• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
00:25
BTP Kütahya İl Teşkilatı’ndan Muhasebeciler Odası’na Ziyaret
00:23
Dünya Kupası'nın enleri belli oldu
00:19
DÜNYA ŞAMPİYONU İSPANYA
00:18
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'
00:16
Bağımsız Türkiye Partisi Edirne'de gönüllere dokundu: "Çözüm Hüseyin Baş'ın vizyonunda"
00:14
BTP Çerkezköy’de sahaya indi: Gençlerden ve vatandaşlardan yoğun ilgi
00:13
BTP Balıkesir'den Karesi'de esnaf ve stant çalışması
00:11
BTP Aydın İl Başkanlığı’ndan stant çalışması: Gençlerden yoğun ilgi
00:09
BTP Sivas teşkilatı Kangal’da esnaf ve kurum ziyaretlerinin ardından şenliğe katıldı
00:07
BTP Denizli'den yoğun gün: Kahvaltıdan hastane ve taziye ziyaretlerine kapsamlı program
00:06
BTP heyeti Çorum Karabayır Köyü’nün Aşura programına katıldı
00:04
BTP Kocaeli Gençliği Seka Park’ta buluştu: “İstikbal Biziz, Biz Geleceğiz!”
00:03
BTP kurmaylarından Türkeli çıkarması: Esnaf ve aileler ziyaret edildi
00:00
BTP Yakakent’te esnaf ve tatilcilerle buluştu
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
  3. Sağ–Solun Ötesinde: Türkiye Siyasetini Yeniden Okumak
Yayınlanma: 10 Eylül 2025 - 10:50
Güncelleme: 10 Eylül 2025 - 10:50

Sağ–Solun Ötesinde: Türkiye Siyasetini Yeniden Okumak

10 Eylül 2025 - 10:50
Güncelleme: 10 Eylül 2025 - 10:50
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Sağ–Solun Ötesinde: Türkiye Siyasetini Yeniden Okumak

Türkiye’de ve dünyada siyaseti uzun yıllar belirleyen en temel ölçüt, sağ–sol ayrımı oldu.

Sağ; serbest piyasa, gelenek, muhafazakârlıkla, sol; sosyal devlet, eşitlik, ilerleme, özgürlüklerle özdeşleştirildi. Fakat bugün bu tasnif giderek bulanıklaştı. Ekonomide “sağcı” olup kültürel meselelerde “solcu” görünen hareketler, ya da tam tersi, her yerde karşımıza çıkıyor.

Klasik sağ–sol ayrımı, 20. yüzyılın ideolojik kalıplarını yansıtsa da artık siyaseti açıklamakta yetersizdir; günümüzde ortaya çıkan karmaşık tablo, bu kalıpların ötesinde yeni bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Bu konuda Prof. Dr. Haydar Baş, 2005 Trabzon mitinginde ve daha sonraki açıklamalarında artık siyasette sol–sağ ayrımının geçersizliği; siyasetin milli - gayri milli / bağımsızlık - manda ekseninde tanımlanması gerektiğini defaten belirtmiştir.

Yeni Bir Siyaset Tasnifi

Bugün Türkiye’de ve dünyada siyaseti sağ–sol kalıplarıyla açıklamak mümkün değildir. Ekonomik bağımlılıklar, güvenlik kaygıları ve kimlik temelli siyasetler, partileri bu klasik tasnifin dışına taşımıştır. Bu nedenle yeni bir değerlendirme ölçüsüne ihtiyaç vardır.

Partilerin konumunu anlamak için beş temel ölçüt öne çıkmaktadır. Birincisi ekonomik bağımsızlıktır; dış borçlanmaya yaklaşım, üretim politikaları ve yerli sanayiye verilen destek bu başlık altında değerlendirilir. İkincisi siyasi egemenliktir; uluslararası kurumlara bağımlılık ya da tam otonomi konusundaki tavır burada belirleyici olur. Üçüncü ölçüt laikliktir; din ve siyaset arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğunu gösterir. Dördüncüsü antiemperyalizmdir; küresel güçlerle ilişkilerin hangi zeminde şekillendiğini ifade eder. Beşinci ve son ölçüt ise milli birliktir; üniter devletin korunması ve etnik temelli ayrışmalara karşı alınan tutumu kapsar.

Siyasetin gerçek gücü, bu alanlarda gösterilen kararlılıkla ölçülmelidir. Atatürk’ün çizgisi de tam bu ölçütlerin birleştiği noktada duruyordu. Cumhuriyet, bağımsızlık, milli irade ve insan hakları temelinde yükselmişti. O, bir yandan halkın egemenliğini tesis etmiş, bir yandan da dünyaya meydan okuyarak bağımsızlığın yalnızca bir hak değil, bir karakter meselesi olduğunu göstermiştir. Bugün siyaseti bu eksende tartışmak, yalnızca partilerin değil, toplumun geleceği açısından da zorunludur.

Bu ölçütler çerçevesinde bakıldığında, Türkiye’deki siyasi partilerin konumları daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Şimdi partileri tek tek ele alalım.

AKP (ilk dönem)

2000’lerin başında “milli irade” ve demokratikleşme söylemiyle yola çıktı, AB süreci üzerinden özgürlükçü bir profil çizmeye çalıştı. Ancak bu süreç, bağımsızlığı değil, Batı’ya entegrasyonu güçlendirdi. O dönem “AB’ye uyum yasaları” çerçevesinde çıkarılan düzenlemeler, egemenlik yetkilerini Brüksel standartlarına göre uyarladı. Bu nedenle antiemperyalist değil, tersine küresel entegrasyon yanlısı bir çizgide durdu.

AKP (bugün)

Bugünkü AKP, söylemde “yerli ve milli” görünse de pratikte ekonomik bağımlılığı en yüksek noktaya çıkaran iktidar oldu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milli iradeyi lidere indirgeyen bir yapıya dönüştü. Özgürlükler daraldı, laiklik zayıfladı. Atatürk’ün halk egemenliğine dayalı siyasetiyle en uzak noktada durmaktadır. “Yerli-milli” söylemi, artan dış borç ve sermaye bağımlılığıyla çelişmektedir.

CHP

Kurucu parti olmanın mirasıyla Kemalist ilkeleri hatırlatsa da artık tam anlamıyla temsil etmemektedir. Cumhuriyetçilik ve laiklik vurgusu güçlüdür. Ancak bugünkü CHP, klasik katı devletçilikten uzaklaşmış, “özgürlükçü laiklik” anlayışına yönelmiş ve sosyal demokrat bir çizgiye kaymıştır. Milli irade ve parlamenter sistemi savunur; “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” talebi bunun göstergesidir. Ne var ki, Batı entegrasyonunu (AB ve NATO üyeliği, Avrupa değerler sistemi) öncelediği için bağımsızlık ve antiemperyalizmde daha esnek bir noktadadır. Bu durum, Atatürk’ün “tam bağımsızlık” ilkesinden kısmi bir sapma anlamına gelir.

MHP

Partinin en belirgin yönlerinden biri milliyetçilik vurgusudur; ancak bu anlayış, Atatürk’ün yurttaşlık temelli milliyetçiliğinden farklı olarak daha çok etnikçi ve kültürel bir boyut taşımaktadır. “Devletin bekası” merkezli söylemi güçlüdür, fakat laiklik vurgusu zayıftır; dini değerleri siyasete alan açarak kullanır. Ekonomi politikaları serbest piyasa yanlısıdır, dolayısıyla Kemalist devletçilik ilkesiyle uyumlu değildir. Bu nedenle Kemalizm’le kısmen örtüşür ama tam olarak aynı çizgide değildir.

DEM Parti

Parti, kimlik konularına ve özgürlük söylemine sıkça yer verir; laiklik konusunda ise kararlı bir şekilde savunucu bir tutum içindedir. Ancak üniter devlet ve milli birlik ekseninde Atatürk’ün çizgisiyle ayrışır. Antiemperyalizm ve bağımsızlık yerine daha çok kimlik hakları ve çoğulculuk üzerine odaklanır. Parti programlarında “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na yapılan vurgu, ulusal bağımsızlık ilkesinden farklı bir yaklaşımı yansıtır.

BTP

Ekonomide Milli Ekonomi Modeli ile tam bağımsızlığı savunan tek parti konumundadır. “Vatandaşlık maaşı”, “kamunun ekonomide aktif rolü” gibi politikaları, doğrudan Kemalist devletçilik ilkesiyle örtüşür. Laiklik ilkesine net bağlıdır, dini siyasete alet etmez. Milli birlik ve bütünlük vurgusu, Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk milleti denir” anlayışına yakındır. Atatürk’ün “tam bağımsızlık benim karakterimdir” sözüyle ifade ettiği çizgiye günümüzde en yakın partidir. BTP’nin antiemperyalist tavrı, IMF ve AB dayatmalarına karşı açık tutumu ile de somutlaşmaktadır.

İYİ Parti

Merkez sağ kökenli bir parti olarak, kuruluşundan itibaren parlamenter sistemi vurgulamış ve milli irade kavramına sıkça atıfta bulunmuştur. Bu yönüyle Atatürk’ün cumhuriyetçilik anlayışıyla benzerlik taşır; ancak laiklik, halkçılık, tam bağımsızlık, antiemperyalizm ve devrimcilik gibi diğer boyutlar dikkate alındığında, bu örtüşme sınırlı kalmaktadır. İYİ Parti, batı ile entegrasyona açık bir çizgide olup AB üyeliğini desteklemektedir. Ancak bu tutum, ekonomik ve siyasi bağımsızlık açısından zayıf bir konum yaratmaktadır. Parti, antiemperyalist bir duruş sergilemek yerine ‘denge siyasetini tercih eder.

Zafer Partisi

Zafer Partisi’nin en belirgin yanı, göçmen politikası üzerinden ulusal egemenliği savunmasıdır. Bu yaklaşım, milli irade kavramını “Türk milletinin kendi kaderini tayin etmesi” temelinde yorumlar. Antiemperyalizm vurgusu, Batı’nın Türkiye’yi göçmen deposu haline getirmesine yönelik eleştirilerde somutlaşır. Ancak parti, ekonomik bağımsızlık konusunda bütüncül bir model sunmaz; IMF, AB ya da küresel sermaye karşısında sistemli bir “tam bağımsızlık” programı geliştirmemiştir. Bu nedenle, retorikte Atatürk’e kısmen yakın, fakat pratikte eksik kalmaktadır.

Sol-Liberaller

Ekonomide liberal, kültürde özgürlükçü ve çoğulcu bir çizgidedirler. Demokrasi ve insan hakları söylemleriyle öne çıksalar da küreselleşmeyi destekledikleri için bağımsızlık ve antiemperyalizmde zayıf kalırlar. 12 Eylül sonrası “otoriter Kemalizm eleştirisi” üzerinden siyaset geliştirmişlerdir. Ancak Atatürk’ün bağımsızlık ve ulusal irade çizgisine mesafelidirler.

Aslında siyasi partiler bir günde bu çizgiye oturmadılar. Bu konuda 2005 yılında Prof. Dr. Haydar Baş’ın bir açıklaması ile konuya açıklık getirelim. 2005 yılında Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın yaptığı açıklamada Türk siyasetinde genel bir çürüme yaşandığını, bunun en bariz örneğinin ise CHP’de olduğunu söylüyor. Atatürk bugün hayatta olsaydı CHP’nin bugünkü halini görüp şöyle derdi diye ekliyor. “Evladım Haydar! Gel şu CHP’nin başına geç, bu milleti kurtar.” CHP’yi “iç mücadelelerle vakit kaybeden, millî duruşunu kaybetmiş bir parti” olarak eleştiriyor. MHP’ye de çelişkileri üzerinden eleştiriler yöneltiyor; örneğin AB sürecinde farklı tutumlar sergilenmesi ve PKK dosyaları konusunda tavizler verdiğini ifade ediyor.

Bu görsel, Atatürk’ün antiemperyalist mirasının günümüzde en çok BTP tarafından sahiplenildiğini; CHP’nin tarihsel mirasına rağmen daha esnek ve Batı-entegrasyonu bir çizgide olduğunu; DEM Parti’nin ise kimlik siyaseti nedeniyle bu ölçütlerde uzak konumlandığı görülmektedir.

Sonuç olarak, bu değerlendirmeler herhangi bir partiyi küçümsemek ya da yüceltmek için değil; sağ–sol kalıplarının ötesinde, Atatürk’ün koyduğu ölçütler ışığında siyaseti yeniden okumak içindir. Bugün partilerin gücü, bağımsızlığa, milli iradeye, antiemperyalizme ve özgürlüğe ne kadar sahip çıktıklarıyla ölçülmelidir. Nihai karar ise milletin vicdanına aittir. Atatürk’ün tarihe bıraktığı en yalın ama en güçlü söz, bu yeni tasnifin de mihenk taşıdır: “Bağımsızlık benim karakterimdir.” Türkiye’nin ihtiyacı, bu beş temel ölçütü merkeze alacak bir siyasettir. Aksi halde sağ–sol tartışmaları gibi kimlik veya popülizm eksenli tartışmalar, ülkenin bağımsızlık meselesini gölgelemeye devam edecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 4033 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Anadolu Çözüm Arıyor - 21 Temmuz 2026
  • Ankara'da NATO, Gündemde Trump - 09 Temmuz 2026
  • Denizli: Beyazın, Kızılın ve İstiklalin Şehri - 30 Haziran 2026
  • Kerbelâ'nın Mesajı: Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt - 26 Haziran 2026
  • Devlet Refleksi ve Ayakta Kalmanın Sırrı - 20 Haziran 2026
  • İran'ın Gösterdiği Gerçek: Güç Önce Millettir - 16 Haziran 2026
  • Milletin Gündemi CHP Değil, Geçimdir - 09 Haziran 2026
  • Arşivlerden Günümüze Uzanan Bir Tarih Hazinesi - 07 Haziran 2026
  • Gadir-i Hum ve İslam Dünyasının Kayıp Hafızası - 06 Haziran 2026
  • FETÖ Dosyası Kapanmadı: Türkiye Hangi Dersleri Alamadı? - 02 Haziran 2026
  • Atatürk Bir Partiye Sığmaz - 28 Mayıs 2026
  • İçeride Kavga, Dışarıda Kuşatma - 26 Mayıs 2026
  • Müesses Nizam Değişti, Peki Cumhuriyet Ne Olacak? - 24 Mayıs 2026
  • Ekonomik Çöküşün Ürettiği Ahlaki Obruk - 23 Mayıs 2026
  • Mutlak Butlan Sonrası Türkiye Nereye Gidiyor? - 22 Mayıs 2026
  • Türkiye Yeni Bir Siyaset Arıyor - 14 Mayıs 2026
  • Atatürk'ün Ekseni: Tam Bağımsız Türkiye - 13 Mayıs 2026
  • Milli Eğitimde Yapboz Düzeni Çöktü - 09 Mayıs 2026
  • Ortadoğu Yanarken İslam Ülkeleri Kimin Safında? - 09 Mayıs 2026
  • Muhalefetin Gerçek Sınavı Şimdi Başlıyor - 07 Mayıs 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 61
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Anadolu Çözüm Arıyor
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Fırsat sadece Kıbrıs'ta kaçmıyor
Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava'dır
Uğur Kepekçi
Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava'dır
Çok Okunan Haberler
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "15 TRİLYONLUK BORCA RAĞMEN VATANDAŞ RAHATLAYAMIYORSA SİSTEM...
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.