KUMAR (2. Bölüm)
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

KUMAR (2. Bölüm)

15 Ocak 2021 - 00:42

Biri yer minderinde, diğeri beşiğinde uyuyan iki masum çocuğun melekler gibi uyuyuşlarını içim burkularak seyrederken, kadının sayıştırdığı bedduaları duymuyordum bile!

Ne yapabilirim, bu durumda yapabileceğim bir şey var mı diye düşünüyordum. İslim ‘ın:

“- Hocam çay içer misin?  “Sorusuyla irkildim:

- Yok    İslim bacım  . Teşekkür ederim.

- Vallah ! Senden bir çay içek  şurda .

Elleem ( galiba ) tüpleri de bitmiş !

Aha iki dakkada bizde demler getiririm.

- Sağol    . Başka sefere inşallah ! Sen çayı falan boş ver de , bildiklerini anlat bana. Adam  eve barka bakar mıydı ? Yani evin ihtiyaçlarını karşılar mıydı ?

Bazı şeyleri bilmem lazım !

- Ne ihtiyacı karşılaması hocam ? Kadının ne gadar ( kadar )  altını avadanlığı( takıları ) varsa , sattı savdı hepsini humar borcuna verdi !

- Hay Allah ! Peki nasıl geçiniyorlar ?

- Bunların bir sürü zeytinlikleri, fıstıklıkları vardı . Sen görsen çuvallar dolusu fıstık ve  zeytin gelirdi mallarından. Evde koyacak yer bulamazlardı . 

- Peki o mallar duruyor mu ?

- Ne gezsin hocam , onlar da humarda getti...Aha oturdukları şu ev bile ipotekli.. Hatça yapma etme dedikçe  kadının başına çöker döverdi.

- Peki  Hatice ‘ nin ailesinin bu durumdan haberleri var mı ?

- Yok Hatça namusuna boğulur, bi şe demezdi ? Genner ( kendileri ) bura heç gelmezler  Kemal ne fakıt ( Zaman  ) izin verirse Hatça uşakları alır  Enteb ‘ e ya bir ayda ya da iki ayda anasıgili görmüye  gidiydi .

- Kemal ‘ ın annesi, babası kardeşleri yok mu  ?  Onlar  Ne diyor bu işe ? Oğlanlarına kızmıyorlar mı neden böyle yapıyorsun diye ?

- Anası , kardaşı , bacısıgil  heppisi de

Enteb  ‘ e göçükler. ( Antep ‘ e göçtüler) Hepsi de paprikada çalışıyler.

( fabrikada çalışıyorlar)

Duyduklarım karşısında afallamış kalmıştım. Ani bi kararla ayağa kalktım Emin‘ye  Muhtarı  evlerine çağırmasını söyleyecektim, sonra düşündüm yaşlı başlı adamı ayağıma çağırmak saygısızlık olur, iyisi mi  ben yanına kalkıp gideyim  diye düşündüm. Emine’ ye, bitişik komşuları olan sınıf arkadaşı Müslüm’ü çağırmasını söyledim.  Müslüm gelince Muhtarın evine gitmesini, eğer müsaitse onunla görüşmek istediğimi, ziyaretine gideceğimi söylemesini istedim.

Bu arada   İslim Bacı ‘ ya da  ben gelinceye kadar çocukların yanında kalmasını rica ettim .  On beş dakika  sonra Müslüm geldi, Muhtarın görüşmek için beni beklediğini  söyledi. Evden ayrılırken, çizmemin fermanını çekmek için eğildiğimde  iki tane küçük kolun boynuma sarıldığını  farkettim... Emine bana öyle bir sarılmıştı ki ,  sanki boğulacaktım !  Ben de ona sarıldım ! Ellerimle başını okşadım , saçlarını düzelttim. Sanki annesine sarılmış gibi sarılmıştı. Güzel ve iri ela gözlerininden süzülen yaşları parmaklarımın ucuyla sildim. Elimle çenesini kaldırırken :

- Ağlama artık Eminecim .  Üzülme   ! Yakında herşey yoluna girecek ! Ben halledeceğim.

- Öğretmenim seni çok seviyorum !

- Ben de seni çok  seviyorum canım. Sen benim en çalışkan , en akıllı öğrencimsin. Hani bana birgün  Öğretmenim ben hakim olacağım ,  Karısını döven  adamları hapise ( ceza evi  )  atacağım demiştin ya  ! İşte öyle   !  sen okuyacaksın  hem de Nizip  ‘ e hakim olacaksın ! Emine  bana bunları söylerken evlerinde bir sorun yaşadıklarını anlamıştım. Hatice  ile görüşme olanakları arıyordum. En azından kızının neden devamsızlık yaptığını soracak  ,  eşinin ona şiddet kullanıp kullanmadığını bir şekilde dolaylı yollardan okula çağırıp   sorarak öğrenecektim.  Ya da  iki  hafta  sonra yapacağım veli toplantısının sonunda veliler gittikten sonra Hatice ‘ ye kendisi ile özel olarak görüşmek istediğimi  söyleyecektim. Emine ‘ nin yüzünde bir gülümseme belirmişti. (Devam edecek)

AYSEL MASMANACI  BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve Yazar

Bu yazı 655 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar