Allah Adına Kulluk Lisansı Dağıtmak (Cem Kayalı)
Reklam
Misafir Kalem

Misafir Kalem

Allah Adına Kulluk Lisansı Dağıtmak (Cem Kayalı)

09 Eylül 2019 - 11:51

Resûlullah (s.a.v) 'din güzel ahlaktır' buyurarak kul olmanın en sade, herkes tarafından en anlaşılır tarifini yaparken dinin güzel ahlak olması da kulluğun sadeliği de 14 asır boyunca birilerinin hiç de işine gelmemiştir doğrusu.

 

Din görünüşte İslam olmalıydı ve İslam da gösteriş ve ritüeller içine sıkışmalıydı ki o birileri son derece dindar ve takva ehli görünüm altında Allah adına kendilerince kulluk lisansı dağıtabilsin ve bundan da maddi veya manevi menfaatler sağlayabilsin.

Daha anlaşılır olması açısından çok da geriye gitmeye gerek yok aslında; en açık örnekleri de hayatın içinde bizatihi yaşanılan ve gözlemlenenlerdir zaten.

Abdest alıp günün farzlarını kılmak, orucunu tutmak, zekatını vermek, haramdan kaçınmak, tevbe etmek ve ayette de belirtildiği üzere en azından Resûlullah'ın İslam'ı tebliğine karşılık Ehl-i Beyt'ini sevmek ve hürmet etmek yeterli değildi, yeterli olmamalıydı; öyle ya bundan elde edilebilecek bir çıkar da yoktu.

Kendimizi ve sevdiklerimizi kabir ateşinden korumak için birilerine göre özel kefen almak gerekiyordu. Birilerine göre ise kabir başında risale-i nur okunmalıydı, Kur'an okunması yeterli değildi.

Birilerine göre filanca cemaatin falanca kolundan olmadan ateşten kurtulmak mümkün değildi, aynı falanca kola mensup olmak için de en başta görünüşü düzeltmek elzemdi yoksa gömlek ve pantolon ile namaza dursanız bile maalesef bu namaz ateş ile aranıza perde olmaya kafi gelmezdi.

Birilerine göre ağlayan bir kalp ile 'affet beni Ya Rabbi' demek de yeterli değildir, filanca zatın özel duası eklenmediği takdirde Allah katında makbul değildi, özel duayı almak için de bir bedel ödemek gerekliydi.

Ancak bazı edepsiz kelimeleri kullanarak anlatabileceğimiz yine din adına yapılan sapıklıkları ise açık açık anlatmamıza gerek olmadığını da varsayıyorum, neleri kastettiğimiz hemen anlaşılmıştır sanırım.

Velhasıl birilerine göre Allah'a kul olmak için önce kuldan kulluk lisansı almak gerekliydi. Tanıdık geldi mi peki?

Hıristiyan papazların Tanrı'nın merhametini kendi tekellerine alıp istedikleri gibi dağıtmasından bir farkı kaldı mı sizce? Başka bir deyimle tüm bunlar yakın zamanda zirve yapan 'dinlerarası diyalog' sapıklığının geçmişteki ve günümüzdeki birer parçaları değil mi?

Ve bir adım ötesinde Allah'ın dinini kendi menfaatleri doğrultusunda tekeline almaya çalışan bu 'birileri' yeri geldiğinde Allah'ın dinini Hıristiyan'a Yahudi'ye ucuz bir karşılık ile satan 'birileri' ile aynı kişiler, topluluklar değil mi? Öyle ya; din adına pazarlama yapanlar bir gün bedeli ödendiğinde dini de satışa çıkarırlar.

Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı döneminde işte bu Allah adına kulluk lisansı dağıtanlar ile; dini de, vatanı da sattıkları için mücadele etmek zorunda kalmadı mı?

Tam da bu noktada ahiretinize bedel biçmedi iseniz durup bir düşüneceksiniz:

Kim itikadınızın dosdoğru olması için sizin adınıza ayağa kalkıyor? Kim yeryüzünde dökülen mümin kanlarında payınız olmaması için uğraşıyor? Kim helale haram karıştırmıyor ve kim size haramı apaçık gösteriyor? Kim sizi Allah'ın istediği kulluk çizgisine yönlendiriyor ve kim Allah'ın sevdiği Ehl-i Beyt'i sizin de gönlünüze nakşetmek için adeta çırpınıyor?

Kim diye başlayan bu cümleleri daha da çoğaltmak mümkün elbette ama sorusundan çok yanıtı önemli:

Prof. Dr. Haydar Baş, 'bir koyup üç alacağız' denilerek Irak'taki Müslüman kanını değişenlere karşı ayağa kalkan ilk kişidir; farkında mısınız?

Prof. Dr. Haydar Baş, dinlerarası diyalog adı altında Papa'ya mektup yazıldığı günün ertesinde bugün darbeye teşebbüs edenlere karşı o günden bu yana dimdik duran, koca bir milletin imanını Hıristiyan rıhtımından kurtaran adamın ta kendisidir; ne çabuk unuttunuz!

Prof. Dr. Haydar Baş, 'Sünnisi de Alevisi de Şiisi de birdir, hepsi de Müslümandır' diyerek başta Suriye olmak üzere dünyanın her yerinde bir şekilde Müslüman kanının akıtılmasına fetva verenlere karşı ayağa kalkan tek liderdir; nasıl da görmek istemiyorsunuz!

Prof. Dr. Haydar Baş, yazdığı Ehl-i Beyt Külliyatı ile birlikte Ehl-i Beyt sevgisini gönüllerimize adeta nakşeden, 'kurtuluşa götüren gökteki asıl yıldızları' bizlere yeniden ve apaçık gösteren kişidir; bu da apaçık değil midir?

Prof. Dr. Haydar Baş, 'Hoş Geldin Atatürk' eseri ile 'Atatürk Vatandır' diyerek Büyük Önder'in hak ettiği sevgi, saygı ve hürmeti milletimiz nezdinde yeniden kazandıran, Mustafa Kemal dendiğinde yüzü özlemle gülümseyen dimdik bir nesile vesile olan liderdir; neden görmemek için adeta yüzünüzü çeviriyorsunuz?

Prof. Dr. Haydar Baş, 'Milli Ekonomi Modeli' ile birlikte başta kapitalizm olmak üzere ve -izm ile biten ve bireyleri adeta öğüten çarklardan tüm insanlığı kurtarmanın yolunu açan ve insanlığa 'insan gibi yaşayabilecekleri' bir dünyanın kapısını ardına kadar aralayan ilim insanıdır; tüm dünya takdir ediyor ama siz neden başka yerlere bakıyorsunuz?

Eğer ahiretinize bedel biçmedi iseniz tüm bunları gerçekten durup bir düşüneceksiniz. Emaneti ehline vermez iseniz emanet de, izzet de sizi pek de uzak olmayan bir vakitte terk edecektir.

Cem Kayalı

Bu yazı 380 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar