ŞAKA (1. Bölüm)
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

ŞAKA (1. Bölüm)

22 Mart 2021 - 21:38

Güneydoğu Bölgelerinin bitkisi zeytinlikler, yaz kış yeşil kalan yapraklarıyla ilimizin hem doğa güzelliğidir hem de yağının sarı altın rengi ve berrak görünümleriyle mutfaklarımızın vazgeçilmez gıda deposudur. Hele simsiyah ve henüz kararmadan önce toplanan yeşil taneleri kahvaltı masalarımızda en baş köşede yerlerini alırlar.

Bu kadar değerli gıda ve doğa güzelliği değerleri olan zeytinlerimizin Aralık ayı tam hasat toplama zamanıdır. Biz çocukken ailemiz bizi de zeytin toplamaya götürürlerdi. Sabahın kör karanlığında soğukta ailece at arabasına biner, ayaklarımızı arabadan sarkıtarak sallaya sallaya, Kilis türküleri söyleye söyleye zeytinliğimize giderdik. Dedemin çok değer verdiği, onu gözü gibi koruduğu bir eşşeği vardı. O, bizimle at arabasına binmez, eşeği ile bağlarımıza, zeytinliklerimize giderdi. Büyük zeytinliklerimizden zeytin toplanacağı zaman bizimle birlikte kadınlı erkekli işçiler tutulur, hasat öyle yapılırdı. Zoppun mevkisinde yirmi ağaç kadar küçük bir zeytinliğimiz daha vardı.  O zeytinliğimiz pek tutkun değildi.  Hasat işine dedemle abim gitmişlerdi.

Rahmetli Cemal abim çok şen, hayat dolu bir gençti. Yaptığı şakalarla akraba, eş dost çevremizde çok sevilirdi. Dedem se ciddi, az konuşan ama çok kültürlü bir ihtiyardı. Atatürk'ün okuduğu Askeri Rüştiye Ortaokulundan mezun olmuş, Arapça, Farsça ve Fransızcayı ana dili gibi konuşur ve yazardı. Onun "eski yazı" ile yazdığı sararmış kağıtlardaki kasideleri ninemin sandığında en kıymetli çeyiz gibi dururdu. Bembeyaz pamuk sakalı, nurlu yüzü, başından hiç çıkartmadığı kasketi ile hep hayalimde canlanır.

 Abim bazen Ona sulu şakalar yaparak kızdırırdı. Dedem kızıp bağırınca elini eline vurup katıla katıla gülerdi.

Bir gün   dedem, eşşeğinin heybelerine kalburunu, azıklarını (yemek) koyup, sırıklarını (zeytin silkelemek için kullanılan uzun sopa), şalları (zeytin ağacının altına açılan dokuma bez) eşşeğin sırtına yükleyerek abimle zeytine gitmişler.  O yıl Dedem zeytin az tuttuğu için bizi zeytin toplamaya götürmemişti. Buna en çok sevinen de ben olmuştum. Çünkü sabahın kör karanlığında soğukta sıcak yatağımdan kalkıp zeytine gitmek bana çok zor gelirdi.   İşçi tutmamışlar İkisi bir günde toplar geliriz demişler. Abime “CEMO” derdi. Kuşluk vakti dede torun zeytinliğin yoluna düşmüşler. Dedem eşşeğin sırtında, abim yular elinde önde Zoppun ‘un (mesire yeri) bitişiğindeki zeytinliğimize gelmişler.  Abim zeytini silkelerken, dedem de zeytinleri kalbura doldurup ellefliyormuş. (Kalburda zeytin tanelerini yaprağından ayırma işlemi). Bir yandan da zeytinleri heybeye dolduruyormuş.  Öğlen vakti ateş yakıp ısınmışlar, yemeklerini yemişler.

(Devam edecek…

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar

Bu yazı 869 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar