• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
00:25
BTP Kütahya İl Teşkilatı’ndan Muhasebeciler Odası’na Ziyaret
00:23
Dünya Kupası'nın enleri belli oldu
00:19
DÜNYA ŞAMPİYONU İSPANYA
00:18
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'
00:16
Bağımsız Türkiye Partisi Edirne'de gönüllere dokundu: "Çözüm Hüseyin Baş'ın vizyonunda"
00:14
BTP Çerkezköy’de sahaya indi: Gençlerden ve vatandaşlardan yoğun ilgi
00:13
BTP Balıkesir'den Karesi'de esnaf ve stant çalışması
00:11
BTP Aydın İl Başkanlığı’ndan stant çalışması: Gençlerden yoğun ilgi
00:09
BTP Sivas teşkilatı Kangal’da esnaf ve kurum ziyaretlerinin ardından şenliğe katıldı
00:07
BTP Denizli'den yoğun gün: Kahvaltıdan hastane ve taziye ziyaretlerine kapsamlı program
00:06
BTP heyeti Çorum Karabayır Köyü’nün Aşura programına katıldı
00:04
BTP Kocaeli Gençliği Seka Park’ta buluştu: “İstikbal Biziz, Biz Geleceğiz!”
00:03
BTP kurmaylarından Türkeli çıkarması: Esnaf ve aileler ziyaret edildi
00:00
BTP Yakakent’te esnaf ve tatilcilerle buluştu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
  3. Güneydoğu'daki Sosyal Gerilim, Büyük Patlamanın Habercisidir
Yayınlanma: 24 Aralık 2013 - 09:34

Güneydoğu'daki Sosyal Gerilim, Büyük Patlamanın Habercisidir

24 Aralık 2013 - 09:34
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dünyanın gözü Ortadoğu bölgesi üzerindedir. Ekonomik, jeostratejik olarak ve inanç boyutuyla bu bölge zor bir bölgedir. Bu bölge üzerinde hesap yapanların oyunları çoğu kez bumerang gibi kendilerine geri döner. Tarih boyunca da böyle olmuştur.
Yine tarihin bir kırılma noktasını yaşıyoruz. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizin de içinde olduğu fay hattındaki sosyal gerilim yüksek ölçekteki depremlere gebe gibi görülüyor.
Uzun zamandan beri yaşanan sorunlar, aslında yaşanacak büyük çaptaki sosyal patlamanın habercisi hükmündedir. Ancak milletimizin büyük çoğunluğu bütün bu ikazlara rağmen vurdumduymazlığını devam ettiriyor. 
Bakın bu konuda bir gündem analizi yapalım.
...
16 Kasım 2013 günü Diyarbakır’da bir buluşma gerçekleşir. T.C. başbakanı Tayyip Erdoğan ile kuzey Irak Kürt bölgesi başkanı Mesut Barzani’nin buluşmasıdır bu. 
Burada kimin ev sahibi olduğu tartışması gündemde yer bulur. BDP’li vekile göre ev sahibi Barzani’dir. Zaten Erdoğan’ı Diyarbakır’da karşılayan Barzani olmuştur. 
Toplu açılışlar yapılır, davullar zurnalar çalınır, türküler çağrılır, sevinç gözyaşları içerisinde bir kabul gerçekleştirilir. 
Sayın başbakan ilk defa yeni Türkiye ifadesini kullanır. Yetmedi kuzey Irak için ‘Kürdistan’ ifadesini kullanır. Daha sonra hızını alamayarak, doğu Anadolu ve güneydoğu Anadolu bölgelerimiz için de Kürdistan ifadesini kullanır. Kürdistan konusu işin bam teli olacak ki, devlet bakanları Beşir Atalay ve Bülent Arınç bu konuda önemli açıklamalar yaparlar.
Beşir Atalay, "Bu ifade, uluslararası alanda kullanılıyor ama Türkiye'de kullanmayalım gibi söylemler vardı, bugün burada hepsi kullanıldı, bütün sınırları aşıp gidiyoruz, Türkiye rahatlıyor. Ve çözüm süreci yürüyor." diyor. Demek ki bugüne kadar muhalefetten bile saklanan Kürt açılımı, demokratikleşme paketi ve yeni anayasa çalışmalarının özünde de bu niyet varmış.
Arınç ise bakın ne söylüyor, "KKTC var, biz tanıyoruz dünya tanımıyor. Rum Kesimi var, dünya tanıyor. Bir insana ismiyle hitap etmezseniz onunla iletişim kurmanız mümkün değil. Sayın başbakan büyük bir cesaret gösterdi" diyor. Bunların özürleri kabahatlerinden daha büyük. Siz devlet bütünlüğümüze sahip çıkacağınıza, KKTC’yi dünyaya tanıtacağınıza, güya dünyanın kabul ettiği Kürdistanı tanıyorsunuz. Yazıklar olsun! 
Peki, şimdi soralım. Ülkemizin ve bölgemizin parçalanmış haritaları NATO dâhil batılı devletlerin ajandalarından kamuoyuna her fırsatta sızdırılıyor. Siz buna da mı ‘evet’ diyeceksiniz. 
…
Yandaş medya narkozunu bütün kamuoyuna yaymakla meşgul. Neymiş efendim, Mesut Barzani’nin kabul edilmesi Türkiye PKK’sı ve Suriye PYD’sine karşı ittifakmış. Pes doğrusu, bu kadarına kargalar bile gülecektir. Oysa bu Barzani “Erbil’i karıştırırsan ben de Diyarbakır’ı karıştırırım” diyen, Türkleri her fırsatta düşman ilan eden kişidir.
Bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Araştırmalara baktığımız zaman Barzani ailesinin Yahudi ve Nakşiliğin Halid-i Bağdadi kolundan olduğunu görüyoruz.
…
Oynanan oyun şudur.
Arzu Mev’ud, yahudilerin kilitlendiği büyük hedeftir. Hedef büyük İsrail devletini bu topraklarda hakim kılmaktır. Bilindiği gibi İsrail Yahudi bir din devletidir. Özellikle ABD’nin derin yapılarına da nüfuz etmiş durumdadır.
Bölgemizde yaşananları bu gözle izlemek gerekir.
Bakın Osmanlının hinterlandı, yani Ortadoğu coğrafyası kan ve toprağın harman olduğu bir bataklık durumundadır. Bu bölgede yaşayan Müslümanların kan ve gözyaşları hiç ama hiç durmamaktadır.
İşte tam da burası dünya siyasi dengelerinin düğüm noktasıdır.
ABD bu bölgedeki petrol başta olmak üzere yeraltı kaynaklarına el atmış durumdadır. Ama esas olan derin ABD yani Yahudiler, bu coğrafyanın peşindedir.
İşte bu bölge kıyamet savaşının da yaşanacağı coğrafyadır.
Her zaman yaptıkları gibi emperyal güçler burada da ellerini doğrudan ateşin içine sokmuyorlar. Burada da maşa kullanıyorlar.
İşte burada kullanılan maalesef kürt kartıdır.
Oluşturulan kaos ortamı içerisinde hak ve batıl birbirine karışmış durumdadır. Oysa Kürtler Müslüman bir halktır ve Türk milletine mensuptur.
…
Şimdi gelelim büyük resme.
Sedat Sertoğlu 13 Temmuz 2003 tarihinde, Abdullah Gül ile yaptığı röportajı yayınlar. Dönemin dışişleri bakanı Abdullah Gül ve mevkidaşı Powell arasındaki 9 maddelik gizli anlaşmayı anlatır. Daha sonra bu maddeler kamuoyuna yansır.
İşte bu maddelerden birisi şu.
“Irak'ın kuzeyinde kurulan Kürt oluşumu Türkiye tarafından resmen tanınacak”
Aradan tam on yıl geçtikten sonra Erdoğan - Barzani Diyarbakır’da buluşurlar ve pandoranın kutusu açılır. Artık süreç hızlanmıştır. Bu süreçte artık kimse gizli kalamayacaktır. Ulusal ve mandacı çizgiler kesin hatlarla ayrılacaktır.
...
İsterseniz bir de sondan başa doğru bir yolculuk yapalım.
16 Kasım 2013 günü Diyarbakır’daki Tayyip Erdoğan - Mesut Barzani buluşması tarihi bir kırılma noktası oldu. Bu olayla hız kazanan süreci iyi izlemek gerekir. Bugüne kadar kuzu postuna bürünenlerin nasıl da arz-ı endam ettiklerini göreceksiniz. Kimi zafer sarhoşluğundan ortaya çıkacak, kimisi ise görev gereği sahada yer alacaktır. 
Gelin bu gelişmelere bir göz atalım.
…
"Diyarbakır’da kucaklaşanlar, gönülleri Nakşi aşkla yoğurulmuş, fakat birbirinden ayrı düşürülmüş Halidiyye kolundan kardeşlerdir" bu ifadeler Türkiye gazetesinden Rahim Er’e aittir. Bu makaleden hareketle “Barış süreci, Türk ve Kürt Kemalistlerini mağlup eden bir Nakşibendi hareketidir” şeklinde başlık atmaktan da geri durmadılar. 
Kucaklaşma denen seremoniyi T.C. başbakanı Erdoğan ile kuzey Irak Kürt yönetimi başkanı Barzani tarafından, Kürdistan'ın ilanı şeklinde özetleyebiliriz. 
İşte bu tarihi kırılma noktası bir kucaklaşma olmuştur, ama bu ABD gölgesinde AB talimatlarıyla oluşan bir birlikteliktir. 
Gelişmeler, aylardan beri Meltem TV ekranlarında izlemekte olduğumuz “İrfan Vakti” programında ilahiyatçı Mehmet Emin Koç ve tarihçi Emre Polat'ın anlattığı Nakşiliğin bir İngiliz tarikatı olduğunu da desteklemektedir.
…
İmam Rabbani adı ile bilinen Ahmet Faruk Sirhindi ve takipçisi Halidi Bağdadi’nin temsil ettiği Nakşi-Halidilik ile Barzani ailesi ve İngilizler yakın ilişki içindedir. İlmi belgelerde Barzani ailesinin yahudi olduğunu ve bir vakit Irak’ta nakşi-halidiliği temsil seviyesine geldiğini biliyoruz. İşte bundan sonra bu merkezler, Kürt isyanlarının da merkezi konumundadır. Hedef Osmanlı Türk varlığını ortadan kaldırmaktır. Görünürde bir Kürt devleti kurulmak istense de, esas olan Büyük İsrail devletine giden yolda kilometre taşı olmaktır.
…
Osmanlıda var olan Ehl-i Beyt karşıtı tutumdan olsa gerek özellikle 1820’li yıllarda 2. Mahmut döneminde Nakşi-Halidilik, Osmanlı imparatorluğu içinde hızla yayılır. Yayılır yayılmasına ama bu Ehl-i Beyt dostu olan alevi-bektaşiler için de bir soykırıma dönüşür.
Bektaşi dergahları kapatılır, dergahların başına bektaşi şeyhleri yerine nakşi şeyh(!)ler getirilir. Alevi-bektaşiler tutuklanır, sürgüne gönderilir, idam edilir. Bunlar yetmez, Osmanlı kendi ordusu olan yeniçeri ocaklarını topa tutar ve mensuplarını ölüme mahkum eder. 
Bu hınç sürer gider.
…
Günümüzde de Nakşilerin, alevi-bektaşilere karşı tutumu değişmemiştir. 
Geçtiğimiz günlerde nakşibendiler tarafından düzenlenen İmam Rabbani Sempozyumu bir gizlenme rekfleksi ile yapıldı. Ancak yine kimliklerini ve gayelerini ele verdiler. Sempozyum düzenleme komitesinden İstanbul Tasavvuf Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Süleyman Derin konuşmasında hem birlik ve beraberlikten bahsetmekte hem de "Bektaşilik ayrı bir din olmuştur şu anda" demektedir.
…
Sözde ‘barış süreci’nin bir taraftan da Türk ve Kürt Kemalistlere karşı yürütülen bir Nakşibendi hareketi olarak ifade edilişini anladınız mı?
Bahsi geçen mücadelede muhatap Kürt ve Türkün de içinde bulunduğu ‘Türk millet’idir. 
Kemalizm’e karşı çıkılmasının sebebine gelince çok açıktır. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk, Ehl-i Beyt dostu bir Alevi-Bektaşidir. 
Bir kere daha altını çizmek gerekir ki, Bektaşiler Müslümandır ve farklı bir dinleri yoktur. Bektaşiler Ehl-i Beyt dostudur. Onların şiarı “Hak- Muhammed- Ali”dir. Onlar, Hünkar Hacı Bektaş-ı Velinin kutlu yolunun yolcusudur. 
İşleri dini istismar değil, ülkeyi bölmek parçalamak hiç değildir.
…
Zaman bir kum saati gibi akıyor. Su akar Türk bakar derler ya, bu misal kum akıyor millet bakıyor.
Bütün halk unsurlarıyla Türk milleti yaşadıklarından ders alarak büyük sosyal patlamaya karşı tedbir almalıdır. 
Oyun da bellidir, oyun kurucu da, oyuncu da.
Allah adil-i mutlaktır; sorun varsa çözüm de vardır. Bütün yaşanan sosyal, ekonomik, dini ve milli sorunlara çözüm getirecek projeleri olan Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosudur.
Hünkar Hacı Bektaşı ve Türk milleti
Ehl-i Beyt açılımı ve Alevilik
Milli Ekonomi Modeli
Sosyal devlet milli devlet
Atatürk ve Türk milleti
Bunlar, Sayın Baş'ın toplumun kronikleşmiş sorunlarına karşı geliştirdiği projelerdir. Bunların sosyolojik ve psikolojik yansımaları milletimiz ve insanlık adına ümit vericidir. 
Ancak yaşanan bunalımların çözüm bulabilmesi için Haydar Baş beye milletimizin destekleriyle siyasi güç vermeleri gerekmektedir.

Bu yazı 590 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Anadolu Çözüm Arıyor - 21 Temmuz 2026
  • Ankara'da NATO, Gündemde Trump - 09 Temmuz 2026
  • Denizli: Beyazın, Kızılın ve İstiklalin Şehri - 30 Haziran 2026
  • Kerbelâ'nın Mesajı: Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt - 26 Haziran 2026
  • Devlet Refleksi ve Ayakta Kalmanın Sırrı - 20 Haziran 2026
  • İran'ın Gösterdiği Gerçek: Güç Önce Millettir - 16 Haziran 2026
  • Milletin Gündemi CHP Değil, Geçimdir - 09 Haziran 2026
  • Arşivlerden Günümüze Uzanan Bir Tarih Hazinesi - 07 Haziran 2026
  • Gadir-i Hum ve İslam Dünyasının Kayıp Hafızası - 06 Haziran 2026
  • FETÖ Dosyası Kapanmadı: Türkiye Hangi Dersleri Alamadı? - 02 Haziran 2026
  • Atatürk Bir Partiye Sığmaz - 28 Mayıs 2026
  • İçeride Kavga, Dışarıda Kuşatma - 26 Mayıs 2026
  • Müesses Nizam Değişti, Peki Cumhuriyet Ne Olacak? - 24 Mayıs 2026
  • Ekonomik Çöküşün Ürettiği Ahlaki Obruk - 23 Mayıs 2026
  • Mutlak Butlan Sonrası Türkiye Nereye Gidiyor? - 22 Mayıs 2026
  • Türkiye Yeni Bir Siyaset Arıyor - 14 Mayıs 2026
  • Atatürk'ün Ekseni: Tam Bağımsız Türkiye - 13 Mayıs 2026
  • Milli Eğitimde Yapboz Düzeni Çöktü - 09 Mayıs 2026
  • Ortadoğu Yanarken İslam Ülkeleri Kimin Safında? - 09 Mayıs 2026
  • Muhalefetin Gerçek Sınavı Şimdi Başlıyor - 07 Mayıs 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 61
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Anadolu Çözüm Arıyor
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Fırsat sadece Kıbrıs'ta kaçmıyor
Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava'dır
Uğur Kepekçi
Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava'dır
Çok Okunan Haberler
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "15 TRİLYONLUK BORCA RAĞMEN VATANDAŞ RAHATLAYAMIYORSA SİSTEM...
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.