Güllü  ‘ den bile( beraber ) ağacıng  altındaki ettunları  toaplayıng ! 

Zatı ne zeytin var ki? Bu sene eyyi tutmamış zeytin . Ağaçlara bakseneg!

Abilerim ağaçların dallarına sırıkla vuruyor, vurdukça zeytin taneleri  şalın üzerine yuvarlanarak  kar taneleri gibi yapraklarıyla birlikte düşüyorlardı.

- Lan oğlum, kırk yılda bir maç yapıcıdık , Nenem de böyün bu  zeytini nereden çıkardı Allahisen ! 

- Lan  Kara hös de işinde bak ! Heneği evde eding !

- E neniii.. biz de konuşmaz , türkü söylerik !

Celal  Abi'  min sesi çok güzeldi. Bağlamayı da çok güzel çalardı.

- Zeytin yaprağı yeşilll..

Aman da bir yar elinden...

Altında kahve pişir

Aman bir yar elinden..

- Uyyy sesinde sağlık  !

Nenesi kurban olsung kara oğluna ! 

Ablalarım şalın üstüne dökülen zeytinleri çuvallara dolduruyor harman yerine yığıyorlardı. Annem ‘ le yengem ve dedem harman yerindeki pirle ( zeytin yaprağı ) birlikte zeytinleri  halburun içine yukarıya , rüzgarın yönüne doğru savuruyorlardı. Böylece pirle  zeytin taneleri birbirinden ayrılıyordu.  Dedemle Nenem de yeşil zeytinleri bir keddüsün içine toplayıp çuvala koyuyorlardı. Komşu Fattum teyze de  zeytinle birlikte düşen  dalları  zeytinden ayıklıyor, arabacı da zeytinleri çuvala  dolduruyordu. Kuzenim Ayşe ile ettun toplama yarışına girmiştik. Kim kovayı önce doldurursa dedem ona bir  avuç kudamalı  şeker verecekti .

Ne çok severdim o pembeli , beyazlı kudamalı  ve beyaz nane şekerlerini...

İçi kudama( leblebi ) , dışı pütürlü şeker.

Öğretmen  Okulu' na giderken otobüse bindiğimiz otobüs durağı Kadı Camii ‘ nin bitişiğindeki  Antekeli ( Antakyalı )  Cemil'in dükkanının karşısındaydı.   Eğer otobüs on dakika sonra gelecek olsa, hemen Cemil Amca' nın dükkanına koşar ,  Yirmibeş kuruşluk kudamalı şekerlerini  önlüğümün cebine doldurur, naneli şekerleri de çantamın küçük gözüne koyardım.  Cemil Amca'nın şekerlerinin abonesiydim. Babamın da arkadaşıydı ayrıca. Küçük sohbetler ederdik ayak üstü .

O gün hava güneşliydi. Hepimiz yorulmuş ve acıkmıştık.

Amcam  yengeme öğlen yemeği için sofrayı hazırlamasını söyledi.  İncir ağaçlarının altına sofrayı hazırladık. Dedem, sarma tenceresinnden bir tane lahana sarması aldı ağzına attı.

- Bu nasıl sarma kez ?

- Niye ,  nasıl sarma baba ?

- Ne duzu  var , ne eşkisi ! Bu ne lan, ölü eti kimi !

Yengemin yüzü düştü birden .

- Nenem de bir sarma aldı ısırdı...

- Nasıl olucu , eyyi  işte ! Sening ağzınıg dadı Yok ! Mis kimi sarma işte !

Kocamış adamıng ağzının dadı bunca olur işte !

- Ben yimorum bu sarmayı !

Benge  Fattum bacınıng öccesinden vering ben onu yiycim.

O an Fattum  Teyzenin yüzündeki sevinç görülmeye değerdi. Amcam  bıyık altından gülüp dedeme göz kırptı. Nenem sinirden kuduruyordu.

- Yimezseng yime, babamın atamın derdini yi emi ! Huysuz ! Bunor gettikçe....

Dedem yüzünde tuhaf bir gülümseme ile: 

- Vering yorum vering hele şu Fattum  Bacınıg  öccesinden iki tene daha vering ! Yoksa aç kalıcım. (devam edecek.)

"KİLİS KÜLTÜR DEĞERLERİMİZ" kitabımdan

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar

Bu yazı 992 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar