• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
00:25
BTP Kütahya İl Teşkilatı’ndan Muhasebeciler Odası’na Ziyaret
00:23
Dünya Kupası'nın enleri belli oldu
00:19
DÜNYA ŞAMPİYONU İSPANYA
00:18
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'
00:16
Bağımsız Türkiye Partisi Edirne'de gönüllere dokundu: "Çözüm Hüseyin Baş'ın vizyonunda"
00:14
BTP Çerkezköy’de sahaya indi: Gençlerden ve vatandaşlardan yoğun ilgi
00:13
BTP Balıkesir'den Karesi'de esnaf ve stant çalışması
00:11
BTP Aydın İl Başkanlığı’ndan stant çalışması: Gençlerden yoğun ilgi
00:09
BTP Sivas teşkilatı Kangal’da esnaf ve kurum ziyaretlerinin ardından şenliğe katıldı
00:07
BTP Denizli'den yoğun gün: Kahvaltıdan hastane ve taziye ziyaretlerine kapsamlı program
00:06
BTP heyeti Çorum Karabayır Köyü’nün Aşura programına katıldı
00:04
BTP Kocaeli Gençliği Seka Park’ta buluştu: “İstikbal Biziz, Biz Geleceğiz!”
00:03
BTP kurmaylarından Türkeli çıkarması: Esnaf ve aileler ziyaret edildi
00:00
BTP Yakakent’te esnaf ve tatilcilerle buluştu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
  3. Kürt İlleri Söylemi, Self Determinasyon ve Büyük Oyun
Yayınlanma: 19 Kasım 2025 - 17:05

Kürt İlleri Söylemi, Self Determinasyon ve Büyük Oyun

19 Kasım 2025 - 17:05
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi

Sezai Temelli’nin Meclis’te “Kürt illeri” ifadesini kullanması, sadece bir ifade tarzı değildir. Bu, son yıllarda yavaş yavaş örülen bir planın, en görünür halkasıdır. Dün devlet geleneğinde yeri olmayan kavramlar, bugün Meclis kürsüsünden meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu değişimin kendiliğinden olmadığını anlamak zorundayız. Bu özgüven, PKK/KCK çizgisinin yıllardır yazdığı “demokratik konfederalizm” stratejisinden geliyor. KCK belgelerinde tarif edilen model açık: Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki Kürt nüfusu gevşek bir üst birlik halinde birleştirmek… Yani kültürel hak talebinden çok öte, ulus-devlet yapısını aşındıran bir siyasal proje. Bugün Meclis’te rahatça kullanılan “Kürt bölgesi/Kürt illeri” gibi ifadeler, işte bu projenin toplumsal zemine sürülmüş dil mühendisliğidir. “Silah sussun, siyaset konuşsun” sloganının, masum bir barış çağrısının ötesine taşınıp geçiş sürecinin parçası haline getirildiğini görmek gerekir. 

Türkiye’nin 2003’te taraf olduğu Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, teoride “tüm halkların kendi kaderini tayin hakkı” ilkesini içeriyor. Bu madde, tarihsel olarak sömürge halklarının bağımsızlık mücadelelerini düzenlemek için konmuş bir hükümdür; ulus-devletlerin kendi içinde etnik temelli ayrışmalar yaratmak için tasarlanmamıştır. Enteresan nokta şu: Bu sözleşme, 28 Mayıs 1999’da kurulan ANASOL-M koalisyonu (ANAP–DSP–MHP) döneminde hükümet tarafından imzalandı; 2003’te AK Parti döneminde ise onaylandı. Yani imza 28 Şubat sonrası, AB sürecinin yoğun olduğu günlerin ürünü. O yıllarda “insan hakları”, “AB ilerleme raporu”, “Kopenhag kriterleri” gibi kavramlar siyasetin ana ekseni olmuştu. Bu tabloya bakınca, insanın aklına şu soru ister istemez geliyor: Bu sözleşme bugün PKK’nın dil mühendisliğinde kullanılıyorsa, bunun sözde hukuki temeli gerçekten 2003’te mi atıldı? Bazı ülkeler ulus-devlet yapısını tartışmaya açmamak için çekince koydu, bazıları hiç taraf olmadı. Türkiye ise o dönem bu sözleşmeyi imzaladı…

Proje o günden mi başladı?” sorusunu besleyen birkaç gerçekten de bahsedelim. 1999 sonrası Türkiye’de yerinden yönetim, özerklik, azınlık tanımı, kimlik siyaseti kavramları ilk kez uluslararası metinlerle yoğun biçimde içeri girdi. PKK, 2000’lerin başında “demokratik konfederalizm” fikrini örgüt literatürüne yerleştirdi. AB ilerleme raporlarında “Kürtlerin kolektif hak talepleri” ilk kez incelenmeye başlandı. Tüm bunlar üst üste konunca şu cümle kendiliğinden beliriyor: Bugün Meclis’te duyduğumuz “Kürt illeri”, “bölgesel statü”, “kendi kaderini tayin” tarzı ifadelerin hukuki zeminini hazırlayan taşların önemli kısmı, 1999–2003 arası döşendi.

DEM/PKK hattının dili artık müzakere dili değil, dayatma dili. Yeni anayasa talebi, Lozan’ın meşruiyetini sorgulayan çıkışlar, “Kürt illeri” söyleminin normalleştirilmesi… Kimileri hâlâ “ortada pazarlık yok” diyerek meseleyi hafife almaya çalışıyor. Doğrudur: Bugün geçmişteki gibi gizli bir Oslo masası yok. Ama çok daha vahimi var: Talepler, doğrudan toplum önünde, meydan okuyarak dillendiriliyor. Bu, pazarlığın olmadığını değil, pazarlığa bile ihtiyaç duymayacak bir özgüven inşa edildiğini gösteriyor. Bütün bu dil değişiminin nihai amacı, hemen yarın bir plebisit yapmak değildir. Ama zihinleri ayrıştırmadan hiçbir plebisit mümkün olmaz. Önce kavramlar bölünür, sonra coğrafya.

Bugün “Türkiye’nin 81 ili” yerine “Kürt illeri / diğer iller” ikilemi üretiliyorsa, bu toplumsal mimaride zihinsel ayrışmanın inşa edildiği anlamına gelir. Asıl tehlike zaten burada: Halkın gönlünde görünmez sınırlar çizmek. Bu noktada doğru çerçeveyi kurmadan ilerlemek mümkün değildir: Kürt kardeşlerimiz bu ülkenin asli, şerefli evlatlarıdır. Sorun, PKK’nın ayrılıkçı projesini demokratik söylemle meşrulaştırmaya çalışan siyasî mühendisliktir. Türkiye, bütün vatandaşlarını olduğu gibi Kürt yurttaşlarının da haklarını korumak zorundadır; fakat bunu üniter devlet yapısını tartışmaya açan bir düzleme teslim olmadan yapmak mümkündür ve gereklidir. Bugün yaşananlar, farklı başlıklarda görünen ama aynı hedefe yönelen gelişmelerdir: KCK’nın konfederalizm stratejisi, uluslararası sözleşmeler üzerinden yürütülen tartışmalar, meclis’teki dil değişimi… Bunlar rastlantı değildir; aynı fotoğrafın farklı kareleridir. Bu gerçeği görmezden gelmek, “abartılıyor” demek, sadece tehlikeyi derinleştirir. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, soğukkanlılıkla gerçeği görmek; ama bu oyunu da kardeşliği zedeleyen bir nefret diline kapılmadan bozabilmektir. 

Oyunu görelim ve oyuna gelmeyelim.

Ne terörün siyasallaştırılmış taleplerine teslim olalım, ne de yüzlerce yıllık kardeşliğimizi incitecek ayrımcı bir dile prim verelim. Bu toprakların ihtiyacı yeni bir model değil; daha adil, daha eşit ama aynı derecede bir ve bütün bir Türkiye’dir.

Bu yazı 2440 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Anadolu Çözüm Arıyor - 21 Temmuz 2026
  • Ankara'da NATO, Gündemde Trump - 09 Temmuz 2026
  • Denizli: Beyazın, Kızılın ve İstiklalin Şehri - 30 Haziran 2026
  • Kerbelâ'nın Mesajı: Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt - 26 Haziran 2026
  • Devlet Refleksi ve Ayakta Kalmanın Sırrı - 20 Haziran 2026
  • İran'ın Gösterdiği Gerçek: Güç Önce Millettir - 16 Haziran 2026
  • Milletin Gündemi CHP Değil, Geçimdir - 09 Haziran 2026
  • Arşivlerden Günümüze Uzanan Bir Tarih Hazinesi - 07 Haziran 2026
  • Gadir-i Hum ve İslam Dünyasının Kayıp Hafızası - 06 Haziran 2026
  • FETÖ Dosyası Kapanmadı: Türkiye Hangi Dersleri Alamadı? - 02 Haziran 2026
  • Atatürk Bir Partiye Sığmaz - 28 Mayıs 2026
  • İçeride Kavga, Dışarıda Kuşatma - 26 Mayıs 2026
  • Müesses Nizam Değişti, Peki Cumhuriyet Ne Olacak? - 24 Mayıs 2026
  • Ekonomik Çöküşün Ürettiği Ahlaki Obruk - 23 Mayıs 2026
  • Mutlak Butlan Sonrası Türkiye Nereye Gidiyor? - 22 Mayıs 2026
  • Türkiye Yeni Bir Siyaset Arıyor - 14 Mayıs 2026
  • Atatürk'ün Ekseni: Tam Bağımsız Türkiye - 13 Mayıs 2026
  • Milli Eğitimde Yapboz Düzeni Çöktü - 09 Mayıs 2026
  • Ortadoğu Yanarken İslam Ülkeleri Kimin Safında? - 09 Mayıs 2026
  • Muhalefetin Gerçek Sınavı Şimdi Başlıyor - 07 Mayıs 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 61
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Uğur Kepekçi
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Anadolu Çözüm Arıyor
Çok Okunan Haberler
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "15 TRİLYONLUK BORCA RAĞMEN VATANDAŞ RAHATLAYAMIYORSA SİSTEM...
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.