Reklam
  • Reklam
DERSİM’E , NE DERSİN ? (Rabia ALİOĞLU)
Reklam
Misafir Kalem

Misafir Kalem

DERSİM’E , NE DERSİN ? (Rabia ALİOĞLU)

27 Şubat 2015 - 13:20

Sosyolojik olayları günümüz şartlarına göre değil olayların olduğu tarihin şartlarına göre değerlendirilir. 1937 yılında yapılan Dersim harekâtına ise o dönemin şartlarına ve yeni Türkiye Cumhuriyetinin o zamanda bulunduğu konuma göre bakıp değerlendirmek gerek.

Dersim harekâtının nedeni Kürtleri yok etmek soykırıma uğratmak mıdır? Yoksa bölücü bir isyanı bastırmak mıdır? Çıkan olayları sonuçlarına göre bakıp katliam olarak değerlendireceksek eğer, Devletin bölünmez bütünlüğünü korumak için yapılan savaşlar da mı katliam oluyor?

Bugün ülke bütünlüğünü korumak için İngiliz ve Fransızların desteğiyle yapılan isyanlara karşı Devletin sergilemiş olduğu tutumu soykırım olarak niteleyenler; Ermenilerin Türklere karşı yapmış olduğu soykırımı hiçe sayıp, üstelik Türklerin Ermenilere soykırım yaptı idealarını kabul eden zihniyetten başka bir şey değildir. Dersim harekâtının “sonuçlarından” bahsedenler, durumu “nedenlerine” getirdiğimizde tek bir söz etmezler!.Dersim harekatının katliam olup olmadığını anlamak için 1921 yılında yapılan Koçgiri isyanına bakmak gerek.

Koçgiri isyanı Milli Mücadelecilerin, yunan ilerleyişini ve Çerkez ethem isyanını bastırmak için köşeye sıkıştığı zamanda İngilizlerin kontrolünde olan Kürt Teali cemiyetinin planı ile Koçgiri isyanı başlatılmış ve Milli Mücadele zayıflatılmak istenmiştir. Tıpkı Hatay meselesinin görüşüldüğü sıra da Türkiye’yi zayıflatıp mağlup etmek için Fransızların desteğiyle yapılan Dersim isyanı gibi. Koçgiri isyanı aynen dersim isyanında yapıldığı gibi Ankara hükümetinin resmen Kürdistan istiklalini tanıyacak şeklinde yapılan bildirgelerle yapılmıştır. Koçgiri isyanının kışkırtan Seyit Rıza Dersim harekâtının elebaşı olarak bilinmektedir. Şimdi söyleyelim bakalım; Devletin ve Milletin istikbalini tehlikeye düşüren kişilere verilen cezalar ve bu kişilerin çıkartmış olduğu isyanlara yapılan müdahaleler gerçekten katliam mıdır yoksa milli müdafaamıdır?

“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” Parolasıyla tüm Dünya ya barışı aşılayan Atatürk nasıl olur da yeni kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetin de katliam yapabilir? İsyanı bastırmak için yapılan harekât katliam değil bir fitneyi ortadan kaldırmaktır. Birçok etnik köken adı altında çıkartılan isyanlara yapılan müdahaleler o etnik kökene yapılan müdahale değildir; yapılan müdahaleler etnik kökenlerin (Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni)içerisine dış güçlerin desteğiyle yerleştirilen bölücü kişilere ve gruplara yöneliktir. Eğer amaç ırksal farklılıkları yok etmek, olsaydı, İtilaf devletlerinin Türkiye de var olan yetmiş iki milleti azınlık olarak gösterdiğinde, Atatürk Lozan da Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan herkes “MÜSLÜMAN TÜRK” ‘tür diyerek bu millet Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla ,Çerkeziyle ,Alevisiyle, Sünnisiyle bir ve beraber olduğunu tüm Dünyaya meydan okurcasına söylemezdi.

Kendi menfi çıkarları için her ne olursa olsun barış çığlıkları atanlar, şunu iyi bilmelidir; Barış sağlam temeller üzerine oturtulduğunda gerçek anlamını kazanır. Nitekim 2. Dünya Savaşının başlamasına sebep olan Versay Barış Anlaşması değil miydi?

Rabia ALİOGLU

 

Bu yazı 532 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar