• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ekonomi
  • İslam
  • İlçeler
  • Kilis Güncel
  • Ulusal Kongreler
  • Analiz
  • Eğitim
  • Siyaset
  • Vefat
  • Spor
  • Bitki Rehberi
  • Güncel Haberler
  • Kültür & Sanat Teknoloji Sağlık Dünya Türkiye Videolar
  • Ara
SON DAKİKA:
10:27
Altın Fiyatları 21 Temmuz 2026
10:26
Dolar - Euro - TL Kuru 21 Temmuz 2026
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Misafir Kalem
  3. Suriyeli mülteciler ve Kilis’e yansıyan olumsuzlukları / Ecz. İbrahim Beşe
Yayınlanma: 21 Ağustos 2013 - 17:44

Suriyeli mülteciler ve Kilis’e yansıyan olumsuzlukları / Ecz. İbrahim Beşe

21 Ağustos 2013 - 17:44
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Suriyeli mülteciler ve Kilis’e yansıyan olumsuzlukları / Ecz. İbrahim Beşe
Misafir Kalem

Bir süredir dünyevi işlerden fırsat bulup ziyaret edemediğim şehrimi ziyaret etmek, büyüklerin ellerinden öpmek, dostlarla hoşbeş etmek, kabristan ziyaretinde bulunmak üzere Ramazan Bayramında Kilis’teydim. “Keşke Kilis’e gelmişken çocuk olsaydım da, bayram yerine gidip, naarbaya, salıngaca binip, haytayla, tulumbada yapılmış dondurma yiyip, sofdağ gazozundan içebilseydim!” Demekten kendini alamıyor insan.

Büyük şehrin koşturmacalı ortamından uzaklaşmak, bir süreliğine de olsa beton yığınlarından kurtulmak, doğup büyüdüğümüz şehri dolaşmak, anıları tazelemek, Kilis Müzesini gezmek, restore edilen tarihi eserleri görmek, çocukluğumuzdan beri avlusunda koşup oynadığımız Tekye Camisinde namaz kılmak, yeni ve modern yerleşim alanlarını dolaşmak, Şeyh Muhammed, Resul Osman ve Şörahbil tepelerine çıkıp şehri temaşa etmek, fotoğraflar çekmek ve tabii ki katmerinin, tava kebabının, incirin, üzümün tadına bakmak insana huzur veren duygular. Ancak, Suriye’de ortaya çıkan savaşla birlikte, Kilis’te endişe verici olumsuz gelişmelere tanık oluyoruz.

Bu olumsuzlukları Kilis’e gidip gelen dostlarımdan duyuyor, ancak inanmakta güçlük çekiyordum. Belki de göz görmeyince gönül katlanıyordu. Tekye camii, Ulu cami, Karakadı camii, Mevlevihane, eski Hükümet Binası, kasteller, tarihi hamamlar karşısında, kabristanda, bağlarda, zeytinliklerde vs dolaşıp, eski dostlarla sohbet edip, “tamam Kilis’teyim” diye düşünürken, birden yanınızdan alışık olmadığımız, kimisi Arap kıyafetleri, kimisi sakallı kamuflaj elbiseleri ile yüksek sesle Arapça konuşan çok sayıda insanlar geçiyor. Trafik kurallarını tanımayan Suriye plakalı arabalar, eksoz denetimi görmemiş aşırı gürültü kirliliğine neden olan irili ufaklı motosikletler karşısında neye uğradığımızı şaşırıp, nereye geldim? Burası Kilis mi? Demekten kendimizi alamıyoruz.

Aklımıza dünyaca tanınmış dil bilimcisi, Türkolog, Divan’ül Lügat’it Türk’ü düzenleyen hemşerimiz Kilisli Muallim Rıf’at Bilge’nin; Kilis Türkmen ilidir. Dili Oğuz dilidir. Suyu ab-ı hayattır. Yeli cennet yelidir. Dizeleri geliyor. Kilis’te, parklarda derme çatma bezlerden oluşturulmaya çalışılmış çadırlarda, cami avlularında, virane misali mekânlarda barınmaya çalışan binlerce Suriyeliyi görünce endişelerimiz daha da artıyor. Bu insanlar savaşın o korkunç yüzünü görmüş ve can havliyle Türkiye’ye sığınmışlar. Çocuklar, en çokta ezilen, geleceklerinden habersiz, dünyanın her yerinde olduğu gibi koşup oynayan masum çocuklar. Sokak kenarlarında çamaşır, bulaşık yıkayan kadınlar, ev hizmetlerini bu koşullarda yerine getirmeye çalışan kadınlar. Evlenip bir yuva kurma hayalleri yerine, kendisini bu bez parçalarının altında bulan genç kızlar.

Elbette Türkiye Cumhuriyeti’nin önceden gerekli tedbirleri alması şatıyla, bu din kardeşlerimize kapılarını açmaktan başka çaresi kalmamıştı. Suriyelilere Gaziantep’te de rastlanıyor. Ancak Gaziantep büyük nüfusu, güçlü ekonomisi sayesinde sorunların üstesinden gelmiş görünüyor. Zaten fakir, mesleksiz Suriyeliler Kilis ve benzeri şehirlere, yatırım yapabilen, meslek sahibi, kendine yeten Suriyeliler ise Gaziantep ve benzeri şehirlere yerleşmiş.

Tarihe dönüp baktığımızda, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile önce İngilizlerin, sonra da Fransızların işgaline uğrayan, 20 Ekim 1921 tarihli anlaşma ile Anadolu’dan koparılan Suriye, 1936 Eylül’ünde bağımsızlık verilmesine kadar emperyalistler tarafından sömürüldü. Böylece emperyalizmin çirkin yüzü bir kez daha açıkça ortaya çıkmış oldu. Emperyalizm sömürmeye gelince ortaya çıkar, insanlık, yardım, ahlak söz konusu olunca ortadan kaybolur.    

Biz yine Kilis’te ki Suriyeli mültecilerin dramına dönelim. Kilis Belediyesi, Valilik, sivil toplum kuruluşları, ancak 80 bin kişiye hizmet verebilecek kapasiteye göre organize olmuş kuruluşlardır. En iyimser tahminle şehirdeki toplam nüfus iki katına çıkarsa, öncelikle sağlık alanında sıkıntılar, dramlar yaşanmaya başlanır. Örnek olarak; Kilis kanalizasyon sistemi artan nüfusun atığını çekemez. Buna bir de parklarda, çadır misali yerlerde yaşayan insanların, camilerin kısıtlı tuvaletlerinden başka, açık yerlere ihtiyaç giderme zorunda kaldıklarını ve belediyenin tüm iyi niyetli çalışmalarına rağmen çöplerini tam anlamıyla toplayamayacağını ilave ederseniz, bulaşıcı hastalıklarla yüz yüze kalınması kaçınılmaz olur.

Hele bir de açıkta satılan, hiçbir sağlık denetiminin olmadığı, savaşın korkunç yüzü ile yaşayan Suriye şehir ve köylerinden kaçak yollarla getirilerek satılan, tüketilen gıda maddelerini eklerseniz, toplumun sağlık riskinin baş edilemeyecek boyutlara ulaşmasının an meselesi olduğunu tahmin etmek güç olmaz. Bir diğer çok önemli sorun da güvenlik alanında görülmektedir. Kültürlerimizin farklı, dilimizin farklı, özellikle devlet ve demokrasi anlayışımızın farklı olduğu Suriyelilerle, Kilisliler arasında her an büyük sorunlar yaşanabilir.

Temizlik anlayışları, yüksek sesle gürültülü konuşma adetleri, trafik kurallarına uyum sorunları, kız alıp-verme kültürleri (çok eşlilik), bir ikametgâhta haddinden fazla ferdin barınma zorunlulukları, geçim ve barınma dertleri vs vs sebeplerle bireysel, toplumsal sorunlar, hatta çatışmalar yaşanabilir. Kilis halkı ile birlikte yaşamak zorunda bırakılmış Suriyelilerin, hiçbir denetime tabii tutulmadan, yasal olmayan yollarla sınırı geçerek Kilis’e yerleşmeleri başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Birçoğunun kayıt dışı olması, yaşam koşullarının zorluğu, ülkelerinde yaşanan savaş, bu insanları daha da hırçın, suça meyyal yapacağı halk arasında söylenmekte ve tedirginlik yaratmaktadır. Kilislilerin bir diğer şikâyeti de özellikle sağlık hizmetlerinden, devlet hastanesinden Suriyelilerin öncelikle yararlanması olmaktadır.

Yıllar önce bir Türk vatandaşı Kilisli ile evlenip, hem Türkiye Cumhuriyeti, hem de Suriye kimliğine sahip bir hanımefendi, sağlık sorunu için devlet hastanesine başvurduğunda, önce Türkiye Cumhuriyeti kimliğini gösterdiği için tedavi olamadığını, ancak Suriye kimliği ile tedavisine başlandığını anlatıyor. Ziyaret ettiğim Kilis Devlet Hastanesinde, başta doktorlar olmak üzere, tüm sağlık personelinin insanüstü bir gayretle çalıştığına, ettikleri Hipokrat yeminine sonuna kadar nasıl sadık kaldıklarına bizzat şahit oldum. Hepsini candan kutluyorum. Bir diğer sorunda adliye koridorlarında yaşanmaktadır.

Devlete ve yetkililerine saygıya, kanunlara uymaya alışık olmayan bu insanlarla büyük adli sorunlar yaşandığını Kilisli avukat hemşerilerimden öğreniyorum. 31. Ekim. 2002 tarihinde, 24980 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren kanunun, yasaklar bölümün 12. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında; “18 yaşından küçüklere hiçbir şekilde tütün mamulleri satışı yapılamaz” der. Kilis’te her köşe başında 8-10 yaşındaki çocuklar kutularda karton karton yabancı menşeli sigara satmaktadırlar.

 Bütün bu gördüğüm ve fotoğraflarla tespit etmeye çalıştığım ahval karşısında, şehrim adına, hemşerilerim adına, ülkem adına, Suriyeli vatandaşlar adına, insanlık adına derin bir üzüntü içersindeyim. Özet olarak, Kilis’te sosyal ve sağlık sorunları yaşanmaktadır. Kilis halkı ve Suriyeli mülteciler risk altındadır. Yetkililerin bir an önce bu sorunlara çözüm bulmak mecburiyeti vardır. Kilis’teki siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, aydınlar, Kilis’te yaşayan, Kilis dışında yaşayan bütün Kilisli hemşerilerim, siyasi partilere, ilgililere, yetkililere, Ankara’ya, hatta bütün dünyaya yardım çağrısı sesinizi duyurun. Yarın çok geç olabilir!  

20. Ağustos. 2103 Ecz. İbrahim Beşe       

Bu yazı 666 defa okunmuştur.
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin - 21 Haziran 2026
  • BTP'ye üye olmanın tam zamanı / HARUN KAYACI - 14 Haziran 2026
  • SEYREYLE GÜZEL KUDRETİ MEVLAM; - 24 Şubat 2026
  • Sanal bahis bağımlılığı hepimizi tehdit ediyor / Nur Pak - Uzman Klinik Psikolog - 22 Kasım 2025
  • Geleceği savunmak… / Taner Tümerdirim - 12 Ekim 2025
  • Doğruları söylemek… / Taner Tümerdirim - 14 Ekim 2024
  • Kulp'a kadın eli değecek /HATİCE KÜBRA KEPEKÇİ - 22 Şubat 2024
  • Muhalif Basına AÇIK MEKTUP! - 26 Kasım 2023
  • Zabit ve Kâtip Osman Nuri Tercüme-i Hal - 10 Ekim 2022
  • DOKTOR MUHİTTİN "FİGANİ" - 08 Ekim 2022
  • Almanya da çözümü MEM'de buldu - 17 Eylül 2022
  • Arifler ölmez maruf olur, aşıklar ölmez maşuk olur (Akın Aydın) - 13 Nisan 2022
  • Haydar Hoca'nın izinde… - 07 Şubat 2022
  • AKCURUN CAMİ - 03 Ekim 2021
  • AKCURUN CAMİ/ UĞUR ELHAN - 03 Ekim 2021
  • Havası mest eder güzel Kilis'in / Şiir / MESUT YAMAN - 06 Mayıs 2021
  • 14 Nisan Unutulur mu? (Tamer Tümerdirim) - 13 Nisan 2021
  • Rahmet ve af gecesi Beraat /MEHMET YAŞAR YİĞİT - 27 Mart 2021
  • Recep tövbe aydır / Yaşar Yiğit - 10 Mart 2021
  • Kahraman Türk Kadını (Hüseyin Baş) - 08 Mart 2021
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 22
Köşe Yazarları
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Güner Özbalcı
Ah !! O eski Kilis Konakları 
Mehmet Beşe
Mehmet Beşe
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE GIDA SEKTÖRÜ
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
Prof. Dr. Erdoğan Taşkın
KOŞMAK NEYE YARAR?
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Misafir Kalem
Dış borçlarımızı tek kalemde ödemenin yöntemi nedir? / Ali Gülelçin
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi
Ankara'da NATO, Gündemde Trump
Mustafa Çobanoğlu
Mustafa Çobanoğlu
Mukaddes Vatanın "Mavi Otları"
Prof. Dr. Haydar Baş
Prof. Dr. Haydar Baş
Kaybolan prestijimiz ve Kıbrıs
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Uğur Kepekçi
Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin
Alaaddin Özkar
Alaaddin Özkar
90 Dakika Futbol, Yıllarca Hatırlanacak Bir Duruş
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi
Kupayı Sistem Kazandı
Çok Okunan Haberler
KEPEKÇİ:
KEPEKÇİ: "İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIP ESNAF GİBİ YÜK TAŞIYORLAR"
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
BTP HALK BULUŞMALARI BAĞCILAR YENİGÜN MAHALLESİ'NDE DEVAM ETTİ
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Kilis, İstanbul'da Gönülleri Fethediyor
Ana Sayfa
Ekonomi
İslam
İlçeler
Kilis Güncel
Ulusal Kongreler
Analiz
Eğitim
Siyaset
Vefat
Spor
Bitki Rehberi
Güncel Haberler
Kültür & Sanat
Teknoloji
Sağlık
Dünya
Türkiye
Videolar
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Analiz
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • İlçeler
  • İslam
  • Kilis Güncel
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

kilispostasi.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.