• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:44
Altın Fiyatları 6 Haziran 2026
10:43
Dolar - Euro - TL Kuru 6 Haziran 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
  3. Gadir-i Hum ve İslam Dünyasının Kayıp Hafızası
Yayınlanma: 06 Haziran 2026 - 10:49

Gadir-i Hum ve İslam Dünyasının Kayıp Hafızası

06 Haziran 2026 - 10:49
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi

Bazı gerçekler vardır ki insan onları öğrendiğinde sadece yeni bir bilgi edinmiş olmaz; aynı zamanda kendisine yıllarca anlatılmayan bir hakikatin farkına varır. Gadir-i Hum da böyledir.

Bugün Türkiye'de orta yaşın üzerindeki milyonlarca insana sorulsa, çocukluklarında, gençliklerinde veya eğitim hayatlarında Gadir-i Hum Bayramı'nı duyup duymadıkları sorulsa, büyük çoğunluğu aynı cevabı verecektir: "Hayır."

Camilerde büyüyenler, Kur'an kurslarına gidenler, İmam hatiplerde okuyanlar, üniversitelerde eğitim alanlar, Hacca ve umreye gidenler, hatta dinî sohbetlerin içerisinde bulunanlar, bütün bunlara rağmen Gadir-i Hum Bayramı'nı duymadan bir ömür geçirmiştir. Çünkü Türkiye'de ve genel olarak Sünni dünyada Gadir-i Hum, uzun yıllar boyunca ya hiç bilinmemiş ya da sadece Şiilerin kutladığı bir gün olarak anlatılmıştır. Oysa mesele bir mezhebin bayramı değildir. Mesele, İslam tarihinin en önemli hadiselerinden birinin ümmetin ortak hafızasından çıkarılmış olmasıdır.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu konudaki hizmeti tam da burada başlamaktadır. Haydar Baş, 20 Eylül 2016 tarihli Yeni Mesaj gazetesindeki yazısında dikkat çekici bir hatırasını anlatmaktadır. Kendisi, Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi'nde Veda Hutbesi üzerine hazırladığı tez çalışmasını sunarken bir akademisyenin kendisine, "Keşke Gadir Günü'ne de temas etseydiniz" dediğini aktarır. O gün Gadir-i Hum'u ilk kez duyduğunu ve bunu açık yüreklilikle itiraf ettiğini belirtir. Ardından yaptığı araştırmalar onu İslam tarihinin en önemli gerçeklerinden biriyle buluşturmuştur.

Hicretin 10. yılında, Veda Haccı dönüşünde Mekke ile Medine arasındaki Gadir-i Hum mevkiinde Hz. Peygamber, kendisiyle birlikte bulunan on binlerce sahabeyi topladı ve Hz. Ali'nin elini kaldırarak, "Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır" buyurdu. Arapçada "mevlâ" kelimesi dost, veli, rehber, koruyucu ve idareci gibi anlamlar taşımaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş'a göre bu ifade, sıradan bir sevgi veya dostluk beyanı değil, ümmetin geleceğine dair önemli bir yönlendirme ve sorumluluk çağrısıdır.

Ehl-i Beyt geleneğinde Gadir-i Hum'un önemi yalnızca Hz. Ali'nin velayetiyle sınırlı görülmez. Aynı zamanda Maide Suresi'nin "Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçtim" ayetiyle ilişkilendirilerek İslam'ın kemale eriştiği gün olarak değerlendirilir. Bu sebeple Gadir-i Hum hadisesi, Ehl-i Beyt dünyasında Hz. Ali'nin velayet ve imametinin ilan edildiği gün olarak kabul edilmiş; İslam tarihinde de asırlardır üzerinde konuşulan en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Aslında bu hatıra sadece Haydar Baş'ın değil, bütün bir neslin hikâyesidir. Bugün birçok insan kendi hayatına baktığında benzer bir tablo ile karşılaşmaktadır.

Gadir-i Hum hadisesinin dikkat çekici yönlerinden biri de yalnızca Ehl-i Beyt kaynaklarında değil, Sünni kaynaklarda da geniş şekilde yer almasıdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın çalışmalarında dikkat çektiği üzere, Gadir hadisi yaklaşık 220 Sünni âlimin eserinde rivayet edilmiş ve İslam tarihinin en çok nakledilen hadislerinden biri olarak kabul edilmiştir. Başta Muhammed bin Cerir et-Taberi olmak üzere birçok Sünni âlim bu hadise hakkında müstakil eserler kaleme almıştır. Ayrıca hadis literatürünün temel kaynakları arasında kabul edilen Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizî ve Müsned-i Ahmed gibi eserlerde de Gadir-i Hum rivayetlerine yer verilmiştir. Belki de asıl dikkat çekici olan husus, yüzlerce kaynakta yer alan böylesine önemli bir hadisenin, yüzyıllar boyunca geniş Sünni kitlelerin gündeminden büyük ölçüde uzak kalmış olmasıdır.

İşte insanın aklına şu soru gelmektedir: Bu kadar önemli bir hadise nasıl oldu da ümmetin gözünden kaçtı? Haydar Baş'ın üzerinde durduğu nokta da budur. Çünkü Gadir-i Hum yalnızca tarihî bir olay değildir. O, aynı zamanda ümmetin birlik meselesidir.

Bugün İslam dünyasına bakıldığında karşımıza parçalanmış bir tablo çıkmaktadır. Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, Lübnan'da ve daha birçok bölgede Müslümanlar mezhep farklılıkları üzerinden karşı karşıya getirilmektedir. Önce insanlar Şii ve Sünni diye ayrılmakta, ardından bu ayrılık çatışmaya dönüştürülmektedir. Oysa Ehl-i Beyt sevgisi bütün Müslümanların ortak paydasıdır. Hz. Ali Efendimiz yalnızca bir grubun değil, bütün ümmetin değeridir. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin yalnızca belirli bir mezhebin değil, bütün Müslümanların göz nurudur. İşte Haydar Baş'ın yıllarca vermiş olduğu mücadele, Ehl-i Beyt'i yeniden ümmetin ortak değeri hâline getirme mücadelesidir.

Haydar Baş'ın bu konudaki hizmeti yalnızca bir tarihî hadiseyi gündeme getirmekten ibaret değildir. O, yıllarca süren araştırmalar neticesinde Ehl-i Beyt merkezli geniş bir ilmî külliyat ortaya koymuştur. Onlarca ciltten oluşan Ehl-i Beyt Külliyatı ile Hz. Peygamber'in ailesini, İslam tarihindeki yerlerini, İslam medeniyetine katkılarını ve ümmetin birlik noktası olabilecek yönlerini sistemli şekilde ele almıştır. Türkiye'nin farklı şehirlerinde, yurt dışında ve özellikle Azerbaycan başta olmak üzere birçok ülkede düzenlenen konferanslar, sempozyumlar ve kültür programlarıyla Ehl-i Beyt sevgisini geniş kitlelere taşımıştır. Uzun yıllar boyunca yalnızca belirli çevrelerin konusu gibi görülen Gadir-i Hum, Kerbela, Aşura ve Ehl-i Beyt meseleleri onun çalışmaları sayesinde Türk kamuoyunda daha görünür hâle gelmiştir. Bugün Türkiye'de Gadir-i Hum denildiğinde insanların önemli bir kısmının bu kavrama aşina olmasında, Ehl-i Beyt konusunda oluşan toplumsal farkındalıkta ve mezhepler üstü bir kardeşlik dilinin gelişmesinde Haydar Baş'ın ortaya koyduğu ilmî ve fikrî mücadelenin önemli bir payı bulunmaktadır.

Nitekim Haydar Baş'ın üzerinde en çok durduğu hususlardan biri, Ehl-i Beyt'in herhangi bir mezhebin değil, bütün ümmetin ortak değeri olduğu gerçeğidir. Ona göre Hz. Ali Efendimiz'i sevmek Şiiliğin, Hz. Hüseyin Efendimiz'e gözyaşı dökmek Aleviliğin, Ehl-i Beyt'e muhabbet beslemek belirli bir grubun alameti değildir. Bunlar Müslüman olmanın tabiî neticesidir. Bu anlayış, yıllardır Müslümanları birbirinden uzaklaştıran önyargıları aşmayı ve Ehl-i Beyt paydasında yeniden buluşmayı hedeflemektedir.

Bu mücadelenin ne kadar gerekli olduğunu gösteren çarpıcı hatıralardan biri de İngiltere'de yaşanmıştır. Bir Türk sünni genci, alışveriş yapmak için Pakistanlı bir Müslümanın dükkânına girer. Sohbet sırasında gencin adının Haydar olduğu öğrenilir. Bunun üzerine dükkân sahibi, müşterisini Şii varsayıp mezhep üzerinden değerlendirmeye başlar ve "Ben Şiilere mal satmam" diyerek alışveriş yapmayı reddeder. Düşünebiliyor musunuz? Aynı Allah'a inanan... Aynı Peygamber'e iman eden... Aynı Kur'an'a bağlı olan iki Müslüman... Ama aralarına öyle duvarlar örülmüş ki birbirlerine müşteri olamayacak hâle gelmişler. İşte emperyalizmin arzuladığı tablo tam da budur. Haydar Baş'ın yıllarca mücadele ettiği anlayış da bu ayrılık anlayışıdır. Çünkü mezhepler düşmanlık sebebi değildir. İslam düşüncesinin zenginliğidir.

Bir başka hatıra ise bu önyargıların toplumda ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.

Yıllar önce bendeniz Kerbela ve Aşura programına davet edildiğimde, toplumdaki yaygın önyargıların etkisiyle bu davete mesafeli yaklaşmıştım. Ancak daha sonra Haydar Baş'ın Ehl-i Beyt üzerine yaptığı çalışmaları öğrendiğimde bakış açım tamamen değişmiştir. Hatta yıllar sonra o kişiyle karşılaştığımda kendisinden helallik istemişimdir. Çünkü bilgi arttıkça önyargılar azalır. Hakikat öğrenildikçe duvarlar yıkılır. Nitekim bir psikiyatri profesörünün yaptığı değerlendirme de dikkat çekicidir. Profesöre göre bir fikrin toplumda kabul görmesi bazen üç veya dört nesil sürebilir. Ancak Haydar Baş'ın ortaya koyduğu Ehl-i Beyt merkezli yaklaşım, daha kendi hayatı içerisinde toplumda karşılık bulmaya başlamıştır. Bu durum, verilen mücadelenin ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.

Bugün Türkiye'de Ehl-i Beyt sevgisinin daha fazla konuşuluyor olması, Kerbela'nın daha iyi bilinmesi ve Gadir-i Hum'un geniş kitleler tarafından tanınması tesadüf değildir. Bunların arkasında uzun yıllara yayılan ilmî ve fikrî bir mücadelenin izleri vardır. Prof. Dr. Haydar Baş'a göre Gadir-i Hum, sadece geçmişte yaşanmış tarihî bir hadise değil, ümmetin geleceğine dair bir yönlendirme ve sorumluluk çağrısıdır. Belki de bugün yeniden sorulması gereken soru şudur: Eğer Müslümanlar Hz. Peygamber'in Ehl-i Beyt'ini ortak payda olarak görmeyi başarabilselerdi, İslam dünyası bugün aynı acıları yaşar mıydı? Bu sorunun cevabı herkesin vicdanında saklıdır. Ancak Ortadoğu'da akan kanın, İslam coğrafyasındaki ayrılıkların ve mezhep çatışmalarının gölgesinde Gadir-i Hum'u yeniden hatırlamak her zamankinden daha büyük bir anlam taşımaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın ömrünü adadığı mücadele de tam olarak budur: Ehl-i Beyt'i ayrılığın değil birliğin merkezi yapmak, mezhepleri çatışmanın değil zenginliğin unsuru olarak görmek ve Müslümanları ortak değerlerde buluşturmak. Çünkü Gadir-i Hum'u anlamak, belki de bugün İslam dünyasının yeniden kendisini anlamasının ve kayıp hafızasını yeniden kazanmasının ilk adımıdır.

Bu yazı 88 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • FETÖ Dosyası Kapanmadı: Türkiye Hangi Dersleri Alamadı? - 02 Haziran 2026
  • Atatürk Bir Partiye Sığmaz - 28 Mayıs 2026
  • İçeride Kavga, Dışarıda Kuşatma - 26 Mayıs 2026
  • Müesses Nizam Değişti, Peki Cumhuriyet Ne Olacak? - 24 Mayıs 2026
  • Ekonomik Çöküşün Ürettiği Ahlaki Obruk - 23 Mayıs 2026
  • Mutlak Butlan Sonrası Türkiye Nereye Gidiyor? - 22 Mayıs 2026
  • Türkiye Yeni Bir Siyaset Arıyor - 14 Mayıs 2026
  • Atatürk'ün Ekseni: Tam Bağımsız Türkiye - 13 Mayıs 2026
  • Milli Eğitimde Yapboz Düzeni Çöktü - 09 Mayıs 2026
  • Ortadoğu Yanarken İslam Ülkeleri Kimin Safında? - 09 Mayıs 2026
  • Muhalefetin Gerçek Sınavı Şimdi Başlıyor - 07 Mayıs 2026
  • Türkiye'de Sorun Fakirlik Değil, Adaletsizliktir - 06 Mayıs 2026
  • Hürmüz Kartı, OPEC Krizi; Petrodoların Sonu mu? - 02 Mayıs 2026
  • Asıl Soru Şu: İşçi Neden Hâlâ Mağdur? - 01 Mayıs 2026
  • Bir Ağaç Meselesi - 30 Nisan 2026
  • Devlet Şirket Olursa - 29 Nisan 2026
  • Adalet Sarsılırsa Devlet Sarsılır - 26 Nisan 2026
  • Egemenliğin Gölgesinde: 23 Nisan'ı Anlamak - 25 Nisan 2026
  • Kaynak Savaşlarını Bitiren Fikir - 16 Nisan 2026
  • ABD Dünyayı Nereye Sürüklüyor? - 16 Nisan 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 60
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Misafir Kalem
SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM;
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Faiz Enflasyonu Düşürür mü? Maliyet Artışı ve Enflasyon İlişkisine Bakış
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Nefsin Terbiyesi ve Ruhun Kemali: İmam Ali'den Zamanı Aşan Nasihatler
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
Kurbanın Ruhu ve Unutulan Bayramlar
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Gelmiş ve gelecek kadınların en üstünü Hz. Fatıma
Eksik salavatının mucidi Muaviye'dir
Uğur Kepekçi
Eksik salavatının mucidi Muaviye'dir
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Gadir-i Hum ve İslam Dünyasının Kayıp Hafızası
Çok Okunan Haberler
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
“Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı”
“Türk Milli Takımı’nda oynamadı, AK Parti MYK’sına girdi”
“Türk Milli Takımı’nda oynamadı, AK Parti MYK’sına girdi”
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.